Kelimeler arşivinde; içinde "he" olan, toplam 1916 tane kelime bulunuyor. İçerisinde he bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu he ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında he olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HEMATOPORFİRİNÜRİ, HEYECANLANABİLMEK, HEYECANLANIVERMEK
HEYECANLANDIRMAK, DUTCHERCİSİMCİĞİ, HEMANJİYOBLASTOM, HEMOGLOBİNOMETRE, HEMOGLOBİNOMETRİ, HEMOPERİKARDİYUM, HETEROSEKSÜELLİK, HETEROTRANSPLANT, HEYECANLANABİLME, HEYECANLANIVERME, İHTİYOHEMOTOKSİN, METHEMOGLOBİNEMİ, METHEMOGLOBİNÜRİ
EHEMMİYETSİZLİK, HEYECANLANDIRMA, HEYKELLEŞTİRMEK, CHEYLETİELLİDAE, ENTEROHEPATİTİS, FERRİHEMOGLOBİN, FİZOHEMATOMETRA, GASTROHEPATİTİS, HEDEFLEYEBİLMEK, HELALLEŞEBİLMEK, HEMAGLÜTİNASYON, HEMANJİYOSARKOM, HEMATOSİTOBLAST, HEMOGLOBİNOPATİ, HEMOPNÖMOTORAKS, HEPATNAVİRÜSLER, HEPATOSPLENİTİS, HESAPLAŞABİLMEK, HESAPLAYABİLMEK, HESAPLİYABİLMEK, PNÖMOHEMOTORAKS, PSÖDOHEMOPTİZİS, SPLENOHEPATİTİS, ŞÜPHELENEBİLMEK
AHENKLEŞTİRMEK, BAŞMÜHENDİSLİK, CEHENNEMLEŞMEK, HEVESLENDİRMEK, HEYKELTIRAŞLIK, ŞÜPHELENDİRMEK, ANJİYOHEMOFİLİ, EHEMMİYETLİLİK, HEDEFLEYEBİLME, HELALLEŞEBİLME, HEMADZORPSİYON, HEMANJİYOBLAST, HEMATOPERİKART, HEMATOPORFİRİN, HEMATOSİTOPENİ, HEMİHİPERTROFİ, HEMOFLAGELLATA, HEMOKROMATOZİS, HEMOPERİTONEUM, HEPADNAVİRİDAE, HEPATOHÜCRESEL, HEPATOLİTYAZİS, HEPATOPANKREAS, HEPATOSELLÜLER, HEPATOVİRÜSLER, HEPATOZOONOZİS, HERMAFRODİSMUS, HERMAFRODİTİZM, HERPESVİRÜSLER, HESAPLAŞABİLME, Devamını Oku »»
AHENKLEŞTİRME, BAŞHEMŞİRELİK, CEHENNEMLEŞME, HELECANLANMAK, HELMİNTOLOJİK, HETEROSEKSÜEL, HEVESLENDİRME, HEYECANSIZLIK, MÜCEVHERCİLİK, RUTHERFORDYUM, ŞÜPHELENDİRME, ANTİHELMİNTİK, ANTİHEMOLİTİK, ANTİHEMORAJİK, DUMDUMHELVASI, EKSTRAHEPATİK, EPHEMEROPTERA, FESHEDEBİLMEK, FETHEDEBİLMEK, GASTROTHERAPİ, HECELETTİRMEK, HEKSAMİTİOZİS, HEKTOLİTRELİK, HELEOPLANKTON, HELEZONLAŞMAK, HELMİNTEMEZİS, HEMATOPORFİRİ, HEMATOSİTOZİS, HEMİKRİPTOFİT, HEMİPARALİZİS, Devamını Oku »»
EHEMMİYETSİZ, HELECANLANMA, HELEZONLAŞMA, HELMİNTOLOJİ, HENTBOLCULUK, HERGELECİLİK, HEYECANLANIŞ, HEYECANLANMA, HEYECANLILIK, MÜHENDİSHANE, MÜTEVECCİHEN, VAKTİKERAHET, ANTHELMİNTİK, AŞAĞIHEMEDAN, CARATHEODORY, CHEYLETİELLA, FESHEDEBİLME, FETHEDEBİLME, FETHETTİRMEK, HECELETTİRME, HEFTİKLENMEK, HEİNZGRANÜLÜ, HEKZAMİTİYAZ, HELİCELLİDAE, HELİKOBAKTER, HEMAGLÜTİNİN, HEMATİDROZİS, HEMATOKSİLEN, HEMATOKSİLİN, HEMATOMİYELİ, Devamını Oku »»
AHENKSİZLİK, BAŞHEKİMLİK, BAŞMÜHENDİS, CEHENNEMLİK, CEPHELENMEK, CEPHELEŞMEK, ÇAMLIHEMŞİN, EHEMMİYETLİ, FESHEDİLMEK, HEDEFLENMEK, HELMELENMEK, HELVALAŞMAK, HELYOTERAPİ, HEMATOLOJİK, HEMFİKİRLİK, HEMODİYALİZ, HEMŞEHRİLİK, HEMŞİREZADE, HEPATOLOJİK, HERİFÇİOĞLU, HESAPLANMAK, HESAPLAŞMAK, HESAPLATMAK, HESAPSIZLIK, HETEROTROFİ, HEVESLENMEK, HEVESSİZLİK, HEYKELCİLİK, HEYKELTIRAŞ, MERHEMLEMEK, Devamını Oku »»
AHENKLİLİK, BAŞHEMŞİRE, CEPHELENME, CEPHELEŞME, FESHEDİLME, HEDEFLEMEK, HEKTOLİTRE, HEKTOMETRE, HELİKOPTER, HEMATOLOJİ, HEMENCECİK, HEMOGLOBİN, HEMOROİTLİ, HEMŞİRELİK, HERGELELİK, HESAPÇILIK, HESAPLILIK, HESAPSIZCA, HETEROTROF, HEVESLİLİK, HEYBECİLİK, HEYBETLİCE, HEYECANSIZ, MERHEMLEME, MÜCEVHERAT, MÜCEVHERCİ, MÜPHEMİYET, MÜREFFEHEN, MÜTEHEVVİR, MÜTEHEYYİÇ, Devamını Oku »»
AHESTELİK, ALELHESAP, BEDAHETEN, BEHERGLAS, CEVHERSİZ, EHEMMİYET, FESHETMEK, FETHETMEK, GÜHERÇİLE, HEBENNEKA, HECECİLİK, HECELEMEK, HECELETME, HEDEFLEME, HEDİYELİK, HEGEMONYA, HEKİMBAŞI, HEKTOGRAM, HELEZONLU, HELVAHANE, HELYOGRAF, HEMATOLOG, HENTBOLCU, HERCAİLİK, HERCÜMERÇ, HEREKLEME, HERGELECİ, HERKESLİK, HESAPLAMA, HESAPLICA, Devamını Oku »»
AHENKSİZ, AHENKTAR, BAŞHEKİM, CEHENNEM, CEVHERLİ, FESHETME, FETHETME, HECELEME, HEDONİST, HEDONİZM, HEKİMHAN, HEKİMLİK, HELALLİK, HELENİST, HELENİZM, HELEZONİ, HELİKOİT, HELİPORT, HELVALIK, HELYODOR, HEMFİKİR, HEMHUDUT, HEMOFİLİ, HEMOROİT, HEMŞEHRİ, HEMZEMİN, HERCAİCE, HERHANGİ, HERİFLİK, HESAPSIZ, Devamını Oku »»
AHENKLİ, BEDAHET, CEPHELİ, HECELİK, HELALLİ, HELECAN, HELEZON, HELİKON, HELİSEL, HELVACI, HEMATİT, HEMAYAR, HEMCİNS, HEMDERT, HEMOFİL, HEMŞİRE, HENDESE, HENDESİ, HENTBOL, HEPATİT, HERGELE, HESAPÇA, HESAPÇI, HESAPLI, HEVESLİ, HEYBECİ, HEYECAN, HEYELAN, HEZAREN, HEZEYAN, Devamını Oku »»
AHESTE, CEVHER, CÜHELA, DİRHEM, GEVHER, HECCAV, HECECİ, HECELİ, HEDİYE, HEKTAR, HELLİM, HELYUM, HEMATİ, HEMŞİN, HENDEK, HEPÇİL, HEPTEN, HEPYEK, HERCAİ, HERKES, HESABİ, HEVENK, HEYBET, HEYHAT, HEYHEY, HEYKEL, HEYULA, KERHEN, MERHEM, MEŞHER, Devamını Oku »»
AHENK, BEHER, BEHEY, BOHEM, CEPHE, CİHET, EÇHEL, HECİN, HEDEF, HEDER, HEDİK, HEKİM, HELAK, HELAL, HELEN, HELİK, HELİS, HELKE, HELME, HELVA, HEMEN, HEMPA, HEMZE, HENÜZ, HEPSİ, HEREK, HERİF, HERİK, HERTZ, HERZE, Devamını Oku »»
EHEM, HEBA, HECE, HELA, HELE, HERK, ACHE, AHEN, AHER, AHET, ÇEHE, DEHE, DİHE, EHEC, EHEK, EHEL, EHER, EHEY, EHHE, HEBE, HECİ, HEDE, HEDİ, HEES, HEGE, HEGİ, HEĞE, HEHE, HEKA, HEKE, Devamını Oku »»
HEM, HEP, HER, HEY, AHE, CHE, HEB, HEC, HEÇ, HED, HEE, HEG, HEĞ, HEH, HEJ, HEK, HEL, HEN, HES, HEŞ, HET, HEV, HEZ, SHE
HE
HE
Türk alfabesinin onuncu harfinin adı, okunuşu. Evet. Helyum elementinin simgesi.
HEMOGLOBİNOMETRE
Kandaki hemoglobin miktarını belirlemek için kullanılan bir alet.
DUTCHERCİSİMCİĞİ
Lenfosit ve plazma hücrelerinin tümörlerinde antikor içeren sitoplazmanın çekirdeğe fıtıklaşması sonucu oluşan çekirdek içi cisimcik.
HEMOPERİKARDİYUM
Kalp kesesi içerisinde, yangıya bağlı olmaksızın, pıhtılaşmış hâlde kan toplanması, hemoperikart, hematoperikart.
HEYECANLANIVERME
Heyecanlanıvermek durumu.
HEYECANLANABİLME
Heyecanlanabilmek işi.
HETEROSEKSÜELLİK
Heteroseksüel olma durumu.
HEMATOPORFİRİNÜRİ
Eritropoetik protoporfiri.
HEYECANLANDIRMAK
Heyecan duymasına sebep olmak.
HEYECANLANABİLMEK
Heyecanlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
HEMOGLOBİNOMETRİ
Kandaki hemoglobin miktarının belirlenmesi işlemi.
İHTİYOHEMOTOKSİN
Bazı balıkların kanında bulunan zehir.
HEYECANLANIVERMEK
Çabucak heyecanlanmak.
METHEMOGLOBİNEMİ
Kanda methemoglobin bulunuşu.
HETEROTRANSPLANT
Farklı bireyler arasında yapılan doku aşısı. Heterogreft.
HEMANJİYOBLASTOM
Beyinde özellikle meninks kılcal damarlarındaki anjiyoblastlardan köken alan damar tümörü.
Bu bölümde tanımı içerisinde HE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AÇIKAĞIZ
Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris).
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ADAŞ
Adları aynı olanlardan her biri.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ACABA
Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
ADİSYON
Hesap.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.