İçinde GARI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "garı" olan, toplam 39 tane kelime bulunuyor. İçerisinde garı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu garı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında garı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

TIŞARIRÜZGARI, GARINCALANMAK

11 harfli kelimeler

GARIŞTIRMAH, GARIŞDIRMAK

10 harfli kelimeler

GARIŞIKLIK, GARIGULLET, GARINCIMAK, GARGARIZMA, GARIZIMIZA

9 harfli kelimeler

CAZGARISI

8 harfli kelimeler

ANAMGARI, GARIŞMAH, GARIŞMAK, GARILMAK, LEŞGARIN, GARIKMAK, GARIHMAK, ALGARISI, CAZIGARI, ÇALGARIŞ, GARIHMAH

7 harfli kelimeler

GARIKLU, BULGARI, GARIMAK, GARIMCA, CIGARIK, GARGARI, GARIŞIK, EBEGARI

6 harfli kelimeler

GARICA, ENGARI

5 harfli kelimeler

GARIŞ, GARIV, GARIN, GARIM, GARIG, GARIH, GARIK

4 harfli kelimeler

GARI

Bazı kelimelerin anlamları

GARI

Kadın. Kara, siyah. Yaşlı kadın. Karı, kadın. Gayrı, artık.

GARIŞMAH

Karışmak.

GARIŞMAK

Karışmak, birbirine girmek. Karışmak.

CAZGARISI

Cadı, fitneci.

GARINCIMAK

Ses bağırmaktan ya da hastalıktan kısılarak kalınlaşıp, incelmek.

GARIŞIKLIK

Karışıklık, bozgunluk.

GARIŞTIRMAH

Karıştırmak.

GARIGULLET

Kadınlar topluluğu.

GARGARIZMA

Bağırarak konuşma.

TIŞARIRÜZGARI

Geceleri karadan denize doğru esen serin yel.

ANAMGARI

Çok bilmiş (kız çocuğu).

GARIZIMIZA

Garezimize.

GARILMAK

Ses bağırmaktan ya da hastalıktan kısılarak kalınlaşıp, incelmek. Bir iş içinde bocalayıp kalmak: Bir sürü çocuğun içinde garıldım kaldım. Büyümek, olgunlaşmak. Cinsi ilişkide bulunmak (insan ve hayvan için). Karıştırılmak.

LEŞGARIN

Çok yemekten karnı büyümüş kimse.

GARIŞDIRMAK

Karıştırmak.

GARINCALANMAK

Karıncalanmak, uyuşmak.

  -   -   -  

Anlamında GARI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GARI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DARDAR

Geveze: Pek dardar bir garıdır, çenesini açtırma şunun. Gevezelik: Sus gayri, hep senin dardarını mı dinleyecek herkes.

ÇALGARIŞ

Karışık, bozuk: Hava çalgarış.

SOMSAVURMAK

Esen rüzgarın yardımıyla küçük yabalarla ürünü samanından ayırmak. (Amasya).

GARIŞ

İlenç. Karış (uzunluk için): Benim boyum yirmibeş garıştan fazladır. Eski türkçe karış: karış. Karış. Karış, ölçü birimi.

GARIM

İki teneke suyla un karıştırılarak yapılan hamur: Üç garım ekmek yaptık. Tınazdan, savrulmak için ayrılan bir parça.

ÇEKİNCEK

Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz. Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.

NENEŞ

Çok yaşlı: Neneş bir garı.

GARIH

Tarh, bölüm (tarla için). Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek. Sınır çizgisi; tarlayı garıh etmek. Eski türkçe karak: göz ağrısı; kara bakmaktan gözlerin kızarıp iyi görememesi. Karık, sebze ekilmek için hazırlanmış olan yer.

ENGARI

Çok bilgili kadın: Ayol bu sizin çocuk engarı be.

SİNSİZ

İnatçı, sinirli, sert yaradılışlı kişi : Sinsiz herif, dün gine garısını döğmüş.

GARIK

Tarh, bölüm (tarla için): On garık patlıcan ektik. Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek. Baharda erken yetişmesi için dikilen soğan: Tarlaya garık diktim. Pirinç ekilen yer. Artık, bundan böyle.

İŞKİM

Yeter ki: Ben onun hakkından gelürdüm işkim sen garışmasan.

HAŞLAH

Sıcak rüzgarın etkisiyle kuruyup cılız kalan tahıl, meyve ve benzerleri şeyler.

GARIMAK

Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı. Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor. İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver. İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım. Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek. Usanmak, bıkmak. Karın. İşkembe. Suya batmak, suya boğmak. Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.

EKİRLER

Oralar: Ekirler nacab oluyor garı.

GARIKMAK

Gözler kardan rahatsız olmak: Keski gelmez olaydım gözlerim garıktı. Ses bağırmaktan ya da hastalıktan kısılarak kalınlaşıp, incelmek: Bugün çok üşüdüm, sesim bile garıkmış. Su yolu tıkanıp suyu geri vurmak.

SIYIRGI

Lüle taşı işlemeciliğinde kullanılan bir tür bıçak. 1.Harmanda sap toplamaya yarayan bir çeşit araç. 2.Gübre atmaya yarayan büyük kürek. 3.Hamur kazımaya yarayan araç. 4.Ağaç kabuğu sıyıran iki kulplu araç. 5.Çamur sıyırmaya yarayan araç. 6.Kayış üstüne çizgi yapmakta kullanılan bir çeşit araç. Hasır dokuma aygıtında ipleri tutan ağaç. Bit ve yumurtalarından temizlemek için tarağın dişlerine iplik geçirerek saçı tarama işi. Haşlanmış taze fasulye. 1.Orakla biçilen ekin. 2.İyi ekin. 3.Ekin tutamlarının bir doğrultu da biçilmesi : Veli dayının sıyırgısı bu. 4.Biçilmiş otların yaptığı sıra. Büyük orak. Kar küremekte kullanılan tahta araç. Orakla bir vuruşta biçilen ekin, ot. Saçı bit ve yumurtalardan temizlemek için tarağın dişlerine iplik geçirerek yapılan tarama. Kar sıyırmaya, kürümeye yarayan kürek: Garını sıyırgıyla atardıh. Kayışları yumuşatmakta kullanılan tahta araç. Tahta yontulan araç. Harman yerinde harmanlanmış ekin, saman ve kalan artıkları toplayan üçgen ya da dörtgen biçiminde bir ağız ile uzun saptan oluşan tahta araç. Sıyırmaya yarayan aygıt.

HULİCE

Güney rüzgarı, bozyel.