Kelimeler arşivinde; içinde "ilişki" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ilişki bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ilişki ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ilişki olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İLİŞKİLENDİRMEK
İLİŞKİLENDİRME
İLİŞKİSİZLİK
İLİŞKİLİLİK
İLİŞKİNLİK
İLİŞKİSİZ
İLİŞKİLİ, İÇİLİŞKİ, ÖZİLİŞKİ
İLİŞKİN, İLİŞKİR
İLİŞKİ
İLİŞKİ
İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.
İLİŞKİLENDİRME
İlişkilendirmek işi.
İLİŞKİSİZ
İlişkisi olmayan.
İLİŞKİLİLİK
İki olay ya da değişken arasında birindeki değişmelerden ötekinin sorumlu tutulabileceği bir bağın bulunması durumu, bk. bağlaşı.
ÖZİLİŞKİ
(bağlanım çözümlemesi) Zaman ya da uzay içerisinde sıralanmış dizinin öğeleri arasındaki ilişki. Genellikle dizi öğelerinin, yanılgı terimi olduğu durumlarda kullanılır, ay. bk. dizisel ilişki.
İÇİLİŞKİ
(bağlanım çözümlemesi) Bağımsız değişkenlerin kendi aralarındaki ilişki.
İLİŞKİR
Et sucuğu.
İLİŞKİN
İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik.
İLİŞKİLENDİRMEK
İlişkili duruma getirmek.
İLİŞKİSİZLİK
İlişkisiz olma durumu.
İLİŞKİLİ
İlişkisi olan.
İLİŞKİNLİK
İlişkin olma durumu, aidiyet.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLİŞKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATIF
Yöneltme, çevirme. Gönderme. İlişkili bulma.
AKTARIM
Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
AİT
İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili.
BAĞLILAŞIK
Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.
BAĞLANTI
İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.
AYRIKLIK
Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.
BAĞLAŞIM
Eşleme. Bir dizgenin veya alt dizgenin başka bir dizge üzerindeki etkisi. Aralarında ortak çıkar bulunan devletler ilişkisi.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
BAĞINTI
Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
AYRIMLAŞMA
Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.
BAĞLAM
Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
AİDİYET
İlişkinlik. İlgi.
BAKİRE
Cinsel ilişkide bulunmamış (dişi), kızoğlan, kızoğlankız, erden.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.