İçinde GIY geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "gıy" olan, toplam 119 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gıy bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu gıy ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gıy olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

AŞAGIYENİGÜN, GIYDIŞLANMAK, GIYGAŞTIRMAK, GIYNAŞTIRMAK

11 harfli kelimeler

GIYADALAMAK, GIYBETÇİLİK, GIYGAŞLAMAK, GIYKENARBİZ

10 harfli kelimeler

GIYASETTİN, GIYGAÇLAMA, GIYIHLAMAK, GIYIKLAMAK, GIYILANMAH, GIYINNAMAK, GIYIRDAMAK

9 harfli kelimeler

GIYABINDA, GIYALAMAK, GIYILAMAK, GIYNEŞMAK, GIYPINMAK, GIYPITMAK, GIYTARMAK

8 harfli kelimeler

GIYBETÇİ, GIYGIYCI, GIYADALI, GIYCUVAZ, GIYDIRMA, GIYGAŞIK, GIYGAŞUK, GIYGIDIM, GIYGIRAK, GIYGIŞIK, GIYĞIŞIK, GIYIKMAK, GIYILMAK, GIYIMSUZ, GIYLAMAK, GIYMAMAK, GIYMATLI, GIYMETLİ, GIYMETLÜ, GIYMIKÇI, GIYNAŞIK, GIYNAŞUK, GIYNEŞIK, GIYNIŞIK, GIYTARIK, ZİGIYMET

7 harfli kelimeler

GIYABEN, BİGIYAK, BİGIYUH, BİRGIYA, GIYAĞAN, GIYAMET, GIYBAĞI, GIYGADA, GIYGIDI, GIYILIİ, GIYIŞAK, GIYLAMA, GIYMALI, GIYPMAK, HAGIYGI

6 harfli kelimeler

GIYABİ, GIYBET, GIYADA, GIYAĞU, GIYALI, GIYASİ, GIYGAÇ, GIYGAK, GIYGAN, GIYGIÇ, GIYGIK, GIYGIY, GIYĞAÇ, GIYHAÇ, GIYHIÇ, GIYHIM, GIYINA, GIYLAM, GIYMAK, GIYMAT, GIYMET, GIYMIH, GIYMIK, GIYMUK, GIYNAH, GIYNAK, GIYNIK, GIYNIZ, GIYPIK, GIYRAN, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

GIYAP, GIYAH, GIYAK, GIYAN, GIYAS, GIYBA, GIYGA, GIYGI, GIYIĞ, GIYIH, GIYIK, GIYIR, GIYIZ, GIYLA, GIYLI, GIYMA, GIYTA

4 harfli kelimeler

GIYI, GIYİ, GIYZ

3 harfli kelimeler

GIY

Bazı kelimelerin anlamları

GIY

Güneş görmeyen yer. Kenar, kıyı.

GIYGAŞTIRMAK

Kapıyı az açık, aralık bırakmak.

GIYADALAMAK

Kapıyı az açık, aralık bırakmak.

AŞAGIYENİGÜN

Ağrı şehri, Hamur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

GIYILANMAH

Kıyılanmak.

GIYNAŞTIRMAK

Kapı ve pencereyi az açmak, aralamak.

GIYGAŞLAMAK

Kapıyı az açık, aralık bırakmak.

GIYINNAMAK

Habersizce kaçmak.

GIYKENARBİZ

Saraç aleti.

GIYIRDAMAK

Küçük böcekler vücutta kıpırdamak: Sırtımda bir şey gıyırdayor.

GIYDIŞLANMAK

Duraklamak, tereddüt etmek.

GIYASETTİN

Dinin yayılmasına yardımı dokunan kimse.

GIYIHLAMAK

Kapıyı az açık, aralık bırakmak.

GIYIKLAMAK

Kapıyı az açık, aralık bırakmak. Bir şeyin yokluğunu çekmek, arayıp bulamamak: Biz yumurta diye gıyıkladık. Tahta, çıra ve benzerleri şeyleri ufak parçalara bölmek.

GIYGAÇLAMA

Bir köşeden karşı köşeye, verevine: Onu gıygaçlamaya kes.

GIYBETÇİLİK

Dedikoduculuk.

  -   -   -  

Anlamında GIY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GIY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CÜRET

Yüreklilik, ataklık, cesaret. Düşüncesizce, saygıyı aşan davranış, cesaret.

BULMAK

Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.

KARAR

Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Değişmez olma. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Bu yargıyı bildiren belge. Tam ölçüsünde, ne az ne çok.

GEZİNTİ

Uzak olmayan bir yere yapılmış olan gezi, tenezzüh. Evlerde oda kapılarının açıldığı aralık, koridor. Sofa, balkon. Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol. Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

FESİH

Verilmiş bir yargıyı kaldırma, bozma. Dağıtma, dağıtılma.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

DEDİKODUCULUK

Dedikoducu olma durumu, kovculuk, gıybetçilik, dilleklik.

KORKUTMAK

Korkmasına yol açmak. Gözdağı vermek. Kaygıya düşürmek.

HESAPLAŞMAK

Birbirindeki alacakla vereceğin hesabını yapmak. Bir şeyin olumlu veya olumsuz yönlerini düşünerek, tartışarak bir yargıya varmak. Karşılıklı olarak kozlarını paylaşmak.

DİYE

Herhangi bir yargıya vararak. Diyerek. Niteleyerek.

ELEŞTİRMEK

Bir düşünceyi, bir eseri, bir yargıyı inceleyerek doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek, tenkit etmek.

KESTİRMEK

Kesme işini yaptırmak. Kısa bir süre uyumak, şekerleme yapmak. Anlamak, farkına varmak. Akıl yolu ile gerçeğe yakın bir yargıya varmak, tahmin etmek. Kesilmesini sağlamak, kesilmesine yol açmak. Karar vermek.

İNFAZ

Bir kararı, bir yargıyı yerine getirme, uygulama, yürütüm. Birine sözünü geçirme.

DEDİKODU

Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılmış olan konuşma, kov, gıybet, kılükal.

CEBİRE

Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.

FESHETMEK

Verilmiş bir yargıyı kaldırmak, bozmak. Kapatmak, dağıtmak.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

DEDİKODUCU

Çok dedikodu yapan, kovcu, gıybetçi, dillek.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.