Kelimeler arşivinde; içinde "izme" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde izme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu izme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında izme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ANEVRİZMEKTOMİ
HİZMETKARLIK, HİZMETKARLOH
ISTARÇİZMEK, ÇİZMECİBAŞI, HİZMETÇİLİK
DİZMETAHTA, ÇİZMECİLİK
HİZMETKAR
HİZMECCİ, HİZMEKER, GEVİZMEK, DİZMELİK, HİZMETLİ, HİZMETÇİ, İZMELECE, KİRİZMEN, TEKİZMEK
İZMETÇİ, KİLİZME, MİZMELE, GİRİZME, ÇİZMECİ, ÇİZMELİ
İZMENT, ÇİZMEK, KİZMEK, DİZMEK, GİZMEN, DİZMEN, HİZMET, CİZMEK
İZME
Oda içinde yıkanmak için ayrılan yer.
HİZMECCİ
Arapça kökenli hizmet: hizmetçi.
HİZMEKER
Arapça kökenli Far. hizmetkâr: hizmetkâr.
ISTARÇİZMEK
Istarı dokumaya hazır bir duruma getirmek. (Yenikent, Aksaray Isparta).
ANEVRİZMEKTOMİ
Anevrizma keseciğinin çıkarılması, kesilmesi.
HİZMETÇİLİK
Hizmetçinin yaptığı iş.
HİZMETLİ
Odacı.
HİZMETKAR
Ücretle iş gören genellikle erkek işçi, uşak.
HİZMETÇİ
Hizmet gören kimse. Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın.
DİZMETAHTA
Duvara dik olarak çakılan tahta. (Beyceli Fatsa Ordu).
GEVİZMEK
Soğuktan tüyleri diken diken, olmak ürpermek.
HİZMETKARLOH
Hizmetçilik.
DİZMELİK
Tahta bölme yapmaya yarayan tahtalar.
ÇİZMECİBAŞI
Çizmecilerin buyurucusu.
HİZMETKARLIK
Hizmetkârın işi, uşaklık.
ÇİZMECİLİK
Çizmecinin yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde İZME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASTİGMAT
Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz).
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
ANTİKAPİTALİZM
Kapitalizme karşı olma.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
ASKERLİK
Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye.
AT
Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan, beygir, düldül. Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş. Astatin elementinin simgesi.
AYVAZ
Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.
ANTİEMPERYALİST
Emperyalizme karşı olan.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
ALACAKLANDIRICI
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.
ANTİKOMÜNİST
Komünizme karşı olan.
ANTİEMPERYALİZM
Emperyalizme karşı tutum, davranış veya öğreti.
BAHŞİŞ
Yapılan bir hizmete ödenen ücretten ayrı olarak fazladan verilen para, kahve parası.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
BESLEK
Besleme, hizmetçi, ahretlik.
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.