İçinde GİYİNME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "giyinme" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde giyinme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu giyinme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında giyinme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

GİYİNME

Giyinmek işi.

GİYİNMEK

Giymek. Giysiyi belli bir yerden almak veya belli bir yerde diktirmek. Ağır bir söze veya davranışa, sesini çıkarmadan içerlemek.

  -   -   -  

Anlamında GİYİNME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GİYİNME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TUVALET

İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik ya da dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Gece kıyafeti. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi.

TESETTÜR

Kadınların kapalı bir biçimde giyinmesi.

KEYMEK

Giymek. Koymak. Giymek, giyinmek.

GEYNAMAK

Giyinmek.

DÜĞÜŞÜ

Gelin almaya gelen kimseler. Gelinin giyinmesine yardım eden kadın.

GEÇİRMEK

Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

GÖVÜRME

Gelinlik elbise. Giyinme.

ÇIKACAK

Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu, çıkma.

GİYECEKLENMEK

Giyinmek, üzerine giyecek almak.

GUŞANMAK

Kuşanmak. Giyinmek, kuşanmak. Eski türkçe koşmak kuşanmak. Kuşanmak, giyinmek.

GİYİNEBİLMEK

Giyinme imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAKIM

Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

GEYGİ

Yıkılacak derecede eski evlere vurulan direk, destek. Yumuşak kapçık: Çiçek geygisi. Elbise, çamaşır ve benzerleri giyilecek şey. Eski türkçe kedgü: giyim; giyinme; giyim eşyası.

KUŞANMAK

Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak. Giyinmek.

APŞAL

Salak, sersem. Perişan kılıklı, giyinmesini bilmiyen.

GEYİNMEK

Alay etmek: Ayşe Fatma'yı geyiniyor. Cezalanmak. Giyinmek.

GİRİNMEĞ

Giyinmek.

GİYİNİŞ

Giyinme işi.

VURUNMAK

Kendine vurmak. Giyinmek, örtünmek. Koymak.

GİYİNİVERMEK

Çabucak veya kısa sürede giyinmek.