Kelimeler arşivinde; içinde "iletme" olan, toplam 27 tane kelime bulunuyor. İçerisinde iletme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu iletme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında iletme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GARANTİLETMEK
GARANTİLETME
SERGİLETMEK, BELLİLETMEK
ÇİVİLETMEK, GERİLETMEK, KEPİLETMEK, SEPİLETMEK, SERGİLETME, YENİLETMEK
İYİLETMEK, EYİLETMEK, YENİLETME, İKİLETMEK, GERİLETME, ÇİVİLETME
TİLETMEK, YİLETMEK, BİLETMEK, DİLETMEK, İKİLETME
İLETMEZ, İLETMEN, DİLETME, İLETMEK, BİLETME
İLETME
İLETME
İletmek işi.
İYİLETMEK
Sepiletmek, deriyi tabakhanede temizletip posteki haline getirmek: Gurban derisini iyilettim.
YENİLETME
Yeniletmek işi.
KEPİLETMEK
Açıp kapamak, kırpmak (göz için).
GARANTİLETMEK
Garantileme işini yaptırmak.
SERGİLETME
Sergiletmek işi.
İKİLETMEK
İkilemesine yol açmak.
YENİLETMEK
Yenileme işini yaptırmak.
SEPİLETMEK
Deriyi tabaklatmak.
BELLİLETMEK
Haddini bildirmek, ağzının payını vermek.
EYİLETMEK
Deri, kürk ve postu kullanabilecek hale getirmek, tabaklamak, sepilemek.
SERGİLETMEK
Sergileme işini yaptırmak.
ÇİVİLETMEK
Çivi çaktırmak.
GERİLETMEK
Gerilemesine yol açmak.
GERİLETME
Geriletmek işi.
GARANTİLETME
Garantiletmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLETME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NAKLETMEK
Nakil işini yapmak, bir yerden başka bir yere geçirmek, iletmek. Anlatmak, aktarmak.
ÖZLEŞME
Özleşmek işi, arılaşma. Ağacın çoğunlukla öze yakın bölümlerinin artık öz su iletmemesi ve bunun sonucunda kuruyup sertleşmesi olayı.
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.
GETİRMEK
Gelmesini sağlamak. Erişmek ya da eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.
RONDELA
Sıkıştırılacak parça ile somun arasına konan ve bu somunun parça üzerine uyguladığı kuvveti iletmeye ve dağıtmaya yarayan küçük delikli pul.
NÖRON
Sinir sisteminin uyarıyı iletmekle görevli anatomik ve işlevsel birimi.
HABERLEŞMEK
Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek, iletişmek, muhabere etmek.
KÜLTÜR
Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Tarım. Bireyin kazandığı bilgi. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme.
NAKİL
Bir yerden alıp başka bir yere iletme, aktarma, taşıma, geçirme, aktarım. Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme, tercüme etme. Anlatma, söyleme, hikâye etme. Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma, kopya etme. Göç, taşınma. Bir görevden başka bir göreve atanma, tayin.
BİLETME
Biletmek işi.
İLETİM
İletme işi. İletken şeylerden ısı veya elektriğin geçmesi. Isı yayımı.
MEGAFON
Sesi yükseltip uzağa iletmeye yarayan koni biçiminde alet.
ÇİVİLETME
Çiviletmek işi.
İLETİŞ
İletme işi.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
DAĞITMAK
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.
İLETİLMEK
İletme işi yapılmak.
MÜZEVİRLEMEK
Birinin başkası aleyhine yaptıkları veya söylediklerini karşı tarafa iletmek, ara bozmak.
KAVRAMA
Kavramak işi, anlama, anlamaklık, algılama. Küçük orak. İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça. Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme.
İKİLETME
İkiletmek işi.