Kelimeler arşivinde; içinde "güneş" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde güneş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu güneş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında güneş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÜNEŞLENEBİLMEK
GÜNEŞLENEBİLME, GÜNEŞLENDİRMEK
GÜNEŞLENDİRME
GÜNEŞLENMEK, GÜNEŞLETMEK, GÜNEŞŞİÇEĞİ, GÜNEŞSİZLİK, GÜNEŞLETİCİ, GÜNEŞÇİÇEĞİ
ÜZÜMGÜNEŞİ, GÜNEŞHANIM, GÜNEŞGÖREN, GÜNEŞLEMEK, GÜNEŞÇİLİK, GÜNEŞLENME, GÜNEŞLETME
GÜNEŞLEME, GÜNEŞÖREN, GÜNEŞTEPE, YAZGÜNEŞİ, GÜNEŞDERE, GÜNEŞTOPU
GÜNEŞİĞİ, İLKGÜNEŞ, GÜNEŞLİK, GÜNEŞSEL, GÜNEŞSİZ, GÜNEŞLER, ALAGÜNEŞ, BOZGÜNEŞ, ÇINGÜNEŞ, GÜNEŞHAN
GÜNEŞ
Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam. Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.
GÜNEŞLENDİRMEK
Güneşlenmesini sağlamak.
GÜNEŞLENMEK
Güneş ışınlarından vücudun yararlanmasını sağlamak, güneşlemek.
GÜNEŞLENEBİLME
Güneşlenebilmek işi.
GÜNEŞLEMEK
Güneşlenmek.
GÜNEŞÇİÇEĞİ
Ayçiçeği.
GÜNEŞŞİÇEĞİ
Ayçiçeği.
GÜNEŞLETİCİ
Yapay yolla bronzlaşmayı sağlayan aygıt, solaryum.
GÜNEŞÇİLİK
İlk dinin; ilk adamın güneşi kişileştirmesi ya da Tanrılaştırması sonunda doğduğuna ilişkin görüş. bk. din, doğalcılık, aycılık.
GÜNEŞGÖREN
Ağrı şehri, Tutak ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Ardahan şehrinde, Hanak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
GÜNEŞHANIM
Güneş gibi parlak ve güzwl olan kadın.
GÜNEŞSİZLİK
Güneşsiz olma durumu.
ÜZÜMGÜNEŞİ
İnce uzun gövdeli, ön kanatlı ve ince duyargalı küçük kelebek.
GÜNEŞLENDİRME
Güneşlendirmek işi.
GÜNEŞLENEBİLMEK
Güneşlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÜNEŞLETMEK
Bir şeyi güneş ışığının etkisinde bırakmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÜNEŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BULGURLANMA
Bulgurlanma işi. Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaşması olayı.
AKTİNOLOJİ
Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.
AKŞAMÜSTÜ
Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken, akşamüzeri.
ABİS
Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.
BAKI
Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.
BANDIRMA
Bandırmak işi. İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılmış olan sucuk. Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap. Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.
BRONZLAŞMAK
Güneşte yanarak bronz rengini almak.
DOĞU
Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı. Bu yönde olan, Şarki. Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü. Güneşin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de doğduğu 0,90°'lik yön. Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi, Şark, Batı karşıtı. Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.
DOĞMAK
Dünyaya gelmek. Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak. Ortaya çıkmak, sonucu olmak. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek.
BENEK
Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
ÇAVMAK
Güneş doğmak. Dağılıp yayılmak, saçılmak. Cıvmak.
BİKİNİ
Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi.
BATMAK
Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.
DÖNENCE
Yerküre üzerinde, güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği, sıcak kuşağın kuzey ve güney sınırlarını oluşturan ve Ekvator'un 23° 27' kuzey ve güneyinden geçtiği varsayılan iki çemberden her biri, tropika.
ÇAĞMAK
Güneş ışığı vurmak.
BULGURCUK
Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü değişken oluşumlardan her biri.
BATI
Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı. Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika. Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta. Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp.
BATMA
Batmak işi. Bir gök cisminin (ay, güneş, yıldız vb.) ufkun altına inmesi. İflas etme. Yok olma, inkıraz. Yıkılma, çökme.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.