İçinde İŞVE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "işve" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde işve bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu işve ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında işve olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

İŞVERENLİK, YEMİŞVEREN

7 harfli kelimeler

İŞVEREN, İŞVEKAR

6 harfli kelimeler

İŞVELİ

4 harfli kelimeler

İŞVE

Bazı kelimelerin anlamları

İŞVE

Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.

YEMİŞVEREN

Bitlis ilinde, Güroymak ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

İŞVEKAR

İşveli, nazlı, edalı.

İŞVEREN

İşçileri ücretle çalıştıran gerçek veya tüzel kişi, çalıştıran, patron.

İŞVERENLİK

İşveren olma durumu.

İŞVELİ

Nazlı, cilveli, edalı, şivekâr.

  -   -   -  

Anlamında İŞVE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İŞVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EDALI

Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan. Tavırları hoş olan, nazlı, işveli.

KIRITMA

Kırıtmak işi, cilve, işve.

SENDİKA

İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik.

SUBRET

Komedilerde hafifmeşrep genç kadın veya işveli hizmetçi rollerine çıkan kadın oyuncu.

FINDIKKIRAN

Fındık ve buna benzer kabuklu yemişlerin kabuğunu kırmaya yarayan araç. İşveli, şuh, baştan çıkarıcı kadın.

YELLİ

Yeli çok olan, rüzgârlı. Çok yellenen. İşveli, fıkırdak.

DİŞİ

Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).

ÇEPİRDEKLİK

Naz, işve, hafifçe hareket.

PATRON

Bir ticaret veya sanayi kurumunun sahibi, başı, işvereni. Kumaşın biçilmesine yarayan, bir giysi örneğindeki parçaların biçimine göre kesilmiş kâğıt, kalıp. Bir kuruluşta, bir iş yerinde makam bakımından yetkili kimse. Sözü geçen paralı kimse.

ÇALIŞTIRAN

İşveren.

BAYLANLIK

Baylan olma durumu. Şımarıklık, naz, işve.

KAŞELİ

Kaşesi olan. İşverenin, kendisine başkaca bir yükümlülüğü olmadan çalışma süresine göre ücret verdiği kimse.

EDA

Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.

ELCİ

Bazı yörelerde mevsimlik tarım işçisi toplayıp işçi ile işveren arasında aracılık yapan kimse.

PRİM

İşveren tarafından iş yapanı isteklendirip verimini artırmak veya sonuca daha kolay ve çabuk ulaşmasını sağlamak amacıyla verilen para. Sigorta kuruluşlarına bağlı olanların ödemek zorunda oldukları ücret. Pay senetlerinin asıl fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki artış.

DELAL

Tellal, bk. dellal. İnsana hoş, sevimli görünen hâl, naz, işve.

NAZLI

Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen, işveli, edalı. Üstüne titrenilerek, değer verilerek. Özen isteyen, nazik. Sağlığını, dayanıklılığını çabuk yitiren.

KUPON

Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş. Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri. Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça. Yalnız bir giysilik dokunmuş veya kesilmiş, üstün nitelikte (kumaş parçası).

MEHİL

Bir işin tamamlanması için tanınan ek süre, önel. İş sözleşmesine göre işçinin işine son verileceğinin işten çıkarılmadan önce işveren tarafından kendisine bildirilme süresi.

DAYANIŞMACILIK

Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti, solidarizm. İşverenler ile sendikaların birlikte ücretleri piyasa denge ücretinin altında belirledikleri toplu sözleşme sistemi.