İçinde KAYGAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kaygan" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kaygan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kaygan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kaygan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KAYGAN

Islak veya düz olduğundan kaydırıcı özelliği bulunan veya üzerinde kayılan, zıypak.

KAYGANLI

Manisa kenti, Akhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KAYGANLAŞTIRICI

Müdahale yapacak el, alet veya doğuma yardım sırasında, iki yüzey arasındaki sürtünmeyi azaltmak amacıyla kullanılan kayganlık sağlayıcı bitkisel yağ, vazelin, metil selüloz, karboksimetil selüloz gibi maddeler, lubrikant.

KAYGANLIK

Kaygan olma durumu.

KAYGANALIK

Kaygana için gereken (malzeme).

KAYGANA

Omlet. Yumurta çalkanarak yapılmış olan bir tatlı türü.

KAYGANACIK

Geniş, yuvarlak yapraklarının içinden çıkan filizlerin ucunda, sarı çiçek açan, özsuyu beyaz bir yaban bitkisi.

  -   -   -  

Anlamında KAYGAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAYGAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CIYPAK

Kaygan toprak.

KUŞE

Özen isteyen baskı işlerinde kullanılan, parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan kâğıt.

SÜMÜK

Sümük doku hücrelerinin ve üzerinde bulunan bezlerin, doku yüzünde nemli, akıcı, kaygan bir tabaka oluşturan salgısı.

GAYGANA

Yumurta ve un, yağda kızartılarak yapılan bir çeşit omlet. Yumurta un ve benzerleri şeyler, yağda kızartılarak yapılan bir çeşit tatlı. Yumurtaya batırılarak yağda kızartılan ekmek. Yağda kızartılarak yapılan bir çeşit börek. Toprağın sertleşmesi hali: Tarla, su görüpte havalar kurak gidince kaygana gibi kaldı. Bahçıvan tırmığı. Yağda kızartılarak yapılan ince mısır ekmeği. Küçük, demir tırmık. (Satılmış Eskişehir). Un, yumurta ve yağla yapılan aş. Pekmez, un ve yağla yapılan tatlı.

CIZGIT

Düz ve kaygan bir taşı, yere çizilmiş çizgiler üzerinden, tek ayakta iterek geçirme, çizgi oyunu.

KAYPAK

Kayağan, kaygan. Dönek.

YIVIŞIK

Islak, kaygan, yapışkan. Yılışık.

BEAGLEKÖPEĞİ

İngiltere'den köken alan, muhtemelen Harrier ile İngiltere'deki diğer tazıların birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, gruplar hâlinde, tek tek veya çiftler hâlinde tavşan, sülün ve bıldırcın avlamak için kullanılmış, ufak yapılı, sağlam bünyeli, vücut hatları köşeli ve çok hareketli, kürkü kısa tüylü, kaygan ve bakımı kolay, rengi kızıl ve beyaz, turuncu ve beyaz, sarı ve beyaz olmak üzere üç renk olabilen, düz ve karışık tüylü olmak üzere tüylerinden ayırt edilebilen iki alt tipi bulunan, gözleri kahverengi ve karakteristik bir yalvaran bakışı olan, nazik, tatlı, hayat dolu, meraklı, sosyal, cesur ve akıllı bir yapıda, en popüler koku alan tazılardan olan, av köpeği ve bekçi köpeği olarak yetiştirilen ayrıca mükemmel bir narkotik arama köpeği ve harika bir aile dostu da olabilen, kimi doğuştan ve kalıtsal hastalıkların sıklıkla görüldüğü ve ufak olduğu için tıbbi deneylerde kullanılan köpek ırkı.

VAKS

Bal mumunun sanayide mat yüzeyleri parlak ve kaygan duruma getiren türü.

KEMENT

Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip. İdam için kullanılan yağlı kayış.

YALÇIN

Dik, sarp. Düz, kaygan.

PATİNAJ

Buz pateni. Yolun kaygan olması dolayısıyla tekerleklerin dönmesine rağmen taşıtın ilerleyememesi.

KAYDIRAK

Yassı, kaygan çakıl. Çocukların böyle bir taşı ayakla kaydırarak oynadıkları oyun. Çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı. Tomrukların kolay taşınması için dağdan kaydırıldığı yer.

KREPSATEN

İpekli, parlak ve kaygan bir tür ince kumaş.

CIZIKAM

Düz ve kaygan bir taşı, yere çizilmiş çizgiler üzerinden, tek ayakta iterek geçirme, çizgi oyunu.

AHDARI

Beyaz, parlak ve kaygan tanelerinin kabuklarını ayırdıktan sonra çorbası ve yemeği yapılan bir bitki.

ZIYPAK

Kaygan.

SABUNLAMAK

Herhangi bir şeyi sabun sürerek yıkamak. Bir nesneyi sabun sürerek kaygan duruma getirmek.

KAYMAK

Sütün ya da yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Anlamı değişmek. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Durum değiştirmek. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Kurtulmak. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.

AVANET

Kaygana.