Kelimeler arşivinde; içinde "iletmek" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde iletmek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu iletmek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında iletmek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GARANTİLETMEK
BELLİLETMEK, SERGİLETMEK
ÇİVİLETMEK, GERİLETMEK, YENİLETMEK, KEPİLETMEK, SEPİLETMEK
İKİLETMEK, EYİLETMEK, İYİLETMEK
BİLETMEK, DİLETMEK, TİLETMEK, YİLETMEK
İLETMEK
İLETMEK
Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek. Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere götürmek.
İKİLETMEK
İkilemesine yol açmak.
SERGİLETMEK
Sergileme işini yaptırmak.
KEPİLETMEK
Açıp kapamak, kırpmak (göz için).
İYİLETMEK
Sepiletmek, deriyi tabakhanede temizletip posteki haline getirmek: Gurban derisini iyilettim.
ÇİVİLETMEK
Çivi çaktırmak.
GERİLETMEK
Gerilemesine yol açmak.
EYİLETMEK
Deri, kürk ve postu kullanabilecek hale getirmek, tabaklamak, sepilemek.
SEPİLETMEK
Deriyi tabaklatmak.
DİLETMEK
Dilenme işini yaptırmak.
BELLİLETMEK
Haddini bildirmek, ağzının payını vermek.
YENİLETMEK
Yenileme işini yaptırmak.
BİLETMEK
Bileme işini yaptırmak.
YİLETMEK
İletmek.
GARANTİLETMEK
Garantileme işini yaptırmak.
TİLETMEK
Sızlanmak, yakınmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLETMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKDARMAK
Bir şeyi altüst etmek, karıştırmak, savurmak, boşaltmak, devretmek, hatmetmek, çevirmek. Tarlayı sürerek toprağı kabartmak. İletmek, göndermek. Altüst etmek. Elden geçirmek. Nadasa bırakılacak tarlayı ilk kez sürme. (Yukarıtırtar Yalvaç Isparta). Dam toprağını değiştirmek ya da düzenlemek. (Acıpayam Denizli).
YETİŞTİRMEK
Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak. Aceleyle ulaştırmak. İletmek, duyurmak. Sağlayıp vermek. Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek. Yetmesini sağlamak. Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek. Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek. Üretmek, büyütmek, geliştirmek. Çocuğun gelişip büyümesine özen göstermek. Eğitim, öğrenim sağlamak.
GETİRMEK
Gelmesini sağlamak. Erişmek ya da eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.
ALGETMEK
İletmek, götürmek, alıp gitmek.
VERMEK
Üzerinde, elinde ya da yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sahip olmasını sağlamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Tespit etmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kazandırmak, katmak. Doğurmak. Ondan bilmek, atfetmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek. Ayırmak, harcamak. Bırakmak veya bağışlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Yaymak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Dayamak. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.
NÖRON
Sinir sisteminin uyarıyı iletmekle görevli anatomik ve işlevsel birimi.
ÇİVİLETME
Çiviletmek işi.
İKİLETME
İkiletmek işi.
NAKLETMEK
Nakil işini yapmak, bir yerden başka bir yere geçirmek, iletmek. Anlatmak, aktarmak.
DAĞITMAK
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.
HABERLEŞMEK
Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek, iletişmek, muhabere etmek.
BİLETME
Biletmek işi.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.
İLETME
İletmek işi.
YENİLETME
Yeniletmek işi.
MÜZEVİRLEMEK
Birinin başkası aleyhine yaptıkları veya söylediklerini karşı tarafa iletmek, ara bozmak.
GERİLETME
Geriletmek işi.
ALETMEK
Hile etmek, aldatmak: Sen bana bu işte alettin. İletmek, götürmek, alıp gitmek.
YANSITMAK
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek. İletmek, duyurmak, aktarmak. Aktarmak, göstermek, aksettirmek.