İçinde KAVUŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kavuş" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kavuş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kavuş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kavuş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KAVUŞTURABİLMEK

14 harfli kelimeler

KAVUŞTURABİLME

12 harfli kelimeler

KAVUŞUVERMEK, KAVUŞUKLAMAK, KAVUŞABİLMEK

11 harfli kelimeler

KAVUŞTURMAK, KAVUŞUVERME, KAVUŞABİLME

10 harfli kelimeler

KAVUŞULMAK, KAVUŞTURMA, KAVUŞTURAN

8 harfli kelimeler

KAVUŞMAZ, ŞALKAVUŞ, KAVUŞTUK, KAVUŞLAK, KAVUŞKAN, ÇALKAVUŞ, KAVUŞTAK, KAVUŞMAK

7 harfli kelimeler

KAVUŞMA, KAVUŞAK, KAVUŞUK, KAVUŞUM

5 harfli kelimeler

KAVUŞ

Bazı kelimelerin anlamları

KAVUŞ

Tahta. Koğuş.

KAVUŞABİLME

Kavuşabilmek işi.

KAVUŞUVERMEK

Ansızın veya çabucak kavuşmak.

KAVUŞTURMA

Kavuşturmak işi. Erkek gömleği. Yelek. İş gömleği. Evleğin yarısı.

KAVUŞTURMAK

Kavuşmasını veya kavuşmalarını sağlamak.

KAVUŞABİLMEK

Kavuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAVUŞULMAK

Bir araya gelinmek, birleşilmek.

KAVUŞTURABİLME

Kavuşturabilmek işi.

KAVUŞTURABİLMEK

Kavuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAVUŞUKLAMAK

Elde etmek.

KAVUŞLAK

Mor renkli yaban menekşesi.

KAVUŞUVERME

Kavuşuvermek işi.

ŞALKAVUŞ

Gelişigüzel, özensiz.

KAVUŞMAZ

Bir eğrinin, değişkeni sonsuza doğru giderken yaklaştığı erey doğru. Bir eğriye yaklaşarak giden, ancak onunla sonlu bir uzaklık içinde kesişemeyen doğru. Bir eğriye sonsuzda teğet olan başka bir eğri.

KAVUŞTURAN

Erzurum şehrinde, Pasinler ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KAVUŞTUK

Bitlis şehri, Göldüzü bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

  -   -   -  

Anlamında KAVUŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAVUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İÇTİMA

Askerlerin silahlı ve donatılmış olarak toplanmaları. Kavuşum. Toplanma, toplantı.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

BULUŞMAK

Bir araya gelmek. Kavuşmak. Önceden belirlenmiş bir yer ve zamanda bir araya gelmek. Karşılaşmak.

CENNET

Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer. Çok güzel, huzur veren (yer). Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

BULMAK

Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.

KİMONO

Japonların önden çapraz olarak kavuşan uzun ve geniş kollu ulusal giysisi. Geniş kollu sabahlık.

İYİLEŞTİRMEK

İyileşmesini sağlamak, sağlığına kavuşturmak, tedavi etmek. Eksikliğini, bozukluğunu gidermek, ıslah etmek.

FERMENE

Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi.

DOLAMAK

İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak. Sarmak, kavuşturmak.

İSTİFSAR

Bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamaya çalışma, sorma.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ELVEDA

Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz. Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken "Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun" anlamlarında kullanılan bir söz.

ERMEK

Erişmek. Ürün olgunlaşmak. Kendini Tanrı yoluna vermiş kimse insanüstü kutsal bir aşamaya erişmek. Kavuşmak. İnsan veya bitki büyüyüp gelişmek, yetişmek. Yetişip dokunmak.

GENÇLEŞTİRMEK

Yeniden gençliğine ve dinçliğine kavuşturmak. Bir kuruluşu genç üyelerle canlandırmak. Genç göstermek.

KESİŞMEK

Birbirini kesmek. Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak. Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak. Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak.

DELTA

Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D). Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova, çatal ağız.

KAVUŞMA

Kavuşmak işi, buluşma, telaki. Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi.

KAVŞAK

Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer. Bir ırmağın denize veya başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer, munsap.

İLTİSAK

Kavuşma, bitişme, birleşme.