Kelimeler arşivinde; içinde "inandı" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde inandı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu inandı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında inandı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İNANDIRABİLMEK, İNANDIRIVERMEK
İNANDIRICILIK, İNANDIRABİLME, İNANDIRIVERME
İNANDIRILMAK
İNANDIRILMA
İNANDIRMAK, İNANDIRICI
İNANDIRMA
İNANDIK
İNANDI
İNANDI
Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
İNANDIRICI
İnandıran, inandırma özelliği olan.
İNANDIRABİLME
İnandırabilmek işi.
İNANDIRMA
İnandırmak işi.
İNANDIRMAK
İnanmasını sağlamak.
İNANDIRILMAK
İnanması sağlanmak.
İNANDIRIVERMEK
Çabucak inandırmak.
İNANDIK
Nişan töreninde her iki tarafın birbirlerine verdikleri armağan. Bingöl ili, Yenibaşak bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Çankırı ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sivas ili, Celâlli nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
İNANDIRICILIK
İnandırıcı olma durumu.
İNANDIRABİLMEK
İnandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
İNANDIRIVERME
İnandırıvermek işi.
İNANDIRILMA
İnandırılmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İNANDI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALİMALLAH
Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.
SUDAN
Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.
İKNA
Bir konuda birinin inanmasını sağlama, inandırma, kandırma.
ALDATI
İlk bakışta inandırıcı görünmekle birlikte geçerlenemeyen ve olgulara uygun düşmeyen sav ya da çıkarım.
FESAHAT
Kurallı, etkileyici, heyecan verici, inandırıcı, sanatlı söz söyleme. Söz diziminin kelimeleriyle birlikte ahenkli, kolay anlaşılır ve dil kurallarına uygun olması hâli.
GÜVENCE
Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti. Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat. Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.
AMENNA
"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.
MUKNİ
İnandıran, ikna eden.
DOYURUCU
Doyurma özelliği bulunan, tatminkâr. İnandırıcı.
İKİYÜZLÜLÜK
İnandığı, düşündüğü gibi davranmama, özü sözü bir olmama, riya, riyakârlık, mürailik.
CERBEZELİ
Girgin, kolaylıkla ve inandırıcı söz söyleyen, dilli.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
TİPLEMEK
Belirli bir tipin bütün çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı biçimde temsil edebilecek kişiyle canlandırmak.
KANDIRMAK
Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek. İçme, yeme isteğini karşılamak. Aldatmak.
DOYURMAK
Açlığını gidermek. Doyma durumuna getirmek. Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak. Para yedirmek. Geçindirmek, yaşamasını sağlamak. Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek.
TANDIRNAME
Tandır başında oturulurken söylenen veya okunan masal. Bilgisiz kimselerin inandığı saçma fikirler ve bu fikirlerin yazıldığı sanılan kitap.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
ALUKDURMAK
Söz vermek, inandırmak.
YETKE
Otorite. Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven, otorite, sulta, velayet.
GÖSTERMEK
Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Görünmek, benzemek. Belirtmek, anlatmak. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Kanıtla inandırmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.