Kelimeler arşivinde; içinde "kalıp" olan, toplam 28 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kalıp bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kalıp ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kalıp olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BASMAKALIPLAŞMAK
KALIPLAŞMIŞLIK, KALIPLAŞTIRMAK
BASMAKALIPLIK, KALIPLAŞTIRMA
KALIPSIZLIK, KALIPLANMAK, KALIPLAŞMAK, KALIPLAŞMIŞ, KALIPLATMAK
KESMEKALIP, BASMAKALIP, KALIPSIZCA, KALIPLILIK, KALIPLATMA, KALIPLAŞMA, KALIPLANMA, KALIPLAMAK, KALIPÇILIK
KALIPLICA, KALIPLAMA, KALIPSAMA
KALIPSIZ, KALIPLIK
İÇKALIP, KALIPLI, KALIPÇI
KALIP
KALIP
Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Gösterişli görünüş. Biçim, durum. Biçki modeli, patron. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Genellikle küp biçiminde yapılan.
KALIPSIZCA
Kalıpsız bir biçimde.
KALIPLAŞMIŞLIK
Kalıplaşmış olma durumu.
BASMAKALIPLAŞMAK
Basmakalıp durumuna gelmek.
KESMEKALIP
(Resim) Gölge görüntü tekniğinde kullanılan içi oyulmuş teneke ya da karton kalıp.
KALIPLATMAK
Kalıba vurdurmak.
KALIPLANMAK
Belli bir kalıp verilmek, kalıba vurulmak.
BASMAKALIPLIK
Basmakalıp olma durumu.
KALIPLAŞMIŞ
Durumunu sürdüren, belli bir durumun dışına çıkmayan.
KALIPLATMA
Kalıplatmak işi.
KALIPLAŞTIRMA
Kalıplaştırmak işi.
KALIPLAŞMAK
Belli bir biçim almak, klişeleşmek. Görevini yitirmek. Durumunu sürdürmek, belli bir durumun dışına çıkmamak.
KALIPLAŞTIRMAK
Kalıplaşma işini yaptırmak.
BASMAKALIP
Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan, harcıâlem, klişe. Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni tekrarlayan bir biçimde, sloganvari.
KALIPLILIK
Kalıplı olma durumu.
KALIPSIZLIK
Kalıpsız olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KALIP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DURAK
Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer. Kısa bir süre konaklanacak, durulacak yer. Cümle sonundaki nokta. Çok sayıda taksinin bir arada çalıştığı ve bağlı olduğu işletme. Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri. Konuşmada, anlamın gerektirdiği biçimde kelimeler arasındaki ses kesintisi. Bir ölçü uzunluğunda susma.
GALE
İçerisinde kalıp yapılmış olan üç tarafı kaplı, bir tarafı açık tepsi şeklinde dizgi aleti.
AHIRLAMAK
Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak.
DEYİM
Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir.
KALIPÇILIK
Kalıpçının yaptığı iş.
BÜKÜCÜ
Ağaç veya kontrplakları kalıpla, elle bükerek şekil veren kimse.
HURUFAT
Harfler. Basımda, baskı işinde kullanılan metal vb. bir maddeden yapılmış harf, rakam veya başka işaret kalıpları. Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü.
BASMACI
Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.
KALIPLAMA
Kalıplamak işi.
BEKLEMELİ
Sınıfta kalıp derslere devam etmeyen (öğrenci).
ISTAMPA
Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basılan biçim. İçinde, mühür, damga vb.ni mürekkeplemeye yarayan çuha bulunan kutu. Bu tür biçim veya resimleri basmaya yarayan kalıp, damga, mühür.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
DÜZGÜSEL
Kurallarla, yasalarla ilgili olan, kural, yasa koyan, normatif. Belirlenmiş kalıplar içinde olan, normatif.
KALIPÇI
Kalıp yapan veya satan kimse. Beton kalıplarını yapan kimse. Görevi herhangi bir şeyi kalıba vurmak olan kimse.
FORMÜL
Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.
EMEKTAR
Bir görevde uzun süre kalıp o işe emeği geçmiş olan (kimse). Çok kullanılmış, eski.
BEYLİK
Bey olma durumu. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. Hükûmet. Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. Rahat yaşama. Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. Basmakalıp. Herkesin kullandığı, herkesin bildiği.
BASKICI
İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
AYAZLAMAK
Hava ayaza çevirmek. Boş yere beklemek, eline bir şey geçmemek. Ayazda kalıp üşümek.
BASI
Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.