İçinde İSTOL geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "istol" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde istol bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu istol ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında istol olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

EKSTRASİSTOL

10 harfli kelimeler

HİSTOLOJİK, ASİSTOLİZM

9 harfli kelimeler

HİSTOLOJİ

8 harfli kelimeler

ASİSTOLİ, HİSTOLİZ, HİSTOLOG, SİSTOLİK, SİSTOLİT

7 harfli kelimeler

FİSTOLU

6 harfli kelimeler

SİSTOL

5 harfli kelimeler

İSTOL

Bazı kelimelerin anlamları

İSTOL

Sandalye. Masa.

SİSTOL

Kalp kasının kasılma devresi.

HİSTOLOG

Doku bilimci.

SİSTOLİT

Bazı bitki türlerinin epidermis hücrelerinde kalsiyum karbonat taşıyan özelleşmiş torba şeklindeki yapılar.

HİSTOLİZ

Dokuların dağılıp parçalanması; tüm başkalaşım gösteren böceklerde larvaya ya da pupaya ait organların parçalanıp kaldırılması olayı. Dokuların dağılıp parçalanması; tüm-başkalaşma gösteren böceklerde larvaya ve pupaya ait organların dağılıp parçalanması olayı.

SİSTOLİK

Büzülmeye ait, sistole ait olan.

HİSTOLOJİK

Doku bilimsel.

EKSTRASİSTOL

Kalpte normal iki kasılma arasında oluşan fazladan kasılma.

HİSTOLOJİ

Doku bilimi.

ASİSTOLİ

Kalpteki kasılma yetersizliği veya yokluğu.

ASİSTOLİZM

Şok.

FİSTOLU

Üzerine fisto dikilmiş olan.

  -   -   -  

Anlamında İSTOL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İSTOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MİKROKORNEA

Göz yuvarında histolojik olarak normal, ancak boyutları bakımından küçük kornea bulunması.

LİZOZOM

Ökaryot hücrelerde tek bir zarla çevrili olup içinde sindirim enzimleri bulunan organeli. Golgi kompleksinden içi enzimle dolu olarak kopan küçük keseler primer lizozomu, bunların sindirilecek maddelerle birleşmesi sonucu oluşan keseler sekonder lizozomu meydana getirir. Hücre içindeki artık yapıların sindirilmesinde (otofaji), hücre dışından alınan yabancı maddelerin sindirilmesinde (heterofaji), zarının hasar görmesiyle hücresinin kendini sindirmesinde (otoliz) ve metamorfoz sırasında yok edilecek yapıların sindirilmesinde (histoliz) görev alan bir organel. Ökaryot hücrelerde tek bir zarla çevrili olan ve içinde sindirim enzimleri bulunan organel. Sitoplazmada unit zar yapısında, hücre içi sindirimi sağlayan, birincil ve ikincil olmak üzere iki türü bulunan zarsal organel. Lizozomlarda çeşitli maddeleri parçalayabilecek hidrolitik enzimler bulunur.

NÖROBLAST

Embriyoda sinir sisteminin gelişiminde köken hücrelerden sinir hücrelerinin gelişmesiyle ortaya çıkan hücre. Sinir gözelerini meydana getiren örtü dokusu köklü embriyonik gözeler. Böcek larvalarında sinir sisteminin histolizden sonra arta kalan kısmı. Bölünme yeteneğini kaybetmiş, fakat henüz olgunlaşmamış sinir hücreleri.

DİYASTOL

Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi. Gevşeme.

KORDOM

Sırt ipliğinin embriyolojik kalıntılarından gelişen, vizon ve Avrupa ferretleri dışında hayvanlarda nadir rastlanan, histolojik olarak geniş, parlak ve vakuollü hücrelerden oluşan kötücül tümör, kordokarsinom, kordoepitelyom. Kuyruk sokumu, sırt ve baş bölgelerinde görülür ve yavaş gelişir.

HEMATOKSİLEN

Bakkam ağacı gövdesinden elde edilen ve histolojik doku kesitlerinde çekirdek boyası olarak kullanılan doğal boya maddesi.

VERHOEFFBOYASI

Elastik dokunun ortaya konmasında kullanılan histolopatolojik boya.

HİSTOPATOLOJİ

Hasta dokuların mikroskobik incelenmesini konu alan bilim dalı. Dokulardaki normal olmayan mikroskobik değişimleri inceleyen, patolojinin alt bir bilim dalı, patolojik-histoloji.

PEMFİGUS

Klinik olarak içleri sıvı veya irin dolu kabarcık, erozyon ve ülserlerle; histolojik olarak hücreler arası bağlantının kaybıyla, immünolojik olarak deri, mukoza-deri sınırı, ağız mukozası, yemek borusu, deri ve vajinada keratinositlerin adezyon moleküllerine karşı pemfigus antikorları olarak da bilinen, antikorların gelişmesiyle belirgin, kedi, köpek ve atlarda görülen, deri ve mukozaların otoimmün deri hastalığı.

DİYASTAZİ

Yüreğin kasılmasında sistolden hemen önceki istirahat devresi. Bağlı bulunan kısımların normal olmayan ayrılması.

ASİDOFİL

Asit seven, asit boyalara karşı bir çekimi olan, asit ortamlarda yetişebilen. Eozinofil. Asit seven, içindeki granülleri asidik doku boyalarıyla boyanan yapı veya hücreler. Stoplazmasında çok fazla granül bulunduran ve genellikle iki loplu çekirdeğe sahip olan, eozinle kolayca boyanan, bazı patolojik durumlarda sayıları artan ve damar dışına çıkabilen beyaz kan hücresi tipi, eozinofil, oksifil. Asit boyalarla kolaylıkla boyanabilen hücre, doku, mikroorganizma veya histolojik yapı. Asit ortamlarda iyi derecede üretebilebilen mikroorganizma. Ön hipofiz bezi lobundaki veya pankreas adacığındaki alfa hücresi. Asidofilik. Asit seven; asit boyalara karşı bir çekimi olan; asit ortamlarda yetişebilen.

NÖROTROPİZM

Kimi patojen mikroorganizmaların özellikle sinir dokuya meyil göstermesi, kimi mikroorganizmaların sinir sisteminde yerleşme ve bu sistemi etkileme özelliği. Kimi histolojik boyaların sinir hücrelerini kolayca boyama yeteneği göstermesi.

SİNOVYOM

Eklemlerin, sinovyal zarlarından köken alan, çoğunlukla kötücül, histolojik görünümleriyle davranışları birbirine uymayan tümör, sinoviyolam.

BAZOFİLİK

Bazik boyalarla kolaylıkla boyanan hücre veya histolojik yapı. Kandaki bazı akyuvarlarla ön hipofiz bezindeki bazı hücreler.

ODONTOLOJİ

Dişlerin anatomisi, histolojisi, fizyolojisi ve patolojisini inceleyen bilim dalı.

FÜKSİN

Histoloji ve bakteriyolojide kullanılan parlak kırmızı renkte bazik bir boya, Rosanilin monohidroklorür.

HİPERKERATOZİS

Boynuzsu tabakanın kısmen veya tamamen kalınlaşması veya bu histolojik bulguyla belirgin hastalık. Hiperkeratoziste hücreler çekirdeklerini kaybetmişlerse buna hiperkeratotik veya ortokeratotoik hiperkeratozis, hücre çekirdekleri kaybolmamışsa buna da parakeratotik hiperkeratozis veya parkeratozis denir. Gözde korneanın hipertrofisi.

ENDOMETRİYUM

Döl yatağının tunika mukozasını oluşturan iç zarı. Epitel katmanı ve döl yatağı bezlerini içeren lamina propriyadan oluşan, kızgınlık döngüsü dönemine göre histolojik yapısında ve fonksiyonlarında değişmeler olan, fonksiyonel kat.

FREMİTUS

Damar çeperinden ancak dokunarak hissedilebilen titreme. Nabız vurumu ve kalp sistoluyla aynı zamanlı olarak oluşan kalp ve atardamarlardaki dairevi dönüş hareketlerinin parmak uçlarıyla vızlama biçiminde hissedilmesi. Damar boşluğunun kan pıhtısıyla daraldığı durumlarda veya gebe hayvanlarda a. uterinea'da aşırı akım hâlinde bulunur. Yüksek ses, gürültü veya hırıltı.

FONOKARDİYOGRAM

Hem sistolik ve diastolik kalp sesleri hem de iç ve dış kalp üfürümlerin mikrofon sayesinde alınması, filtre cihazıyla belirli ses frekanslarının seçilmesi, ayrıca bir kuvvetlendirici ve bir yazıcı yardımıyla kalp sesi eğrisinin kaydedilmesi.