Kelimeler arşivinde; içinde "içim" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde içim bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu içim ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında içim olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BİÇİMLENDİREBİLME, BİÇİMSELLEŞTİRMEK, BİÇİMSİZLEŞEBİLME, BİÇİMSİZLEŞTİRMEK
BİÇİMSİZLEŞTİRME, BİÇİMLENDİRİLMEK, BİÇİMSELLEŞTİRME, HAYVANBİÇİMCİLİK
BİÇİMLENDİRİLME, BİÇİMLENEBİLMEK, BİÇİMLENİVERMEK, İNSANBİÇİMCİLİK
BİÇİMLENDİRMEK, BİÇİMLENEBİLME, BİÇİMLENİVERME, AYRIBİÇİMLENME, BİÇİMSİZLEŞMEK
BİÇİMLENDİRİŞ, BİRBİÇİMLİLİK, BİÇİMLEŞTİRME, TEKBİÇİMLİLİK, BİÇİMSİZLEŞME, BİÇİMLENDİRME
İÇDEĞERBİÇİM, EŞBİÇİMCİLİK, BİÇİMBİLGİSİ, EŞBİÇİMLİLİK, YALANBİÇİMLİ
BİÇİMLEYİCİ, BİÇİMBOZUMU, YARIBİÇİMLİ, BİÇİMLENMEK, BİÇİMSİZLİK, BİÇİMSELLİK
ÖRNEKBİÇİM, YENİÇİMŞİT, BİRBİÇİMLİ, BİÇİMCİLİK, BİÇİMLENME, BİÇİMSİZCE, BİÇİMLİLİK, BİÇİMLEMEK, BİÇİMLEŞME, BİÇİMLENİŞ, BİÇİMLENİM, BİÇİMDICAK
HAÇBİÇİMİ, YERBİÇİMİ, EŞBİÇİMLİ, BİÇİMLEME, AYRIBİÇİM
BİÇİMLİK, BİÇİMSEL, TEKBİÇİM, BİÇİMSİZ, OTBİÇİMİ, KONBİÇİM, İÇİMBİKE, BİÇİMDİK, ÇİÇİMAMA
İÇİMLİK, ÖZBİÇİM, BİÇİMCE, BİÇİMLİ, BİÇİMCİ
İÇİMEN, İÇİMLÜ, İÇİMLİ
PİÇİM, BİÇİM
İÇİM
İÇİM
İçme işi, içiş. Bir yudumda içilecek miktarda olan. Bir şey içilirken alınan tat.
BİÇİMLENDİRİLMEK
Bir şeye biçim verilmek, şekillendirilmek.
BİÇİMLENDİRİLME
Biçimlendirilmek işi, şekillendirilme.
BİÇİMSİZLEŞTİRME
Biçimsizleştirmek işi.
BİÇİMSELLEŞTİRMEK
Biçimsel duruma getirmek. Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüştürmek.
BİÇİMSİZLEŞTİRMEK
Biçimsiz duruma getirmek, biçimini bozmak.
HAYVANBİÇİMCİLİK
İnsan davranışını, onun altındaki düzeylerde bulunan yaratıklara özgü olan kavramlarla betimleyip yorumlayan ve insanı hayvanlardan ayırt eden nitelik ve özelliklerin varlığını yadsıyan görüş.
BİÇİMLENDİREBİLME
Biçimlendirebilmek işi.
BİÇİMLENİVERMEK
Çabucak biçimlenmek.
BİÇİMLENEBİLME
Biçimlenebilmek işi.
BİÇİMSİZLEŞEBİLME
Biçimsizleşebilmek işi.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
BİÇİMLENEBİLMEK
Biçimlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BİÇİMLENİVERME
Biçimlenivermek işi.
İNSANBİÇİMCİLİK
Yüce varlıkları ve tanrıları insan biçiminde tasarımlayan; insana benzer yetenek, tutum ve davranışlarla niteleyen görüş. İnsansal olmayan nesnelerde, özellikle Tanrılarda, insan özellikleri görme biçimindeki görüş. bk. doğaya tapma. İnsanlara özgü olan özellikleri tanrılara, hayvanlara ve cansız nesnelere verme. İnsanın özelliklerini Tanrı'ya (tanrılara), doğanın dış güçlerine ve benzerleri aktararak bunları insan biçiminde tasarlayan görüş. İnsana ait özelliklerin insan dışındaki varlıklara yüklenmesi durumu, antropomorfizm.
BİÇİMSELLEŞTİRME
Biçimselleştirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İÇİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFFETTUOSO
Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
AGİTATO
Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ADAMCA
İnsana yaraşır bir biçimde, adamcasına. İnsan sayısı bakımından.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
AĞIRCA
Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
AĞIZLI
Ağzı herhangi bir biçimde olan.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.