İçinde İNDİRME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "indirme" olan, toplam 43 tane kelime bulunuyor. İçerisinde indirme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu indirme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında indirme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

BİNDİRMETAŞI, TİKSİNDİRMEK, ÇİĞZİNDİRMEK, SİLKİNDİRMEK

11 harfli kelimeler

SEVİNDİRMEK, TİKSİNDİRME, TEPİNDİRMEK, ÇEKİNDİRMEK, SİLKİNDİRME, SEZİNDİRMEK, DİNDİRMEMEĞ, DİNDİRMEMEK, GEÇİNDİRMEK, YEKİNDİRMEK, YERİNDİRMEK, DEVİNDİRMEK, YİKİNDİRMEK

10 harfli kelimeler

İLİNDİRMEK, EVİNDİRMEK, DEVİNDİRME, GEÇİNDİRME, EDİNDİRMEK, ÇEKİNDİRME, İNDİRMELİK, SEZİNDİRME, SEVİNDİRME, SİNDİRMEYH, TEPİNDİRME, ESİNDİRMEK, YERİNDİRME

9 harfli kelimeler

MİNDİRMEK, YİNDİRMEK, EDİNDİRME, DİNDİRMEG, SİNDİRMEK, ESİNDİRME, DİNDİRMEK, BİNDİRMEK

8 harfli kelimeler

SİNDİRME, İNDİRMEK, DİNDİRME, BİNDİRME

7 harfli kelimeler

İNDİRME

Bazı kelimelerin anlamları

İNDİRME

İndirmek işi.

DİNDİRMEMEĞ

Aldırış etmemek.

YERİNDİRMEK

Yerinme işini yaptırmak. Gücendirmek. İmrendirmek: Kimseyi birbirine yerindirmeden, hepsine verdim. Taslandırmak, üzmek, mahrum etmek.

TİKSİNDİRMEK

Tiksinmesine yol açmak.

SİLKİNDİRMEK

Silkinmesini sağlamak.

GEÇİNDİRMEK

Geçinmesini sağlamak.

YEKİNDİRMEK

Yerinden kaldırmak, yukarı kaldırmak.

SEZİNDİRMEK

Sezinlemesini sağlamak, sezdirmek.

TİKSİNDİRME

Tiksindirmek işi.

ÇEKİNDİRMEK

Çekinme işini yaptırmak.

ÇİĞZİNDİRMEK

Döndürmek; devrettirmek.

BİNDİRMETAŞI

(Mimarlık) Ayaklar üzerinde kemer ya da tonoz eğrisinin başladığı yere konan çıkıntılı üzengi kısmı; yastık taşı da denir.

TEPİNDİRMEK

Tepinmesine yol açmak.

DİNDİRMEMEK

Aldırış etmemek: Söyledim söyledim hiç dindirmedi.

SİLKİNDİRME

Silkindirmek işi.

SEVİNDİRMEK

Sevinmesine yol açmak, sevinmesini sağlamak.

  -   -   -  

Anlamında İNDİRME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İNDİRME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALGARİNA

Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

EZMEK

Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. Üzmek, sıkıntıya sokmak. Harcamak. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. Yenmek, sindirmek. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak.

ARMAĞAN

Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.

DÜŞÜRMEK

Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Uğratmak. Değerini, fiyatını indirmek. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak. Azaltmak. Görevi bıraktırmak. Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak.

BÖCEKKAPAN

Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya, sindirmeye elverişli olan bitkilerin ortak adı.

BİNDİRME

Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.

DİNDİRME

Dindirmek işi.

ESİNDİRME

Esindirmek işi.

DAĞLAMAK

Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak. Acısı yüreğine işlemek. Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak. Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak.

DOKUMAK

Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak. En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak. Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

BİNDİRİLMEK

Bindirme işi yapılmak.

ÇATI

Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.

GİDERMEK

Ortadan kaldırmak, yok etmek. Dindirmek.

ÇIKARMA

Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

ÇİVİLEME

Çivilemek işi. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama). Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş.

DOYURMAK

Açlığını gidermek. Doyma durumuna getirmek. Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak. Para yedirmek. Geçindirmek, yaşamasını sağlamak. Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

AZALTMAK

Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.

CEPLEMEK

Kazanmak, cebine indirmek.