İçinde FALAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "falan" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde falan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu falan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında falan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SAYFALANDIRMAK

13 harfli kelimeler

SAYFALANDIRMA, AKANTOSEFALAN

12 harfli kelimeler

İSDİFALANMAK, FALANGEKTOMİ

11 harfli kelimeler

TAYFALANMAK

10 harfli kelimeler

GAFALANMAK

9 harfli kelimeler

UFALANMAK, OFALANMAK, FALANJİST, FALANINCI

8 harfli kelimeler

UFALANMA, MELFALAN

7 harfli kelimeler

FALANKS, FALANCA

6 harfli kelimeler

FALANJ

5 harfli kelimeler

FALAN

Bazı kelimelerin anlamları

FALAN

Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan. Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz.

MELFALAN

Çoklu miyelomla ve yumurtalık kanserlerinin tedavisinde kullanılan alkilleyici, antineoplastik etkili, mekloretaminin fenilalanin türevi bir ilaç.

FALANCA

Falan. Falan kimse.

GAFALANMAK

Gururlanmak, kendini beğenmek, öğünmek.

UFALANMA

Ufalanmak işi.

FALANJİST

İspanya'da falanj üyesi.

FALANINCI

Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı.

FALANGEKTOMİ

Parmak ampütasyonu.

FALANKS

Parmak kemiği.

AKANTOSEFALAN

Başları dikenli solucanlar.

UFALANMAK

Ufalama işi yapılmak, ufak parçalara ayrılmak.

İSDİFALANMAK

İstifade etmek, yararlanmak.

SAYFALANDIRMAK

Gazetecilikte, basımevinde dizilen yazılara sayfa düzeni vermek.

OFALANMAK

Ufalanmak.

SAYFALANDIRMA

Sayfalandırmak işi.

TAYFALANMAK

1.Acıkmak. 2.Açlıktan güçsüz kalmak.

  -   -   -  

Anlamında FALAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FALAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DAĞILMAK

Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak. Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak. Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak. Birliği, beraberliği bozulmak.

AFARA

Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı. Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü. Tütün tozu, ufalanmış tütün. Çok yaramaz, kötü. Harman yerindeki buğdayın taş ve toprakla karışık kalıntısı.

FİLAN

Falan.

CERGEBAZ

Mayasız hamurdan yapılmış ekmek ufalanarak üzerine kızgın yağ ve yoğurt dökülerek yapılan bir çeşit yemek.

FELEN

Merdiven. Falan. Filan.

AVKALANMAK

Zedelenmek, hırpalanmak, örselenmek. Ufalanmak.

ANDAL

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).

FELAN

Falan. Filan. Filan, bk. filan. Nadas, nadasa bırakılmış tarla.

FALA

Tavuğun belirli bir yerde yumurtlaması için taş ya da başka maddeden yumurta gibi yapılmış cisim, fol. Falan.

AYMAÇ

Yağda kızartılmış ekmek ufağı. Karışık, dökük saçık. Ufalanmış ekmeği, kızgın yağa atarak yapılan yiyecek.

UFALAYICI

Ufalama işini yapan. Pis suda bulunan iri maddelerin ufalanmasını sağlayan alet.

DÜYMEÇ

Taze ve sıcak ekmek ufalanıp yağa atıldıktan sonra üzerine şeker ya da bal konularak yapılan bir çeşit yiyecek.

ÇİLENGİR

Çingene: Kızım evleri iyi kapayın çilengir falan girmesin.

ÇATOMAÇ

Ufalanarak karıştırılmış peynir ve ekmek.

KUM

Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler. Vücuttaki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler. Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler.

FELANCİ

Falanca.

TRİPOLİ

Ufalandığında toz, madenî eşya, taş, mermer, cam vb.ni temizlemeye ve parlatmaya yarayan silisli kaya.

SAMAN

Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan, hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları.

GEVREK

Kolayca kırılıp ufalanan. Ağzın içinde kolayca parçalanıp dağılacak biçimde hazırlanmış bir çörek türü. Şen, neşeli (gülüş).

TARHANA

İçine domates, biber, soğan, kokulu otlar, süt veya yoğurt katılan, bulgur, mayalanmış ve kurutularak ufalanmış hamur vb.nden yapılmış olan çorba malzemesi. Tarhana çorbası.