İçinde KASIK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kasık" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kasık bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kasık ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kasık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KASIK

Vücudun karın ile uyluk arasındaki bölümü.

KASIKLAMAK

Bıçaklamak.

KASIKKÜFLÜCESİ

Asalak mantarların, üreme örgenleri çevresine yerleşmesinden doğan deri hastalığı.

  -   -   -  

Anlamında KASIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KASIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KARIN

İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. Mide. Döl yatağı. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. İç, gönül, akıl, kafa.

GARŞUH

Kasık.

KIRKAYAK

Eklem bacaklıların çok ayaklılar sınıfına giren, taşların altında yaşayan, vücudu yuvarlak ve uzun bir böcek (Julus terrestris). Kasık biti.

ECİYH

Fıtık; fıtık yerleri; kasık.

GARŞUHBAĞI

Kasık bağı.

YUMURCAK

Yaramaz küçük çocuk. Veba hastalığında koltuk altında veya kasıkta çıkan çıban.

GÖTÜRGE

Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta etrafında dönen kol, kaldıraç, manivela. Değirmen taşını kaldırmak ve indirmek için kullanılan ağaçtan yapılmış bir çeşit ayar aracı. Öğütülecek buğdayı değirmen teknesinden taşın altına yavaş yavaş döken araç. Döveni ata bağlayan ipe takılı ağaç. Tahta sandalye, iskemle. Kasık bağı. Yük. İş.

ABIR

Obur, çok yiyen. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Utanma, hicap, haya. Kılık, kıyafet, biçim. Utanma, hicap, hayâ.

HIYARCIK

Kasık lenf bezlerinin iltihaplanması.

BACAK

Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

ABUR

Obur, çok yiyen. Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Kılık, kıyafet, biçim. Öğme, medih. Karalâhana, fasulye ve mısır unu ile yapılan bir çeşit yemek. Kekliklerin gelme zamanında ilk gelen keklikler.

GASSIH

Eski türkçe kasıg: kasık.

GISNIK

Kasık.

KAMRIK

Böğür, kasık üstü.

YARIMLIK

Sakat ve sağlıksız olma durumu. Fıtık. Yarım altın. Kasık fıtığı. Şiniğin yarısı.

İNGUİNALİS

Kasığa ait, kasık bölgesiyle ilgili olan.

İNGUEN

Kasık.

GASIK

Bir tarafı tam gelişememiş ve olgunlaşamamış kavun ya da karpuz. Kasık.

GÖTÜRGÜ

Kasık bağı. Kerpiç yapmak için çamuru kalıba götüren araç. Kadınların, bebeklerini sırtlarında taşımak için kullandıkları, ipten örülerek yapılmış araç.

ECİK

Küçük çocukları eğlendirmek için söylenen söz. Kasık. Yağmurdan ıslanmış buğday ya da arpa. Küçük çocuk. Köpek yavrusu. Tırpanın sapındaki elle tutulan ağaç kısım. Az, çok az, azıcık, biraz, küçücük. İri bulguru ayırmakta kullanılan kalbur. (Tokat).