İçinde GİRİN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "girin" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde girin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu girin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında girin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

GİRİNTİSİZ, GİRİNOĞLAN

9 harfli kelimeler

GİRİNTİLİ

8 harfli kelimeler

GİRİNMEĞ, GİRİNMEK

7 harfli kelimeler

GİRİNTİ, GİRİNCİ, GİRİNDİ, GİRİNDÜ, GİRİNİM, GİRİNUS

6 harfli kelimeler

GİRİNE

5 harfli kelimeler

GİRİN

Bazı kelimelerin anlamları

GİRİN

Bulut.

GİRİNİM

Bir özdeğe, ısıl ya da mekanik dış etkilemeyle girme olayı.

GİRİNE

Buluta girme.

GİRİNOĞLAN

Çorum kenti, Osmancık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

GİRİNCİ

İki ile yedi yaş arasındaki erkek deve. Deve yavrusu. Bir ile üç yaşında kısrak. Bir yaşında dişi beygir. Kiracı. Kayseri şehrinde, Akkışla belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

GİRİNTİLİ

Girintisi olan.

GİRİNUS

Böcekler (Insecta) sınıfının, kın kanatlılar (Coleoptera) takımından 1 cm kadar uzunlukta, durgun suların yüzeyinde gruplar hâlinde yaşayan, yırtıcı türleri olan bir eklem bacaklı cinsi. (Gyrinus) Böcekler (İnsecta) sınıfının kınkanatlılar (Coleoptera) takımdan bir eklembacaklı cinsi. Uzunluğu 1 cm kadardır. Durgun suların yüzeyinde gruplar halinde yaşarlar. Yırtıcıdır.

GİRİNTİSİZ

Girintisi olmayan.

GİRİNDİ

Ne idiği belirsiz.

GİRİNMEĞ

Giyinmek.

GİRİNMEK

Yükü sırta almak, yüklenmek.

GİRİNTİ

Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm.

GİRİNDÜ

Göçmen.

  -   -   -  

Anlamında GİRİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GİRİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AGİRİA

Beynin dış yüzünde girinti ve çıkıntılardan oluşan kıvrımların yokluğu ve düz bir görünümde olmasıyla belirgin yapılış bozukluğu, lissensefali.

YİV

Bir yüzeyin üzerinde çizgi biçiminde olan, sarmal girinti veya çıkıntı. Bir sütun gövdesinin veya bir vazo karnının çevresine eşit aralıklarla paralel veya sarmal olarak uzunlamasına açılan oyuk. Ek çizgisi. Bir dişli çarkta veya bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. Saçta ayırma yeri.

KİRTİKLİ

Kenarları girintili çıkıntılı olan.

AĞAN

Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.

DİŞİ

Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).

LAMBA

Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul. Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.

KABARTMA

Kabartmak işi. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. Kabartılarak yapılan.

CUMBALAMAK

Bir parçanın dar kenarındaki testere izi vb. girinti ve çıkıntıları düzeltmek.

KOY

Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü.

ÇİLİNGİRLİK

Çilingirin yaptığı iş.

KANAL

Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol.

KİLİTLEMEK

Anahtarla kilidi kapamak. Bir nesne veya bir kimseyi kilitli bir yere kapamak. Karşılıklı çıkıntı ve girintileri olan şeyleri birbirine geçirmek, kenetlemek. Sıkıca tutmak. Kapatmak.

AKANYILDIZ

Güneş dizgesine bağlı, kesin yörüngeleri bulunmayan ve bu nedenle havayuvarının üst katmanlarına girince ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gökcismi. Yer'in havayuvarına girince sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen meteor. Güneş sistemi içinde hareket ederken dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük nesne.

BARBATA

Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.

DÜZ

Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.

ERKEK

Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Koca. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma.

MATRİS

Matbaacılıkta kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp, baskı kalıbı. Dizey.

MİHRAP

Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer. Umut bağlanan yer.

OYMAK

Aşiret. Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak. Bıçaklayarak yaralamak. Kazıklamak. Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. İzcilikte küçük birlik. Kumaş vb.ni girintili bir biçimde kesmek.

DÜZLEM

Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı. Ortam. Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi.