Kelimeler arşivinde; içinde "kaldırı" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kaldırı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kaldırı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kaldırı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KALDIRILIVERMEK
KALDIRIMSIZLIK, KALDIRILIVERME
KALDIRIVERMEK, KALDIRIMCILIK
ORTAKALDIRIM, KALDIRIVERME, KALDIRIMBAŞI
KALDIRILMAK, KALDIRIMSIZ, KALDIRIMKÖY, KALDIRILMIŞ
KALDIRILIŞ, KALDIRIMLI, KALDIRILMA, BAŞKALDIRI, KALDIRIMSI, KALDIRIMCI
KALDIRICI
KALDIRIK, KALDIRIŞ, KALDIRIM
KALDIRI
KALDIRI
Güç: Onun kaldırışı çok yüksektir.
KALDIRILIŞ
Kaldırılma işi.
KALDIRIMBAŞI
Çanakkale şehrinde, Biga ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KALDIRIVERMEK
Çabucak kaldırmak.
KALDIRIMCILIK
Kaldırımcının yaptığı iş. Kaldırımcı olma durumu.
KALDIRILMAK
Kaldırma işi yapılmak.
KALDIRILMA
Kaldırılmak işi. Birbiri ardınca gelen iki kelimeden birincisinin sonundaki açınığın ikincisinin başındaki açınık karşısında düşmesi: "Ne eyliyeyim" yerine "Neyliyeyim" gibi.
KALDIRILIVERME
Kaldırılıvermek işi.
KALDIRILIVERMEK
Çabucak kaldırılmak.
KALDIRILMIŞ
mülga.
KALDIRIMSIZLIK
Kaldırımsız olma durumu.
KALDIRIMSIZ
Kaldırımı olmayan. Kaldırım olmadan.
KALDIRIVERME
Kaldırıvermek işi.
KALDIRIMKÖY
Diyarbakır kenti, Pirinçlik bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KALDIRIMLI
Kaldırımı olan.
ORTAKALDIRIM
Sokaklarda ve özellikle anayollarda, yayaları taşıt dolaşımının çekincelerinden korumak için yol ortasına yapılmış, yol düzeyinden yüksekte yer alan durma ve geçme yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde KALDIRI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EĞRETİ
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Takma.
BADAS
Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.
ASİLİK
Başkaldırıcılık.
GİDERİLMEK
Ortadan kaldırılmak, yok edilmek.
ÇÖKERTME
Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.
ANESTEZİ
Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.
AYAKLANMA
Ayaklanmak işi. Başkaldırı.
FİŞKA
Çipo tırnağını kaldırıp asmak için geminin kenarında bulunan sabit veya hareketli demir askı.
BERTARAF
Kaldırılmış, giderilmiş.
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
ENTİMEM
Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
ASES
Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. Gece bekçisi.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
DEVRİLMEK
Devirme işi yapılmak. Dönmek. Yok edilmek, ortadan kaldırılmak.
DALGALANMA
Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.
BORDÜR
Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar. Cilt kapağındaki kalın çizgiler. Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü. Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü.
BAYRAK
Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak. Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak sopa. Simge, sembol. Öncü. Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı. Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol.
GİDERTMEK
Giderilmesine, ortadan kaldırılmasına yol açmak.
ATKUYRUĞU
Atkuyruğugillerden, kök sapı ömürlü olan, genellikle nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki, zemberek otu (Equisetum arvense). Genç kızların saçlarını başlarının arkasına toplayarak uç bölümünü kaldırıp serbest bıraktıkları saç biçimi.