İçinde KABİLE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kabile" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kabile bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kabile ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kabile olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KABİLE

Boy.

  -   -   -  

Anlamında KABİLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KABİLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KALMUK

Göz kapağı : Gözlerimin kalmuğu şişti. Göz kapağı. Tüylü yün kumaş. Asya'da eski bir Moğol kabilesinin adı.

HİPONİTREMİ

Bazen kötü beslenme veya aşırı beslenmeyle birlikte ortaya çıkabilen kan azotunun düşük düzeylerde olması durumu.

APDAL

Çingene. Dilenci. Davul, zurna çalan, çalgıcı (çokça çingene). Sünnetçi. Serseri. Çingene gibi göçebe hayatı süren bir kabile. Görgüsüz. Bencil, kıskanç. Çingene, çalgıcı çingene. Alık, sersem.

BASBARİTON

Basın çıkamadığı ince tonlara çıkabilen, buna rağmen basın indiği kalın ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatçı.

AFA

Kabile, devlet. Gönül, iç: Tatlı tatlı konuşmasından afam açıldı.

DEĞİŞKE

Varyant. Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik, modifikasyon.

BOY

Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.

ŞEYH

Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse. Arap kabile ve aşireti başkanı. Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.

İLBOY

Ahali, halk. Kabile.

NAKİP

Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili. Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede.

KERGİN

Karmakarışık durumda olan aşiret ve kabileler.

KALDIRAÇ

Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, manivela.

KLAVYE

Parmaklarla hareket ettirilen piyano, org vb. çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde değişmez bir eksen çevresinde inip kalkabilen, istenilen işe göre düzenlenmiş bazı mekanizmaları çalıştıran kaldıraç kollarının, tuş sıralarının bütünü.

HÖYÜYH

Kazıldıkça içerisinden eski kalıntı eserler çıkabilen küçük tepe.

FETOTOMİ

Yavrunun doğum kanalından çıkabilecek kadar küçük parçalara ayırarak dışarı alınması, embriyotomi.

GABİLE

Kabile, aşiret, karşılığı gabine.

SINIR

İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

ASİDOFİL

Asit seven, asit boyalara karşı bir çekimi olan, asit ortamlarda yetişebilen. Eozinofil. Asit seven, içindeki granülleri asidik doku boyalarıyla boyanan yapı veya hücreler. Stoplazmasında çok fazla granül bulunduran ve genellikle iki loplu çekirdeğe sahip olan, eozinle kolayca boyanan, bazı patolojik durumlarda sayıları artan ve damar dışına çıkabilen beyaz kan hücresi tipi, eozinofil, oksifil. Asit boyalarla kolaylıkla boyanabilen hücre, doku, mikroorganizma veya histolojik yapı. Asit ortamlarda iyi derecede üretebilebilen mikroorganizma. Ön hipofiz bezi lobundaki veya pankreas adacığındaki alfa hücresi. Asidofilik. Asit seven; asit boyalara karşı bir çekimi olan; asit ortamlarda yetişebilen.

GABİYLE

Kabile.

PIRTLAK

Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak. Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen.