Kelimeler arşivinde; içinde "halle" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde halle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu halle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında halle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MUHALLEBİCİLİK
HALLEDİVERMEK, HALLEDEBİLMEK
HALLETTİRMEK, HALLEDEBİLME, HALLEDİVERME
MAHALLEVARİ, HALLETTİRME, MUHALLEBİCİ, YENİMAHALLE
HALLETMEK, HALLEŞMEK, HALLENMEK, MUHALLEBİ, MAHALLELİ, MAHALLECE
HALLENME, HALLEŞME, MAHALLER, HALLETME, TAHALLET
MAHALLE, HALLEVİ
HALLE
HALLE
Pekmez kaynatılan büyük kazan. Mısır unundan yapılmış bir çeşit yemek. Un ve pekmezden yapılan bir çeşit helva.
MUHALLEBİ
Süt, şeker ve pirinç ununun kaynatılmasıyla yapılmış olan bir tatlı.
HALLETTİRME
Hallettirmek işi.
MAHALLELİ
Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü. Aynı mahalleden olan.
HALLEDİVERME
Halledivermek işi.
MAHALLEVARİ
Mahalle yaşayışına uygun.
MUHALLEBİCİLİK
Muhallebici olma durumu. Muhallebi yapma ve satma işi.
HALLETTİRMEK
Halletmesini sağlamak.
HALLENMEK
Yeni bir duruma girmek, değişmek. Kendinden geçmek, bayılır gibi olmak. Bir şeye karşı istek duymak.
HALLEDEBİLME
Halledebilmek işi.
MUHALLEBİCİ
Muhallebi yapan veya satan kimse. Nazlı büyütülmüş kimse. Muhallebi satılan yer.
HALLEDEBİLMEK
Halletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
HALLEDİVERMEK
Çabucak halletmek.
HALLEŞMEK
Karşılıklı dertlerini anlatmak, dertleşmek. Bir şeyle yakından ilgilenmek.
YENİMAHALLE
Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
HALLETMEK
Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde HALLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖZMEK
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.
KEŞMEKEŞLİK
Karışıklık, halledilmesi, içinden çıkılması zor durum.
TAVUKGÖĞSÜ
Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılmış olan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü.
MUHTAR
Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
GÖÇMEK
Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek. Oturmak. Ölmek. Çökmek. Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek.
TULUMBACI
Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse. Külhanbeyi. Tulumba yapan, satan veya onaran kimse.
MAHALLECE
Mahallede oturanlar tarafından. Mahallede oturanlar olarak hep birlikte.
KAZIMIK
Süt, muhallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan yapışkan bölüm.
HALLETME
Halletmek işi.
BEVVAP
Kapıcı. Mahalle okullarında hademe.
KAZANDİBİ
Dibi tutturularak hafif yanık kokusu verilmiş muhallebi.
GENELEV
Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
DİZANTERİ
Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın hastalık, kanlı ishal.
ALABONCUK
İyi veya kötü halleriyle heryerde tanınan kimse: O alaboncuktur, tanımıyan yoktur. Boncuğu andıran çul deseni. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
GETTO
Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi. Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.
AKAŞ
Sütlâç. Pirinç pilâvı. Muhallebi.
VAROŞ
Kent veya kasabada kenar mahalle.
SUFLE
Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma. Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü.