İçinde HAVASIZ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "havasız" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde havasız bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu havasız ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında havasız olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

HAVASIZ

Havası olmayan, hava almayan. Göz alıcı, çekici olmayan. Havası iyi ya da yeterli olmayan.

HAVASIZLIK

Havasız olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında HAVASIZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HAVASIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FITTISLANMAK

Ateş havasız kalarak sönmek.

BOĞULMAK

Boğma işine konu olmak. Bunalmak. Kumarda hileli oyun sonunda her şeyini yitirmek. Havasızlıktan ölmek.

KÖMÜR

Karbonlu maddelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından veya çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt. Siyah renkli.

IK

Rüzgâr ve yağmurun etki yapamadığı gizli, kuytu yer. Havasız, karanlık ve tekin olmayan (yer).

DUNCUKMAK

Sıkılmak, bunalmak. Utanmak. Tıkanmak, nefes alamamak. Genize su kaçmak. Ağlayacak gibi olmak. Fazla yem yiyen, uzun zaman dinlenen hayvan dışarı çıkınca atlayıp zıplamak, haşarılaşmak. Henüz bulûğa eren genç kız kıvraklaşmak. Nemli yerde bulunan bitki havasızlıktan kızışmak, çürümek. Bunalmak, nefes alamamak. Havasızlıktan bunalmak.

DIKIS

Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı: Bu çuvalı ne kadar dıkıs basmışlar. Sıkışık, dar: Yerimiz çok dıkıs. Havasız basık yer. İyi pişmemiş, kabarmamış ekmek. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek: Pilav aşı ne kadar dıkız olmuş. Sarı, yapışkan bir toprak. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla.

TUSTALMAK

Havasızlıktan bunalmak, sıkılmak, soluk alamamak.

BUNKUN

Havasız.

DIKIZ

Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı. Sıkışık, dar. Havasız basık yer. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla. Gelişigüzel, rasgele yapılmış iş: Ne kadar dıkız bir iş. Çelik çomak oyununda dokuzdan sonra söylenen ve on rakamının yerini tutan sözcük. Atın koşarken tıkanıp kalması. Kuru, boğazda kalan yiyecek. Tıknaz, yoğun.

BASIRIK

Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Tahta veya demirden Yapılmış kapı sürgüsü. Damın üzerine kapatmak için kullanılan düzgün ardıç. Gizli, kapalı yer, hücre: Kimbilir hangi basırıkta kaldı. Kuyulara biriktirilmiş kar, kar baskısı. Havasız, basık yer.

BASIH

Havanın sıcak ve çok durgun olması. Havasız, basık yer.

SÖRPÜMEK

Gevşemek, pörsümek (meyve, sebze ve benzerleri için). 1.Bitki susuzluktan, havasızlıktan solmak. Çok kullanılmaktan eskimeye başlamak. Pörsümek.

TORF

Su birikmesi sonucu havasızlıktan çürüyen bitki.

TRAKETOM

Üst solunum yollarının herhangi bir suretle kapanıp hayvanların havasızlıktan boğulmalarını önlemek amacıyla boynun üst kısımlarında soluk borusunu delip buraya tüp yerleştirebilmek için kullanılan aygıtlar. Soluk borusunun ameliyatla açılmasından sonra soluk borusuna yerleştirilen ilk aygıt.

KIZLAÇ

Yel tutmayan, güneş gören, kuytu yer. Sıcağa dayanıklı bir çeşit kızıl toprak. İçinde saçma büyüklüğünde beyaz çakıl taşları olan kırmızı renkli toprak : Kızlaçta iyi bağ olur. Sıkıntılı, havasız yer. Osmaniye ilinde, Bahçe belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.