Kelimeler arşivinde; içinde "gisi" olan, toplam 40 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gisi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gisi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gisi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BİLGİSİZLEŞMEK, KRİSTALBİLGİSİ
TEKNİKBİLGİSİ, BİLGİSİZLEŞME, KATMANBİLGİSİ, İLİNGEBİLGİSİ, İLGİSİZCESİNE, AKARSUBİLGİSİ
NÜFUSBİLGİSİ, KAYAÇBİLGİSİ, İKLİMBİLGİSİ, BİÇİMBİLGİSİ
HALKBİLGİSİ, BELGİSİZLİK, HAVABİLGİSİ, SAYIBİLGİSİ, UZAMBİLGİSİ, YANBEGİSİNE, BİLGİSİZLİK, SEVGİSİZLİK
GÜNBİLGİSİ, DİLBİLGİSİ, BİLGİSİZCE, SÖZBİLGİSİ, İLGİSİZLİK
SUBİLGİSİ, İLGİSİZCE, ÜZENGİSİZ
BELGİSİZ, BİLGİSİZ, ÇİZGİSİZ, SEVGİSİZ, VERGİSİZ, GERGİSİZ, FUNGİSİT
İLGİSİZ, HANGİSİ, ALGİSİT
ERGİSİ
GİSİ
GİSİ
Elbise, çamaşır ve benzerleri giyilecek şey.
İLİNGEBİLGİSİ
Uzambiçimlerin ilingesel özellikleriyle ilgilenen uzambilgisi dalı. Anlamdaş. ilinge.
AKARSUBİLGİSİ
Akarsuların düzen özelliklerini, bu düzeni yaratan doğal nedenler bakımından inceleyen bilim kolu.
BELGİSİZLİK
Belirsizlik.
HALKBİLGİSİ
Halkbilimin, çevreyi oluşturan canlı, cansız doğal nesnelerle ilgili inanç ve uygulamaları konu alan dalı. bk. halk bitkibilimi, halk hayvanbilimi, halk havabilgisi, halk yıldızbilimi, bakı. karşılığı halkbilim. (halkbilim) Bir toplulukta yaşıyan inanları ve alışkıları, söylenen türkü, masal, fıkra, atalar sözü, bilmece, tekerleme, efsane gibi varlıkları inceleyip o topluluğun yaşayış ve duyuşunu anlamağa çalışan bilim.
HAVABİLGİSİ
Çeşitli araç ve aygıtlardan yararlanarak havayuvarı olaylarını düzenli ve sürekli biçimde inceleyen bilim dalı.
BİLGİSİZLEŞMEK
Bilgisiz bir duruma gelmek.
BİLGİSİZLEŞME
Bilgisizleşmek işi.
KATMANBİLGİSİ
Katmanlı kayaçların zaman bakımından oluş sıralarını, hayvan ve bitki kalıntılarının yardımıyla geçmiş zamanlardaki yaşantının çağdan çağa geçirdiği evrensel değişiklikleri, tortul kayaçların özelliklerine ve taşıllarına dayanarak, kara ve denizlerin geçmişteki dağılışlarını inceleyen bilim kolu.
İLGİSİZCESİNE
İlgisizce.
KRİSTALBİLGİSİ
Kristallerin dış görünümlerinden elde edilen bakışım özellikleri ve kristallerin ağcık yapılarıyle ilgili her türlü sorunu inceleyen bilim.
NÜFUSBİLGİSİ
Daha çok sayılama yönteminden yararlanarak biyolojik ve toplumsal etmenlerin (doğum, ölüm, göçler, yığılmalar vb.) insan topluluklarının yaşamındaki önem ve etkilerini inceleyen bilgi dalı.
KAYAÇBİLGİSİ
Kayaçların tanıtma, tanımlama ve sınıflandırılmasıyle uğraşan bilim.
TEKNİKBİLGİSİ
Bilimsel bir kuramı uygulama. Yaratmanın, insan yeteneklerini artıran herhangi bir aracı ya da yolu.
İKLİMBİLGİSİ
Fiziksel coğrafyanın, havayùvarı olaylarını ve bu olayların bir arada yarattığı iklim ve türlerini inceleyen, yeryüzüne dağılışlarını araştıran bölümü.
BİÇİMBİLGİSİ
Yapıyı, temeli, görevi söz konusu yapmadan biçim üzerinde duran ve biçimle ilgili sorunları inceleyen bilim dalı. Biyolojinin, canlı varlıkların biçim ve yapıları ile uğraşan kolu.
Bu bölümde tanımı içerisinde GİSİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANLATTIRMAK
Bir konu üzerinde bilgisini ölçmek, açıklama yaptırmak.
BAP
Kapı. Kitaplarda bölüm, başlık. Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri. Konu, husus.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
BELİRSİZ
Belirli olmayan, belgisiz, gayrimuayyen, vuzuhsuz. Bilinmeyen, meçhul. Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem.
ALAKASIZ
İlgisiz.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
AĞNAMCI
Sayım vergisi toplayan kimse.
ALAKASIZLIK
İlgisizlik.
AĞNAM
Sayım vergisi.
BAÇ
Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi. Zorla alınan para, haraç.
ALDIRMAZ
İlgisiz. Bir şeye önem vermeyen.
BELİRSİZLİK
Belirsiz olma durumu, belgisizlik, müphemiyet, vuzuhsuzluk.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ALDIRMAZLIK
İlgisizlik.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
ATARAKSİYA
Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği, acıya olduğu kadar kıvanca karşı da ilgisizlik.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
ALLAME
Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili.