Kelimeler arşivinde; içinde "etene" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde etene bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu etene ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında etene olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YETENEKSİZLİK
YETENEKSİZCE, YETENEKLİLİK
ETENELENMEK, ETENESİZLER, YETENEKLİCE
YETENEKSİZ, YETENEKLER, ETENELENME, ETENELİLER
YETENEKLİ
ETENESİZ
YETENER, METENET, KETENEK, ÇETENEK, YETENEK, ETENELİ
KETENE, ÇETENE
ETENE
ETENE
Döl eşi. Meyve yaprağında yumurtacıkların bağlı olduğu bölüm.
KETENEK
İçine arı kovanlarının konulduğu küçük yapı.
YETENEKLİCE
Yetenekli bir biçimde.
YETENEKSİZLİK
Yeteneksiz olma durumu, kabiliyetsizlik, istidatsızlık.
ETENELİLER
Etenesi bulunan memeliler alt sınıfı.
ETENELENMEK
Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında ilgi kurmak.
ETENELENME
Embriyo veya eklentileriyle ana arasında kimyasal değiş tokuşu sağlamak amacıyla ilgi kurma.
YETENEKLİ
Yeteneği olan, kabiliyetli, istidatlı.
YETENEKLİLİK
Yetenekli olma durumu, kabiliyetlilik, istidatlılık.
ETENESİZ
Etenesi olmayan.
METENET
Arapça kökenli metânet: metanet; sabır; tahammül.
YETENEKSİZCE
Yeteneksiz bir biçimde.
YETENEKLER
Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. Dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri.
ETENESİZLER
Etenesi bulunmayan basit yapılı memeli hayvanlar.
YETENEKSİZ
Yeteneği olmayan, kabiliyetsiz, istidatsız.
YETENER
Olgun erkek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ETENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALIRLIK
Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
ATLETİZM
Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.
DİLLENMEK
Çocuk konuşmaya başlamak. Onaylanmayan bazı davranışlar yüzünden hakkında dedikodu yapılmak, dile düşmek. Konuşma yeteneği olmayan varlık konuşmak, dile gelmek.
DUYU
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
DUYARSIZLAŞMAK
Duyarlı olma yeteneği kalmamak.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
DUYARLIK
Duyarlılık. Bir duyar katın ışıktan etkilenme yeteneği. Zayıf bir etkiye karşı, tepki gösterebilme yeteneği.
DUYGU
Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.
BECERİ
Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
BEDAHET
Besbelli, apaçık olma durumu. Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği.
CİN
Dinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık. Masallarda göze görünmeyen, türlü biçimlere girebilen, iyilik de kötülük de yapabilen yaratık. Akıllı, zeki, uyanık kimse. Buğday, arpa, yulaf vb.nden elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir alkollü içki türü, ardıç rakısı. Pamuklu, kalın kumaştan giysi veya pantolon.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
BİLİNÇ
İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur. Temel bilgi, temel görüş.
ÇAPLI
Çapı geniş olan. Yetenekli. Bilgisi çok olan.
CEVHER
Bir şeyin özü, maya, gevher. İyi yetenek. Töz. Değerli süs taşı, mücevher.
ÇOCUK
Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.
ÇAP
Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.
DOKUNUM
Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği, lamise.