Kelimeler arşivinde; içinde "gölge" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gölge bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gölge ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gölge olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖLGELEYEBİLMEK
GÖLGELENDİRMEK, GÖLGELEYEBİLME
TAVŞANGÖLGESİ, GÖLGELENDİRME, MİNAREGÖLGESİ
GÖLGELİKONAK
GÖLGELENMEK, GÖLGESİZLİK, GÖLGEBALIĞI, ELGÖLGELİĞİ
BAŞGÖLGESİ, GÖLGEÖLÇER, GÖLGELENME, GÖLGELEYİŞ, GÖLGELEMEK
ELGÖLGESİ, GÖLGELEME, GÖLGERİŞİ
GÖLGESİZ, GÖLGELİK, GÖLGECİL
GÖLGELİ
GÖLGEN
GÖLGE
GÖLGE
Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.
GÖLGELENME
Gölgelenmek işi. Kelt dilinde, kelimelerin başındaki seslerin genizlenmesi (GENİZLİ GÖLGELENME, E. nasalis) veya ötümsüz bir abanık yerine bir ötümlü gelmesi (DÜŞÜRÜMLÜ GÖLGELENME, E. destituens).
BAŞGÖLGESİ
Koca, zevç.
GÖLGELEYEBİLME
Gölgeleyebilmek işi.
GÖLGELENMEK
Gölgeli duruma girmek. Buğulanmak. Değerinin bilinmesi engellenmek.
GÖLGELİKONAK
Siirt şehri, Eruh ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
GÖLGELENDİRMEK
Gölge etmek, gölgeli yapmak. Bulandırmak, bozmak. Dinlendirmek.
GÖLGEÖLÇER
Bir ışılyaprakta ışık, X-ışınları, gama ışınları ve benzerleri etkenlerin oluşturdukları izgenin gölge yoğunluğunu ölçmeye yarayan aygıt.
TAVŞANGÖLGESİ
Kavkas otuna benzeyen bir çeşit top ot.
GÖLGELENDİRME
Gölgelendirmek işi.
GÖLGELEYEBİLMEK
Gölgeleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖLGESİZLİK
Gölgesiz olma durumu.
ELGÖLGELİĞİ
Koruma, yardım: O bize çok elgölgeliği etti, yoksa perişan olurduk. Kız çocuğu. Tezkere, mektup.
GÖLGELEYİŞ
Gölgeleme işi.
GÖLGEBALIĞI
Bir çeşit balık. Alabalıkgillerden olup, geniş tenyaya ikinci arakonakçılık eden bir balık türü.
MİNAREGÖLGESİ
Gerçekleşmesi imkânsız durum.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖLGE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
KUZ
Gölgede kalan (yan).
GÖLGECİL
Gölgede yetişen veya gölgeyi seven.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
GÖLGELEMEK
Gölgeli duruma getirmek. Resimde gölge oluşturmak. Bir kimsenin veya bir şeyin değerini azaltmak, sönüklük getirmek.
GÜNEŞLİK
Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç. Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü. Siperlik. Güneş ışınlarını alan (yer).
GÖLGESİZ
Gölgesi olmayan.
MARKE
"Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, tutmak, gölgelemek, markaja almak" anlamındaki marke etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.
GÜZEY
Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç.
MİNYATÜR
Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı. Bu biçimde yapılmış küçük resim. Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri.
IHLAMUR
Ihlamurgillerden, kerestesi beğenilen, büyük bir gölge ağacı (Tilia). Bu çiçeğin kurutulup kaynatılmasıyla elde edilen içecek. Bu ağacın güzel kokulu çiçeği.
KÖTEK
Baston, sopa. Gölge balığı. Sopayla atılan dayak, patak.
GÖRÜNTÜ
Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.
EĞLEK
Sürünün yazın öğle sıcağında dinlendiği gölgelik. Yolcuların geceyi geçirdikleri yer, han, konak.
GÖLGELİ
Gölge altında olan. Nitelik ve ayrıntıları iyice bilinmeyen.
HAYALET
Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan peri, hortlak vb. görüntüler. Belli belirsiz görülen şey, gölge. Çok zayıf kimse.
HAYAL
Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya. Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun. İmge. Görüntü. Belli belirsiz görülen şey, gölge.
GÖLGELEME
Gölgelemek işi.
GÖLGELİK
Gölge altında bulunan yer. Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak, sayeban, pergola.
MİNAKOP
Gölge balığı (Umbrina cirrosa).