Kelimeler arşivinde; içinde "erte" olan, toplam 139 tane kelime bulunuyor. İçerisinde erte bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu erte ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında erte olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HİYOVERTEBROTOMİ
ZAFERTEPEÇALKÖY
ERTELENEBİLMEK, ERTELETEBİLMEK, ERTELEYEBİLMEK, İNCELERTEKKESİ, SEMERTEKLENMEK
ÇÖKERTEBİLMEK, ERTELENEBİLME, ERTELETEBİLME, ERTELETTİRMEK, ERTELEYEBİLME, GEBERTEBİLMEK, KERTENKELELER, KERTENKELEMSİ, KERTERİZLEMEK, YERTEBRENMESİ, YERTERPENMESİ, YEŞERTEBİLMEK
ÇÖKERTEBİLME, DEVEÇÖKERTEN, ERTELETTİRME, GEBERTEBİLME, GEREĞİERTESİ, GİREĞİERTESİ, GİREYİERTESİ, HEMİVERTEBRA, İNVERTEBRATA, KERTERİZLEME, MERTEYHLEMEK, YEŞERTEBİLME
AVDANERTESİ, AVERTEBRATA, GELİNERTESİ, GELİNPERTEK, KERTELEYİCİ, KERTENGÜCÜK, VERTEBRALİS
ERTELENMEK, KERTENKELE, ERTELETMEK, GIREERTESİ, GİRİERTESİ, HİPERTERMİ, İLİYERTEMİ, KAMBERTEPE, KERTELEMEK, MERTEBANLI, PERTELEMEK, PREPUBERTE, TEPERTEKLE, ÜSBERTEMEK, VERTEBRATA, YERTEKNESİ
ERTELEMEK, ERTELENİŞ, ERTELENME, ERTELEYİŞ, KERTELEME, SERTELMEK, TRAVERTEN, BASIKERTE, CÜMERTESİ, DÜVERTEPE, ERTELETİM, ERTELETME, ERTELEYİM, ERTELEYİN, ERTEPINAR, GİRERTESİ, GÖZERTEPE, HEZERTERE, HEZERTERİ, KERTELMEK, MERTEBANİ, MERTELMEK
ERTELEME, KERTELES, KERTERİZ, SERTELME, TERTEMİZ, ÇERTEVÜL, ÇÖĞERTEN, ESERTEPE, EZERTENE, EZERTERE, INTERTEL, ISIKERTE, KERTELEZ, KERTERİS, MERTEKLİ, ÖMERTEPE, PESPERTE, TERTEMUZ, VERTEBRA
GÜVERTE, MERTEBE, ERTEKİN, ERTELİK, GÖVERTE, MERTEYH, ÖZERTEM, PUBERTE, ŞİGERTE, ŞİKERTE, TERTELİ, VERTEKS, ZEERTEN
ERTESİ, MERTEK, PERTEK, CERTEL, ERTEKE, ERTEKİ, ERTENE, ERTERİ, FERTEK, FERTEŞ, GERTEK, KERTEK, KERTEL, KERTEN, KERTEŞ, MERTEG, MERTEH, MERTEL, MERTER, PERTEV, SERTEL, SERTER, VERTEP
KERTE, ÇERTE, ERTEK, ERTEM, ERTEN, ERTEY, HERTE
ERTE
ERTE
Herhangi bir işde ilk başarı. Ertesi, gelecek, sabah, şafak sökme zamanı, yarın. Gelecek şafak, şafak sökme zamanı. Yarın. Herhangi bir işte ilk başarı.
ERTELETEBİLME
Ertelebilmek işi.
ERTELEYEBİLMEK
Ertleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
HİYOVERTEBROTOMİ
Atlarda hava keselerinin empiyemi, konkrementleri, tympanitis ve tümoral olgularında hava keselerinin (saccus aeropharus) operatif yöntemle açılması.
KERTENKELELER
Kertenkele, bukalemun ve iguanaları içine alan dört ayaklı sürüngenler takımı. Gerçek kertenkele türlerini içine alan dört ayaklı sürüngenler topluluğu. Sürüngenler (Squamata) takımından, ayakları iyi gelişmiş ve beş parmakları olan, uzun ve sivri kuyruklu, göz kapakları hareketli, üzerleri pullu ya da pürçüklü olan türlere sahip bir alt takım. (Lacertilia),familyaları vardır.
ERTELENEBİLME
Ertelenebilmek işi.
ERTELETEBİLMEK
Erteletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEBERTEBİLMEK
Gebertme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZAFERTEPEÇALKÖY
Kütahya ili, Altıntaş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ERTELEYEBİLME
Erteleyebilmek işi.
SEMERTEKLENMEK
Anlamazlıktan gelmek.
ÇÖKERTEBİLMEK
Çökertme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ERTELENEBİLMEK
Ertelenme imkanı veya olasılığı bulunmak.
KERTENKELEMSİ
Ayaksızlar (Gymnophiona) takımının, kertenkelemsigiller (Caecilidae) familyasından, gözleri körelmiş, Güney Amerika'da yaşayan bir tür. (Caecilia gracilis), Ayaksızlar (Gymnophiona) takımının kertenkelemsigiller (Caeciliidae) familyasından bir amfibyum türü. Kurt biçimindedir. Gözleri körelmiştir. Güney Amerikada yaşar.
ERTELETTİRMEK
Erteletme işini yaptırmak.
İNCELERTEKKESİ
Denizli şehrinde, Bozkurt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞAMA
Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.
BOZUMCA
Kurşun renginde iri bir kertenkele.
CİLLOP
Parlak, pürüzsüz, tertemiz. Yeni.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
DÜVER
Yapılarda kullanılan kalın ağaç, direk, mertek.
ATILI
Atılmış, ertelenmiş, tehirli.
ARMUZ
Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi.
BABAKÖŞ
Ayaksız olduğu için yılan sanılan, solucanla beslenen bir tür kertenkele (Anguis fragilis).
ÇULLAMAK
Hayvana çul örtmek. Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak.
BAKAYA
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.
BASAMAK
Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
BATARYA
En küçük topçu birliği. Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası. Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım. Pil.
ALAMANA
Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata.
AŞIRMA
Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
DERECE
Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Başarı gösterme. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Denli, kadar. Sıcaklıkölçer.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
DEVRİSİ
Bir sonraki, ertesi (gün, hafta, ay, yıl).
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.