Kelimeler arşivinde; içinde "ercek" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ercek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ercek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ercek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÖNDERCEK, MERCEKTEN
MERCEKLİ, MERCEKSİ
EĞERCEK, EKERCEK
MERCEK
ERCEK
ERCEK
Değirmen mili.
MERCEK
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim, adese, lens.
MERCEKTEN
Alıcının merceği ardında yer alan, dolayısıyla, filmle aynı ölçüde ışık alabilen ışıkölçer. (Özdevinimli alıcılardaki bu ışıkölçer, ışık düzengecinin ayar koluna bağlı olarak, bu düzengeci, ışığın yeğinliğine göre kendi kendine düzenler). Bazı alıcılarda, doğrudan doğruya alıcı merceğinden gelen görüntüyü alan yansımalı bakaç.
EKERCEK
Yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.
MERCEKLİ
Merceği olan.
EĞERCEK
Yün eğirmeye yarayan araç, kirmen. bk eğirtmeç.
MERCEKSİ
Merceği andıran, merceğe benzeyen, mercek gibi.
DÖNDERCEK
Tavada kızarmakta olan böreği ters çevirmekte kullanılan tutamaklı düz bakır. (Beyceli Fatsa Ordu).
Bu bölümde tanımı içerisinde ERCEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DARLAŞTIR
Yönetmenin, alıcı yönetmenine, alıcının yerini değiştirmeksizin daha dar açılı mercek kullanması için verdiği komut; genellikle optik kaydırma yoluyla sağlanır.
GÜNEŞLİK
Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç. Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü. Siperlik. Güneş ışınlarını alan (yer).
TELEOBJEKTİF
Uzaktaki cisimlerin çok yakın görüntülerinin elde edilmesini sağlayan, çok uzun odaklı mercek türü.
ADESE
Mercek. Kovucuk.
MİKROSKOP
Bir mercek düzeneği yardımıyla küçük nesneleri büyütüp daha belirgin duruma getirmeye veya çıplak gözle görülmeyenleri göstermeye yarayan alet.
GÖRÜNTÜ
Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.
YAKINSAK
Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın). Işıkları aynı noktaya doğru yöneltme özelliği taşıyan (mercek vb.). Birbirine gittikçe yaklaşarak uzanan, bir noktaya doğru yönelen (çizgi).
ASTİGMATLIK
Astigmat olma durumu. Optik eksenden uzakta bulunan bir noktanın görüntüsünün, eksenden uzaklaştıkça nokta olarak değil doğru, elips, çember, ilkine dikey doğru olarak görünmesi biçiminde ortaya çıkan bir mercek kusuru. Gözün bütün çaplarında aynı refraksiyon özelliğini taşımaması nedeniyle göze gelen ışınların belirli bir noktada odak oluşturamaması sonucu görüşte netlik oluşmaması, astigmatizm.
ASTİGMATÖNLER
Astigmatlığı düzelten mercek.
PERİSKOP
Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, gözlemcinin güvenli bir biçimde çevreyi araştırmasını sağlayan mercekli araç.
OBJEKTİF
Nesnel, subjektif karşıtı. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi.
DÜRBÜN
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç. Gözetleme deliği.
OKÜLER
Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi.
BİYOMİKROSKOP
Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop.
FOTOSKOP
Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet.
LENS
Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek, kontak lens. Mercek.
MENİSK
Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek. Bazı eklemlerde kemik arasında bulunan kıkırdak bölüm.
SAPINÇ
Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış, aberasyon. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark, aberasyon.
SİNERAMA
Mercekleri 27 milimetre aralıklı üç ayrı alıcının yan yana birleştirilip eşlemeli olarak çalıştırılmasıyla ortaya çıkan bir geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.
AYRILIM
Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer. Ak ışığın bir mercekten ya da bir üçgen biçikten geçerken, kırılım imleçleri değişik olan renklerin değişik açılarda kırılarak birbirlerinden ayrılmaları.