Kelimeler arşivinde; içinde "imdi" olan, toplam 39 tane kelime bulunuyor. İçerisinde imdi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu imdi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında imdi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇİMDİKLENMEK
ÇİMDİKLEMEK, ÇİMDİKLENME, DİMDİKLEMEK, DİMDİKLEMEĞ
ŞİMDİLERDE, ŞİMDİLEYİN
ÇİMDİRMEK, CİMDİRMEK, CİMDİNMEK
VERDİMDİ, ŞİMDİREK, ŞİMDİLOH, ŞİMDİCEK, ŞİMDİCAK, CİMDİRİK, BİÇİMDİK, ŞİMDİLİK, ŞİMDİDEN, ŞİMDİCİK, ÇİMDİRME
ŞİMDİKİ, DİMDİMİ, DİMDİRİ, DİMDİYH, HOŞİMDİ
CİMDİK, ÇİMDİK, ÜŞİMDİ, DİMDİK, ŞİMDİK, MİMDİK, KİMDİN, DİMDİG, AŞİMDİ
İMDİ
Buna göre, şu hâlde, artık. Şimdi.
ÇİMDİKLENMEK
Çimdik atılmak.
ÇİMDİRMEK
Çimme işini yaptırmak.
ŞİMDİLOH
Şimdilik, bk. şindiloh, halaloh.
CİMDİNMEK
İsteksiz yemek yemek.
ŞİMDİCEK
Şimdi.
VERDİMDİ
Verdiydim.
ŞİMDİREK
Şimdi, şimdiki hadle, şu sıra.
ŞİMDİCAK
Şimdi.
ŞİMDİLEYİN
Şimdiki zamanda.
ÇİMDİKLEMEK
Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak. Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak.
DİMDİKLEMEĞ
Gagalamak.
DİMDİKLEMEK
Gagalamak. Didiklemek. Bir yiyeceğin kenarından yemek. Herhangi bir şeyi dimdik dikmek: Fidanları dimdikledik.
ÇİMDİKLENME
Çimdiklenmek işi.
ŞİMDİLERDE
Bugünlerde. Bu sıralarda.
CİMDİRMEK
Çimdiklemek. Üzerine su serpmek. Yıkamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde İMDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZAMANE
İçinde bulunulan zaman, dönem. Yakınma veya hafifseme yoluyla şimdiki zaman.
ŞİMDİLİK
Şimdiki durumda veya zamanda, şimdiki zaman için, şu duruma göre.
ÇİVİLEME
Çivilemek işi. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama). Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
GÜNCEL
Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.), aktüel.
MIHLI
Mıhı olan. Dimdik, sabit. Mıhlanmış, mıhla tutturulmuş.
ANÇA
Ancak. Şimdi, bu anda. Alın.
SON
Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı. Döl eşi. En arkada bulunan. Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan. Uç, sınır. Olanca. Ölüm.
ÇİMDİK
Çimdikleme işi. Gönül kıracak söz. Başparmakla işaret parmağının ucu arasına alınan miktarda olan. Tatar böreği.
KISMET
Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu, nasip. Talih, kader, şans. "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü. Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu. Evlenme talihi.
HENÜZ
Az önce, daha şimdi, yeni. Daha, hâlâ.
ANAMNEZ
Hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgi, anamnezi. Hastalığın mevcut durumu ve geçmişiyle ilgili bilgilerin tümü. Bir hastalığın hikâyesi, hastalığın geçmişi. Hayvan sahibi veya bakıcısı tarafından hastalığın meydana gelişi, durumu, şimdiye kadarki gidişi hakkında veteriner hekime verilen bilgi. Genel ve klasik olarak ikiye ayrılır.
ZAMAN
Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.
ELAN
Şimdi, şu anda, hâlâ, henüz, daha.
ANCAH
Ancak. Biraz önce, demin, henüz. Şimdi, bu anda. Eski türkçe ança ok: ancak. Ancak...cak kadar.
ŞİMDİCİK
Hemen şimdi, şu anda.
MAMUT
Filgillerden, dördüncü zamanda Avrupa ve Asya'da yaşamış olan, şimdi ancak fosili bulunan iri, kıllı bir hayvan (Elephas primigenius).
ANCACUK
Şimdi, bu anda.
ANIŞMAK
Birini anmak, birinin arkasından sözünü etmek: Şimdi seni anışıyorduk. Konuşmak, söyleşmek, anlatmak: Çocuk ölmüş, demin adamlar anışıyordu. Birlikte anmak (birini).
ÇİMDİRME
Çimdirmek işi.