İçinde GİDİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "gidi" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gidi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu gidi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gidi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ŞEHİRİNGİDİMİ

12 harfli kelimeler

GİDİLEBİLMEK, GİDİDOĞRUMAK

11 harfli kelimeler

GİDİLEBİLME, GİDİŞKENLİK

10 harfli kelimeler

GİDİREKTEN, GİDİVERMEK, GİDİBATMAK, ÇİLGİDİRİK

9 harfli kelimeler

GİDİPBATI, GİDİCİLİK, GİDİVERME, DERGİDİŞİ

8 harfli kelimeler

GİDİMİZİ, GİDİŞGEN, ÇİLGİDİR, CİLGİDİR, GİDİŞMEK, GİLGİDİR, GİRGİDİK, GİDİLMEK, YİRGİDİN

7 harfli kelimeler

GİDİŞLİ, GİDİŞİK, GİDİRLİ, İÇGİDİM, ZİRGİDİ, GİDİMAN, GİDİLİŞ, GİDİLME, GİDİMLİ, GİDİŞAT, GİDİŞME, GİDİLİK, GİDİPBA

6 harfli kelimeler

EVGİDİ, HEGİDİ, GİDİCİ

5 harfli kelimeler

GİDİH, GİDİK, GİDİL, GİDİŞ, GİDİM

4 harfli kelimeler

GİDİ

Bazı kelimelerin anlamları

GİDİ

Azarlama sözü. Ahlaksız, pezevenk.

GİDİMİZİ

Atılan bir nesnenin düzenek yasalarına göre çizdiği eğri.

ŞEHİRİNGİDİMİ

Salı günü.

GİDİŞGEN

Uyuz hastalığı. Isırgan otu. Arpa yığınlarında bulunan, kaşıntı yapan kelebek tozları: Aman el sürme arpada gidişgen var. Kösnül hislerine uyan kadın.

GİDİPBATI

Gidiyor anlamında kullanılır.

DERGİDİŞİ

Yazma kenarlarına yapılan bir süs. (Yalvaç Isparta).

GİDİBATMAK

Gidip durmak: Nereye gidibatırsın.

GİDİDOĞRUMAK

Gitmek.

GİDİVERMEK

Ansızın gitmek.

GİDİLEBİLMEK

Gidilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GİDİREKTEN

Gittikçe, giderek.

GİDİVERME

Gidivermek işi.

ÇİLGİDİRİK

Davula vurulan küçük değnek.

GİDİLEBİLME

Gidilebilmek işi.

GİDİCİLİK

Gidici olma durumu.

GİDİŞKENLİK

Isırgan otu.

  -   -   -  

Anlamında GİDİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GİDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GİDİLME

Gidilmek işi.

FRENLEMEK

Bir taşıtın, mekanizmanın hareketini fren yardımıyla yavaşlatmak veya durdurmak. Bir gidişin, bir tutumun aşırılığını önlemek, gemlemek.

GİDİLİŞ

Gidilme işi.

KALICI

Sürekli, geçici karşıtı. Bir süre için belli bir yerde kalan, konuk, gidici karşıtı. Her zaman geçerliğini sürdürecek olan.

GÖRÜMLÜK

Yalnız görülmek için konulan nesne. Nişanlanan kıza, ilk kez görmeye gidildiğinde erkek tarafından takılan veya verilen armağan.

KARNE

Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belge. Kişilerin bir haktan yararlanmaları için bir kuruluş tarafından verilen belge.

KAPI

Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim.

AŞINDIRMAK

Aşınmasına yol açmak. Bir yere çok gidip gelmek. Cisimlerin aşınmasına yol açmak.

DÖNÜM

Dönme işi. Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü. Gidip gelme ile yapılmış olan bir işin her seferi. 1000 m² 'lik bir alan ölçüsü. Tekrarlanan belli bir olayın tamamlanması ve yenisinin başlaması.

GELGİT

Boşuna gidip gelme. Ay ve Güneş'in yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı, metcezir.

AZİMET

Gidiş.

GEÇMEK

Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.

ÇELMEK

Ayak uzatarak birisini düşürmek. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek.

GİDİŞME

Gidişmek işi.

EDİLGİN

Hareketi ve etkisi olmayan, pasif. Bir şeye karşı tepki göstermeyen, etkinliği olmayan, başkasının etkisinde kalan, münfail, pasif, etkin karşıtı. Olayların gidişini etkilemek ve denetlemek için hiçbir çaba göstermeyen (kimse).

ERİŞİM

Erişme işi. Belli iki yer arasında gidip gelebilme, ulaşım, muvasala.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

GİCİŞMEK

Kaşınmak, kaşıntı duymak, gidişmek.

EZGİ

Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi, haz, nağme, melodi. Üzüntü, sıkıntı. Kulağa hoş gelen ses veya söz dizisi. Gidiş, yol, tarz, tempo. Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi.

AYKIRI

Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.