İçinde GÜRE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "güre" olan, toplam 55 tane kelime bulunuyor. İçerisinde güre bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu güre ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında güre olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

GÜREŞTİRİLMEK

12 harfli kelimeler

GÜREŞEBİLMEK, GÜREŞTİRİLME

11 harfli kelimeler

GÜREŞEBİLME, GÜREŞTİRMEK

10 harfli kelimeler

GÜREŞÇİLİK, GÜREŞİLMEK, GÜRELENMEK, GÜREŞTİRME

9 harfli kelimeler

GÜREŞİLME, GÜRELEMEK, GÜRECİLİK

8 harfli kelimeler

ÜŞGÜREYH, GÜRELMEK, GÜREŞKÖY, OLİGÜREZ, GÜREŞMEK

7 harfli kelimeler

GÜREVİN, GÜREYBE, GÜRGÜRE, HÖNGÜRE, GÜREŞEN, HÜŞGÜRE, KEŞGÜRE, KÜNGÜRE, GÜRESİN, GÜRESEN, GÜRESEK, GÜREŞÇİ, GÜREŞME, GÜRENCİ, ÖZGÜREL, GÜREMPE, GÜREMEK, SÜNGÜRE, GÜRELİK, CENGÜRE

6 harfli kelimeler

GÜREPE, GÜREBE, GÜREBİ, GÜRECE, GÜRECİ, ÜSGÜRE, ÜNGÜRE, GÜRELİ, GÜRENÇ, ÖNGÜRE

5 harfli kelimeler

GÜRER, GÜREZ, GÜREN, GÜREM, GÜREL, GÜREF, GÜREŞ

4 harfli kelimeler

GÜRE

Bazı kelimelerin anlamları

GÜRE

Çiftleşmek isteyen kısrak veya dişi eşek. Kuvvetli, dinç. Çekingen, korkak, ürkek. Bir yaşından üç yaşına kadar olan tay.

GÜRECİLİK

Devimselcilik.

GÜREŞTİRİLMEK

Güreştirme işi yapılmak.

GÜREŞÇİLİK

Güreşçinin yaptığı iş, pehlivanlık.

GÜREŞEBİLME

Güreşebilmek işi.

GÜREŞKÖY

Gümüşhane şehrinde, Şiran ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

GÜRELENMEK

Yabanileşmek, vahşileşmek. Yavaş yavaş alışkanlığını kaybetmek.

ÜŞGÜREYH

Bekçi düdüğü. Islık.

GÜREŞTİRMEK

Güreş yaptırmak.

GÜREŞTİRME

Güreştirmek işi.

GÜRELMEK

Çoğalmak. Azgınlaşmak, zıpırlaşmak.

GÜREŞİLME

Güreşilmek işi.

GÜREŞEBİLMEK

Güreşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÜREŞİLMEK

Güreş yapılmak.

GÜRELEMEK

Yığılmak. Canlanmak, hareketlenmek (keklik için). Bir şeyi kaldırıp atmak. Eşek, kısrak çiftleşmek istemek.

GÜREŞTİRİLME

Güreştirilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında GÜRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÜRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DESTE

Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.

ÇEKİLME

Çekilmek işi. Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı. Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması. Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat. Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa.

ÇİVİYUKARI

Yağlı güreşte hasmı ayaklarından yakalayıp tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirerek yenme biçimi.

DALMA

Dalmak işi. Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

BOYUNDURUK

Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.

GÜREŞÇİ

Güreş yapan, güreşen kimse, pehlivan.

BAĞDALAMAK

Düşürmek için ayağını birinin ayaklarına takmak, çelme atmak. Güreşte rakibe ayak sarması takmak.

DALMAK

Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek. Bir yerin içine girmek. Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak. Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek. Uyumak. Güreşte rakibinin belden aşağı bir yerini aniden tutmak.

BUDAMAK

Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.

DEVİMSELCİLİK

Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti, gürecilik, dinamizm, mekanikçilik karşıtı.

ÇANGAL

Ayakta güreşirken karşı güreşçinin koltuğu altından bir kolu sokarak bir ayakla o güreşçinin bir bacağına çengel taktıktan sonra onu öne doğru eğip başı üzerinden atma oyunu. Dallı budaklı ağaç. Fasulye sırığı, sırık.

ÇIKIŞ

Çıkma işi. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Yokuş. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Çıktı. Mezuniyet, okul bitirme. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıkış belgesi.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

ENGELLEMEK

Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek. Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.

ARENA

Boğa güreşi, yarış, oyun vb. gösteriler yapılmış olan alan. Siyasi çekişmelerin geçtiği yer.

BOHÇALAMAK

Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.

CAZGIR

Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse. Fitneci.

ÇAPRAZ

Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.