İçinde HALLE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "halle" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde halle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu halle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında halle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

MUHALLEBİCİLİK

13 harfli kelimeler

HALLEDİVERMEK, HALLEDEBİLMEK

12 harfli kelimeler

HALLETTİRMEK, HALLEDEBİLME, HALLEDİVERME

11 harfli kelimeler

MAHALLEVARİ, HALLETTİRME, MUHALLEBİCİ, YENİMAHALLE

9 harfli kelimeler

HALLETMEK, HALLEŞMEK, HALLENMEK, MUHALLEBİ, MAHALLELİ, MAHALLECE

8 harfli kelimeler

HALLENME, HALLEŞME, MAHALLER, HALLETME, TAHALLET

7 harfli kelimeler

MAHALLE, HALLEVİ

5 harfli kelimeler

HALLE

Bazı kelimelerin anlamları

HALLE

Pekmez kaynatılan büyük kazan. Mısır unundan yapılmış bir çeşit yemek. Un ve pekmezden yapılan bir çeşit helva.

MUHALLEBİ

Süt, şeker ve pirinç ununun kaynatılmasıyla yapılmış olan bir tatlı.

HALLETTİRME

Hallettirmek işi.

MAHALLELİ

Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü. Aynı mahalleden olan.

HALLEDİVERME

Halledivermek işi.

MAHALLEVARİ

Mahalle yaşayışına uygun.

MUHALLEBİCİLİK

Muhallebici olma durumu. Muhallebi yapma ve satma işi.

HALLETTİRMEK

Halletmesini sağlamak.

HALLENMEK

Yeni bir duruma girmek, değişmek. Kendinden geçmek, bayılır gibi olmak. Bir şeye karşı istek duymak.

HALLEDEBİLME

Halledebilmek işi.

MUHALLEBİCİ

Muhallebi yapan veya satan kimse. Nazlı büyütülmüş kimse. Muhallebi satılan yer.

HALLEDEBİLMEK

Halletme imkânı veya olasılığı bulunmak.

HALLEDİVERMEK

Çabucak halletmek.

HALLEŞMEK

Karşılıklı dertlerini anlatmak, dertleşmek. Bir şeyle yakından ilgilenmek.

YENİMAHALLE

Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

HALLETMEK

Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.

  -   -   -  

Anlamında HALLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HALLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇÖZMEK

Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.

KEŞMEKEŞLİK

Karışıklık, halledilmesi, içinden çıkılması zor durum.

TAVUKGÖĞSÜ

Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılmış olan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü.

MUHTAR

Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

GÖÇMEK

Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek. Oturmak. Ölmek. Çökmek. Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek.

TULUMBACI

Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse. Külhanbeyi. Tulumba yapan, satan veya onaran kimse.

MAHALLECE

Mahallede oturanlar tarafından. Mahallede oturanlar olarak hep birlikte.

KAZIMIK

Süt, muhallebi ve yemek pişerken tencerenin dibinde yanan yapışkan bölüm.

HALLETME

Halletmek işi.

BEVVAP

Kapıcı. Mahalle okullarında hademe.

KAZANDİBİ

Dibi tutturularak hafif yanık kokusu verilmiş muhallebi.

GENELEV

Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.

SANDIK

İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.

DİZANTERİ

Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın hastalık, kanlı ishal.

ALABONCUK

İyi veya kötü halleriyle heryerde tanınan kimse: O alaboncuktur, tanımıyan yoktur. Boncuğu andıran çul deseni. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).

GETTO

Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi. Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.

AKAŞ

Sütlâç. Pirinç pilâvı. Muhallebi.

VAROŞ

Kent veya kasabada kenar mahalle.

SUFLE

Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma. Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü.