İçinde İNANDI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "inandı" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde inandı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu inandı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında inandı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

İNANDIRABİLMEK, İNANDIRIVERMEK

13 harfli kelimeler

İNANDIRICILIK, İNANDIRABİLME, İNANDIRIVERME

12 harfli kelimeler

İNANDIRILMAK

11 harfli kelimeler

İNANDIRILMA

10 harfli kelimeler

İNANDIRMAK, İNANDIRICI

9 harfli kelimeler

İNANDIRMA

7 harfli kelimeler

İNANDIK

6 harfli kelimeler

İNANDI

Bazı kelimelerin anlamları

İNANDI

Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

İNANDIRICI

İnandıran, inandırma özelliği olan.

İNANDIRABİLME

İnandırabilmek işi.

İNANDIRMA

İnandırmak işi.

İNANDIRMAK

İnanmasını sağlamak.

İNANDIRILMAK

İnanması sağlanmak.

İNANDIRIVERMEK

Çabucak inandırmak.

İNANDIK

Nişan töreninde her iki tarafın birbirlerine verdikleri armağan. Bingöl ili, Yenibaşak bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Çankırı ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sivas ili, Celâlli nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

İNANDIRICILIK

İnandırıcı olma durumu.

İNANDIRABİLMEK

İnandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

İNANDIRIVERME

İnandırıvermek işi.

İNANDIRILMA

İnandırılmak işi.

  -   -   -  

Anlamında İNANDI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İNANDI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALİMALLAH

Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.

SUDAN

Baştan savma, inandırıcı olmaktan uzak olan.

İKNA

Bir konuda birinin inanmasını sağlama, inandırma, kandırma.

ALDATI

İlk bakışta inandırıcı görünmekle birlikte geçerlenemeyen ve olgulara uygun düşmeyen sav ya da çıkarım.

FESAHAT

Kurallı, etkileyici, heyecan verici, inandırıcı, sanatlı söz söyleme. Söz diziminin kelimeleriyle birlikte ahenkli, kolay anlaşılır ve dil kurallarına uygun olması hâli.

GÜVENCE

Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti. Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat. Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.

AMENNA

"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.

MUKNİ

İnandıran, ikna eden.

DOYURUCU

Doyurma özelliği bulunan, tatminkâr. İnandırıcı.

İKİYÜZLÜLÜK

İnandığı, düşündüğü gibi davranmama, özü sözü bir olmama, riya, riyakârlık, mürailik.

CERBEZELİ

Girgin, kolaylıkla ve inandırıcı söz söyleyen, dilli.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

TİPLEMEK

Belirli bir tipin bütün çapraşık özelliklerini, bunu en iyi, en rahat, en inandırıcı biçimde temsil edebilecek kişiyle canlandırmak.

KANDIRMAK

Kanmasını sağlamak, inandırmak, ikna etmek. İçme, yeme isteğini karşılamak. Aldatmak.

DOYURMAK

Açlığını gidermek. Doyma durumuna getirmek. Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak. Para yedirmek. Geçindirmek, yaşamasını sağlamak. Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek.

TANDIRNAME

Tandır başında oturulurken söylenen veya okunan masal. Bilgisiz kimselerin inandığı saçma fikirler ve bu fikirlerin yazıldığı sanılan kitap.

BELAGAT

İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

ALUKDURMAK

Söz vermek, inandırmak.

YETKE

Otorite. Yeterliğine herkesi inandırarak bir kimsenin kendisine sağladığı itaat ve güven, otorite, sulta, velayet.

GÖSTERMEK

Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Görünmek, benzemek. Belirtmek, anlatmak. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Kanıtla inandırmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.