Kelimeler arşivinde; içinde "hed" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde hed bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu hed ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında hed olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HEDEFLEYEBİLMEK
HEDEFLEYEBİLME
FETHEDEBİLMEK, FESHEDEBİLMEK
FETHEDEBİLME, FESHEDEBİLME
FESHEDİLMEK, HEDERLENMEK, HEDERSİNMEK, MUAHEDENAME, TETRAHEDRAL, İKOZAHEDRAL, İKOZAHEDRON, HEDEFLENMEK
OKTAHEDRİT, HEDEFLENME, FESHEDİLME, POLİHEDRON, HEDEFLEMEK, HEDERLEMEK, HEDİFLEMEK, HEDİLLEMEK
HEDİYLEME, MEHEDİNLİ, HEDERENGİ, HEDİKLEME, HEDEMELİK, HEDEFLEME, HEDİYELİK
HEDONİST, MÜCAHEDE, HEDERSİZ, MÜŞAHEDE, HEDONİZM, DARIHEDİ, HEDİRGEÇ, HEDİYELİ, MELHEDİR, MÜHEDDİŞ, MÜŞEHEDE
ZEMHEDİ, HEDİYYE, MUAHEDE, ŞEHEDET, HEDEYLİ, HEDERLİ
MAHEDE, HEDİYE, HEDAYE, HEDEME, HEDDEN, HEDERE, HEDİSE, HEDİME, HEDEDE, ŞÜHEDA, HEDEBİ
HEDER, HEDDE, HEDİK, HEDEF, HEDÜK, HEDEK, HEDYE, HEDAK, HEDİM, HEDİH, HEDİG
HEDİ, HEDE
HED
HED
Arapça kökenli hadd: had. Radyasyon ölçüm birimi, Derideki kızarıklık derecesine göre radyasyon miktarını belirleyen ölçüm biçimi.
HEDEFLEYEBİLME
Hedefleyebilmek işi.
TETRAHEDRAL
Dört tane üç köşeli yanı olan.
FETHEDEBİLMEK
Fethetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
FESHEDİLMEK
Kapatılmak, dağıtılmak, faaliyetten men edilmek.
İKOZAHEDRAL
Küp biçiminde olan.
FETHEDEBİLME
Fethedebilmek işi.
FESHEDEBİLMEK
Feshetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
HEDEFLENMEK
Hedef durumuna gelmek.
MUAHEDENAME
Antlaşma metni.
HEDEFLEYEBİLMEK
Hedefleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İKOZAHEDRON
Virüsları tanımlamada kullanılan, on iki köşeye sahip üç boyutlu geometrik yapı. Yirmi eşkenar üçgen yüze ve on iki köşeye sahip, üç boyutlu geometrik yapı.
FESHEDEBİLME
Feshedebilmek işi.
HEDERSİNMEK
Mahcup olmak.
HEDERLENMEK
Korkmak.
OKTAHEDRİT
Demirli göktaşlarının billursu bir türü.
Bu bölümde tanımı içerisinde HED geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
BOMBALAMAK
Belli bir hedefe bomba atmak.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
BALTRAP
Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AMAÇ
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.
FLÖRE
Dürtücü kılıç. Bu kılıç kullanılarak oynanan, hedef bölgesi sadece gövde olan bir tür kılıç oyunu.
DOYGUNLUK
Doygun olma durumu, gönül tokluğu, istiğna, tatmin. Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin.
FESHEDİLME
Feshedilmek işi.
BOMBA
Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren. Büyük fıçı veya varil. Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız. Uyuşturucu hap.
GARAZ
Kin. Hedef, amaç, maksat.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
FATİH
Zafer kazanan, fetheden (kimse). İslam devletlerinde bir ülkeyi veya bir şehri savaşarak alan hükümdar ve komutanlara verilen unvan. İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. Büyük ve önemli bir iş bitiren (kimse).
EPE
Delici kılıç. Delici kılıçla oynanan, hedef bölgesi bütün vücut olan bir tür kılıç oyunu.
EREK
Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef.
DAĞILMA
Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.