Kelimeler arşivinde; içinde "karın" olan, toplam 60 tane kelime bulunuyor. İçerisinde karın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu karın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında karın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARINCAKUŞUGİLLER
KARINCALIDIRNAK, KARINDANKONUŞAN, KARINCAİNCİTMEZ
AŞAĞIKARINCALI, KARINDAŞLAŞMAK, KARINGENİŞLİĞİ, YUKARINASIRLAR
YUKARINARLICA, KARINCALAŞMAK, KARINCALANMAK, YUKARINASIRLI, KARINCAASLANI, DEVEKARINCASI
KIZILKARINCA, KARINCALAMAK, KARINCAAYAĞI, AKKARINCALAR, KARINCALANMA, KARINCASEVER, KARINCAYİYEN, KARINCALANIŞ, KARINCAEZMEZ
KARINCABAŞI, KARINGEVENİ, KARAKARINCA, ATLIKARINCA, YUKARINARLI, KARINCAKUŞU
KARINCAKÖY, KARINCALAR, KARINCIMAK, KARINCASIZ, KARINCAMAK, KARINCALIK, BOZKARINCA, KARINCACUK, KARINCACIK, KARINLAMAK
KARINTASI, KARINCALI, KARINLAMA, KARINBAĞI, KARINALTI, AKKARINCA
KARINKAÇ, TARKARIN, KARINCIK, KARINSIZ, KARINGAÇ, KARINMAK, KARINDAŞ, KARINCAK, KARINAŞI
KARINLI, KARINMA, KARINTI, KARINCA, KARINSA
KARIN
KARIN
İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. Mide. Döl yatağı. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. İç, gönül, akıl, kafa.
KARINGENİŞLİĞİ
Hoşgörü.
KARINCAKUŞUGİLLER
(Formicariidae ) Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının bağırganlar (Clamatores) üst-familyasına giren bir familyası. Gagaları kısa ve yuvarlaktır. Tüyleri yün gibidir. İyi uçamazlar. Güney Amerikanın kuzey ormanlarında yaşarlar Ateşgöz (Pyriglena leucoptera) türü iyi bilinir.
AŞAĞIKARINCALI
Şanlıurfa şehrinde, Suruç belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KARINDAŞLAŞMAK
Birbirini kardeş edinmek.
KARINCALANMAK
Bir yere, bir şey üzerine karınca üşüşmek. Vücudun bir yerindeki uyuşukluktan sonra, kan dolaşımının başlamasıyla o yerde karıncalar dolaşır gibi bir izlenim uyanmak. Metal yüzeylerde pas yüzünden yer yer ufak delikler oluşmak. Verici veya alıcıdaki bozukluk sebebiyle televizyonda görüntü bozulmak. Aşırı zihin yorgunluğundan dolayı bir şeyi, bir durumu kavramada zorluk çekmek. Tüfek namlusunun içi paslanmak, çürümeye başlamak.
YUKARINARLICA
Van şehri, Çatak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KIZILKARINCA
Kırmızımsı renkte olup, ormanlarda yaşayan ve kimi yaprak solucanlara arakonakçılık edebilen karınca; orman karıncası, kırmızı orman karıncası.
YUKARINASIRLAR
Diyarbakır ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KARINCALIDIRNAK
Çivi tutmayan, çürümüş, at, eşek ve benzerleri hayvan tırnağı.
KARINDANKONUŞAN
Sesi diyaframa iterek karnından konuşma becerisi gösteren kişi.
KARINCAASLANI
Sinirkanatlılardan, kızböceklerine benzeyen ve başka böcekler yiyerek yaşayan böcek; karıncayiyen.
DEVEKARINCASI
Atlıkarınca.
YUKARINASIRLI
Adıyaman ilinde, Belören bucağına bağlı bir bölge.
KARINCAİNCİTMEZ
Karıncaezmez.
KARINCALAŞMAK
İpek böcekleri ilk uykularına yatmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATARDAMAR
Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından vücudun diğer bölümlerine kan taşıyan damar, şiryan, arter.
GÖBEK
İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk. Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri. Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı. Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim. Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça. Değirmen taşının ortası. Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer. Kuşak, nesil, batın. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı. Yağ bağlamış şişman karın.
ÇIKARCI
Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan (kimse), çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar.
HESAPÇI
Hesabını iyi bilen, tutumlu, hesabi. Çıkarını kollayan, davranışlarını buna göre düzenleyen (kimse), hesabi.
BATIN
Karın. Kuşak.
FITIK
İç organlardan bir parçanın, genel olarak bağırsak bölümünün karın çeperlerini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik yapması, kavlıç, yarımlık.
ARILAR
Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası.
DAMACANA
Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe.
GÖĞÜS
Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü, sine. Bu bölümün içindeki organlar. Meme. Bu vücut bölümünün ön tarafı, sırt karşıtı.
BÖCEK
Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar.
AKCİĞERLİLER
Karından bacaklı yumuşakçaların tek ciğerle soluk alan bir takımı.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
DİVİK
Akkarınca.
CIMBIZLAMAK
Cımbızla yolmak. Dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri cımbızla temizlemek. Kendi çıkarına uygun düşen noktaları asıl konu içinden özellikle ayırıp ön plana çıkarmak.
DİYASTOL
Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi. Gevşeme.
BENCİLİK
Benci olma durumu, hodpesentlik, egoizm. Kendi benini ve çıkarını hayatın mutlak ilkesi yapan anlayış. İnsanın bütün eylemlerinin ben sevgisiyle belirlenmiş olduğunu, buna göre ahlaklılığın da yalnızca kendini koruma içgüdüsünün bir biçimi olduğunu ileri süren öğreti.
BEL
İşaret. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi. Ses şiddetiyle ilgili birim. Geminin orta bölümü. Meni.
BUKALEMUN
Bukalemungillerden, 20-30 santimetre boyunda, renk değiştirmesiyle ünlü bir tür sürüngen, kaya keleri (Chamaeleo chamaeleon). Davranışını, görüşünü çıkarına göre değiştiren kimse.
BÖCEKLER
Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.
DİYAFRAM
Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas. Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.