Kelimeler arşivinde; içinde "filiz" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde filiz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu filiz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında filiz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
LİYOFİLİZASYON, FİLİZLENDİRMEK
FİLİZLENDİRME
FİLİZKÜFLÜCE, FİLİZKURUTAN
FİLİZLENMEK, FİLİZKÜFLER
FİLİZKIRAN, FİLİZLEMEK, FİLİZLENME
FİLİZLEME, FİLİZÖREN
FİLİZCİK
FİLİZER, FİLİZLİ
FİLİZİ, FİLİZE
FİLİZ
FİLİZ
Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
FİLİZLENMEK
Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.
FİLİZKÜFLER
Değişik familyalara bağlı olup, tomurcuklanma, sonra filizlenme yeteneği gösteren mayamsı mantarların ortak adı.
FİLİZLENME
Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.
FİLİZLENDİRMEK
Filizlenme işini yaptırmak.
FİLİZKURUTAN
Fındık filizlerinin öz bölgesinde gelişen ve konakçının kısa zamanda kurumasına yol açan sarı bacaklı tekeböceği.
FİLİZCİK
Küçük sürgün.
LİYOFİLİZASYON
Dondurarak kurutma yöntemi. Dondurarak kurutma.
FİLİZLEME
Filizlemek işi.
FİLİZÖREN
Diyarbakır ilinde, Çınar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
FİLİZLEMEK
Bitkilerin gereğinden çok olan filizlerini kırmak.
FİLİZER
Genç, toy, delikanlı.
FİLİZKÜFLÜCE
Filizküflerden ileri gelen ve vücudun hemen her bölgesinde görülebilen mantar hastalığı.
FİLİZLİ
Filizi olan.
FİLİZKIRAN
Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına.
FİLİZLENDİRME
Filizlendirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİLİZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İRİDYUM
Atom numarası 77, atom ağırlığı 193,1, yoğunluğu 22,4 olan ve platin filizlerinde bulunan değerli bir element (simgesi Ir).
SÜRGÜN
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. Filiz. İshal. Bir kimsenin sürüldüğü yer. Sürülme işi, nefiy.
DÖVMECİ
Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi. Vücuda dövme yapan kimse.
METALOGRAFİ
Maden, alaşım ve maden filizlerinin yüzeylerini, kesitlerini ve billurlaşma özelliklerini mikroskopla inceleyerek çözümünü yapan bilim kolu.
STRONSİYUM
Atom numarası 38, atom ağırlığı 87,63, yoğunluğu 2,6 olan, 771 °C'de eriyen, doğada bazı maden filizlerinde bulunan sarı bir element (simgesi Sr).
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
OSMİYUM
Atom numarası 76 olan, 5027 °C'de kaynayan, 3050 °C'de eriyen, mavi renkte, platin filizlerinde bulunan çok kırılgan bir element (simgesi Os).
İTRİYUM
Atom numarası 39, atom ağırlığı 88,92, yoğunluğu 4,6 olan, seryum filizlerinde bulunan, gri renkli, değerli bir element (simgesi Y).
OĞULCUK
Oğlanlara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz. Bitki tohumlarında bir kökçük ile bir filizcikten oluşan ana bölüm. Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı, rüşeym, embriyo.
RUMİ
Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz, yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme. Bizans İmparatorluğu'na ve bu imparatorluğun egemenliği altındaki kimselere ilişkin. Anadolu ile ilgili, Anadolu'ya bağlı, Anadolu'da yaşayan.
BUDAMAK
Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.
CÜCÜKLENMEK
Filizlenmek.
KÖKLENDİRMEK
Bir ağacın aşı yerini, aşı filizinin kök salması için toprağa gömmek. Kök vermesini sağlamak.
CIMBAR
Çımbar. Filiz.
TOMURCUK
Bir bitkinin üzerinde bulunan ve ileride sap, çiçek veya yaprak verecek olan filiz. Çiçek açacak gonca.
PİÇ
Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk, haramzade, veledizina. Terbiyesiz, arsız çocuk. Kalleş, kurnaz, kötü niyetli kimse. Bir bitkinin çevresinde yeniden beliren sürgün ve filiz. Her şeyin küçüğü, büyüğü ile aynı nitelikte olmayan. Babası belli olmayan çocuk.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
EŞKİN
Atın dörtnal ile tırıs arasındaki hızlı yürüyüşü. Böyle bir yürüyüşle. Böyle yürüyen (at). Filiz.
IŞKIN
Kayalık yerlerde ve dağlarda yetişen, yenilebilir bir tür ot. Filiz (I).
KOLTUK
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.