İçinde GENİŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "geniş" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde geniş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu geniş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında geniş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

GENİŞLETEBİLMEK, DAMARGENİŞLETEN, GENİŞLEYEBİLMEK

14 harfli kelimeler

GENİŞLEYEBİLME, GENİŞLETTİRMEK, GENİŞLETEBİLME, KARINGENİŞLİĞİ

13 harfli kelimeler

GENİŞLETİLMEK, GENİŞLETTİRME

12 harfli kelimeler

GENİŞLETİLME

11 harfli kelimeler

GENİŞLETMEK

10 harfli kelimeler

GENİŞLEMEK, İNDİRGENİŞ, GENİŞLETİN, GENİŞLETME

9 harfli kelimeler

GENİŞLEME

8 harfli kelimeler

GENİŞLET, GENİŞLEV, GENİŞLER, GENİŞLİK

7 harfli kelimeler

GENİŞKE, GENİŞÇE

5 harfli kelimeler

GENİŞ

Bazı kelimelerin anlamları

GENİŞ

Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

GENİŞLETME

Genişletmek işi. Bir konuyu, ayrıntılarını katarak geliştirme. tevsi'. Bir konuyu, ayrıntılarını da katarak, geliştirme.

GENİŞLETİLMEK

Genişletme işi yapılmak.

GENİŞLETEBİLMEK

Genişletme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GENİŞLETTİRME

Genişlettirmek işi.

GENİŞLETİLME

Genişletilmek işi.

DAMARGENİŞLETEN

Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).

GENİŞLEMEK

Geniş duruma gelmek, büyümek. Yaygın duruma gelmek. Bollaşmak. Rahat bir duruma gelmek, açılmak, ferahlamak.

GENİŞLETTİRMEK

Genişletme işini yaptırmak.

GENİŞLEYEBİLMEK

Genişleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KARINGENİŞLİĞİ

Hoşgörü.

GENİŞLETEBİLME

Genişletebilmek işi.

GENİŞLETİN

Genişçe.

GENİŞLEYEBİLME

Genişleyebilmek işi.

GENİŞLETMEK

Geniş duruma getirmek.

İNDİRGENİŞ

İndirgenme işi.

  -   -   -  

Anlamında GENİŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GENİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

AKÇÖPLEME

Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).

ARZ

Sunma. Piyasaya mal sürülmesi, sunu. Yer, yeryüzü. En, genişlik. Yüksek bir makama anlatma, bildirme.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

ALAGEYİK

Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ARAYICI

Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.

ABLATYA

Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.

ANEVRİZMA

Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.

ARŞINLAMAK

Arşınla ölçmek. Amaçsız, geniş adımlarla dolaşmak.

AKBABAGİLLER

Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.

BAŞTANKARAGİLLER

Omurgalı hayvanların ötücü kuşlar takımından yüz kadar kuş türünü içine alan geniş bir familya.

BADYA

Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı.

AMFORA

İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi.

ADAMOTU

Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

BASUR

Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.