İçinde İÇİM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "içim" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde içim bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu içim ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında içim olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

BİÇİMLENDİREBİLME, BİÇİMSELLEŞTİRMEK, BİÇİMSİZLEŞEBİLME, BİÇİMSİZLEŞTİRMEK

16 harfli kelimeler

BİÇİMSİZLEŞTİRME, BİÇİMLENDİRİLMEK, BİÇİMSELLEŞTİRME, HAYVANBİÇİMCİLİK

15 harfli kelimeler

BİÇİMLENDİRİLME, BİÇİMLENEBİLMEK, BİÇİMLENİVERMEK, İNSANBİÇİMCİLİK

14 harfli kelimeler

BİÇİMLENDİRMEK, BİÇİMLENEBİLME, BİÇİMLENİVERME, AYRIBİÇİMLENME, BİÇİMSİZLEŞMEK

13 harfli kelimeler

BİÇİMLENDİRİŞ, BİRBİÇİMLİLİK, BİÇİMLEŞTİRME, TEKBİÇİMLİLİK, BİÇİMSİZLEŞME, BİÇİMLENDİRME

12 harfli kelimeler

İÇDEĞERBİÇİM, EŞBİÇİMCİLİK, BİÇİMBİLGİSİ, EŞBİÇİMLİLİK, YALANBİÇİMLİ

11 harfli kelimeler

BİÇİMLEYİCİ, BİÇİMBOZUMU, YARIBİÇİMLİ, BİÇİMLENMEK, BİÇİMSİZLİK, BİÇİMSELLİK

10 harfli kelimeler

ÖRNEKBİÇİM, YENİÇİMŞİT, BİRBİÇİMLİ, BİÇİMCİLİK, BİÇİMLENME, BİÇİMSİZCE, BİÇİMLİLİK, BİÇİMLEMEK, BİÇİMLEŞME, BİÇİMLENİŞ, BİÇİMLENİM, BİÇİMDICAK

9 harfli kelimeler

HAÇBİÇİMİ, YERBİÇİMİ, EŞBİÇİMLİ, BİÇİMLEME, AYRIBİÇİM

8 harfli kelimeler

BİÇİMLİK, BİÇİMSEL, TEKBİÇİM, BİÇİMSİZ, OTBİÇİMİ, KONBİÇİM, İÇİMBİKE, BİÇİMDİK, ÇİÇİMAMA

7 harfli kelimeler

İÇİMLİK, ÖZBİÇİM, BİÇİMCE, BİÇİMLİ, BİÇİMCİ

6 harfli kelimeler

İÇİMEN, İÇİMLÜ, İÇİMLİ

5 harfli kelimeler

PİÇİM, BİÇİM

4 harfli kelimeler

İÇİM

Bazı kelimelerin anlamları

İÇİM

İçme işi, içiş. Bir yudumda içilecek miktarda olan. Bir şey içilirken alınan tat.

BİÇİMLENDİRİLMEK

Bir şeye biçim verilmek, şekillendirilmek.

BİÇİMLENDİRİLME

Biçimlendirilmek işi, şekillendirilme.

BİÇİMSİZLEŞTİRME

Biçimsizleştirmek işi.

BİÇİMSELLEŞTİRMEK

Biçimsel duruma getirmek. Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüştürmek.

BİÇİMSİZLEŞTİRMEK

Biçimsiz duruma getirmek, biçimini bozmak.

HAYVANBİÇİMCİLİK

İnsan davranışını, onun altındaki düzeylerde bulunan yaratıklara özgü olan kavramlarla betimleyip yorumlayan ve insanı hayvanlardan ayırt eden nitelik ve özelliklerin varlığını yadsıyan görüş.

BİÇİMLENDİREBİLME

Biçimlendirebilmek işi.

BİÇİMLENİVERMEK

Çabucak biçimlenmek.

BİÇİMLENEBİLME

Biçimlenebilmek işi.

BİÇİMSİZLEŞEBİLME

Biçimsizleşebilmek işi.

BİÇİMLENDİRMEK

Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.

BİÇİMLENEBİLMEK

Biçimlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BİÇİMLENİVERME

Biçimlenivermek işi.

İNSANBİÇİMCİLİK

Yüce varlıkları ve tanrıları insan biçiminde tasarımlayan; insana benzer yetenek, tutum ve davranışlarla niteleyen görüş. İnsansal olmayan nesnelerde, özellikle Tanrılarda, insan özellikleri görme biçimindeki görüş. bk. doğaya tapma. İnsanlara özgü olan özellikleri tanrılara, hayvanlara ve cansız nesnelere verme. İnsanın özelliklerini Tanrı'ya (tanrılara), doğanın dış güçlerine ve benzerleri aktararak bunları insan biçiminde tasarlayan görüş. İnsana ait özelliklerin insan dışındaki varlıklara yüklenmesi durumu, antropomorfizm.

BİÇİMSELLEŞTİRME

Biçimselleştirmek işi.

  -   -   -  

Anlamında İÇİM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İÇİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFFETTUOSO

Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

AGİTATO

Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

ABULLABUT

Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

ADAMCA

İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına. İnsan sayısı bakımından.

ABARTISIZ

Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ABARTILI

Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.

AÇIKÇA

Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.

ACIMASIZCA

Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.

AĞIRCA

Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AĞIRCANLILIK

Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.

AĞIRŞAKLANMAK

Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.

AĞIZLI

Ağzı herhangi bir biçimde olan.

ADACYO

Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.