Kelimeler arşivinde; içinde "içki" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde içki bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu içki ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında içki olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KİÇKİNEBİKE, İÇKİLLENMEK
BİÇKİCİLİK
İÇKİCİLİK
PİÇKİREN, İÇKİNLİK, İÇKİTMEK, HİÇKİRMA
İÇKİSİZ, BİÇKİCİ, İÇKİRLİ, İÇKİLİK, İÇKİLLİ
İÇKİCİ, İÇKİLİ
HİÇKİ, İÇKİL, BİÇKİ, İÇKİN
İÇKİ
İÇKİ
İçinde alkol bulunan içecek. Bu içeceği içme işi.
İÇKİCİ
İçki yapan veya satan kimse. Ayyaş.
KİÇKİNEBİKE
Küçük hanım.
İÇKİLİK
Sucuk.
İÇKİSİZ
İçki içmemiş olan. İçki içilmeyen. İçki içmemiş olarak.
İÇKİLLİ
Alıngan, işkilli, içli.
İÇKİRLİ
Alıngan, işkilli, içli.
PİÇKİREN
Kızılcığa benzeyen bir çeşit ağaç.
İÇKİTMEK
Kaybetmek.
BİÇKİCİLİK
Biçkicinin yaptığı iş.
İÇKİLLENMEK
Kuşkulanmak. İçerlemek, için için öfkelenmek.
İÇKİCİLİK
İçkicinin yaptığı iş. İçkici olma durumu.
İÇKİNLİK
İçkin olma durumu.
HİÇKİRMA
Hıçkırma.
BİÇKİCİ
Kumaşı belli bir modele göre biçen kimse.
İÇKİLİ
İçki içmiş olan. İçki içmiş olarak. İçki içilen.
Bu bölümde tanımı içerisinde İÇKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
APSENT
Pelinle kokulandırılmış sert bir içki.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
BALOZ
Gemici, işçi vb. kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili, danslı yer.
BEZM
İçki meclisi, dost toplantısı.
BOL
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
AKŞAMCI
Akşamları içki içme alışkanlığında olan kimse. Çalışmalarını daha yoğun olarak akşam saatlerinde yapan kimse.
ALKOLİZM
Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olma durumu.
ALKOLİK
Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olan (kimse).
APERİTİF
Ön içki. Yemek öncesinde yenen çerez vb. yiyecek.
CAM
Soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılmış olan sert, saydam ve çabuk kırılır cisim. Tümü veya bir bölümü bu maddeden yapılmış, sırça. Kadeh, içki. Pencere.
BİSTRO
İçki içilen kahve. Müzik eşliğinde içki içilen, yemek yenilen bir tür lokanta.
BADE
Şarap, içki.
ALKOLLÜ
Alkolden yapılmış. Sarhoş, içki içmiş (kimse).
AYYAŞ
İçkiye düşkün, içkici, içici, keş, küplü, bekri.
BARMEN
Barda içki hazırlayıp sunan kimse.
BİRA
Arpa ile şerbetçi otunun mayalandırılmasıyla yapılmış olan bir içki, arpa suyu.
BAR
Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
CİLA
Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik. Sert içkiden sonra içilen hafif içki. Parlaklık. Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum. Gereksiz süs, gösteriş.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.