İçinde ERAZİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "erazi" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde erazi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu erazi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında erazi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

PROKLORPERAZİN, TRİFLUOPERAZİN

13 harfli kelimeler

TERAZİKUYRUĞU, TİETİLPERAZİN

12 harfli kelimeler

SÜLFAMERAZİN, TERAZİLENMEK

11 harfli kelimeler

TERAZİLEMEK, TERAZİLENME

10 harfli kelimeler

TERAZİLEME

8 harfli kelimeler

MİTERAZİ

6 harfli kelimeler

TERAZİ

5 harfli kelimeler

ERAZİ

Bazı kelimelerin anlamları

ERAZİ

Arazi.

TERAZİLENMEK

Dengelenmek. Düşmemek için dengeyi korumak.

TERAZİ

Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Su terazisi. Elektronik tartma aracı. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu.

TERAZİLENME

Terazilenmek durumu.

TRİFLUOPERAZİN

Güçlü kusma önleyici etkinliğe sahip, piperazinli fenotiyazinler grubundan nöroleptik bir ilaç.

TERAZİLEME

Terazilemek işi.

MİTERAZİ

Dokuma tezgâhında, dokunan bezin sarıldığı yuvarlak araç.

TİETİLPERAZİN

Güçlü kusma kesici etki gösteren piperazin türevi nöroleptik bir ilaç.

SÜLFAMERAZİN

Tek metilli pirimidin türevi olan ve özellikleri bakımından sülfadimidine benzeyen ilaç.

TERAZİLEMEK

Cambazlıkta kol veya sırık yardımıyla denge sağlamak. Bir şeyin ağırlığını elle yoklamak.

PROKLORPERAZİN

Yüksek dozlarda güçlü ekstrapiramidal etkileri olan, ayrıca kusma kesici olarak da kullanılabilen, piperazin fenotiyazinler grubundan nöroleptik bir ilaç.

TERAZİKUYRUĞU

Terazi yıldızının altında bulunan parlak yıldız.

  -   -   -  

Anlamında ERAZİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ERAZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DARA

Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.

AĞDURMAK

Yöneltmek, tevcih etmek. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

APRA

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Denge, muvazene. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide).

ZODYAK

Gök küresinde Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık takımyıldızlarının eşit aralıklarla dağıldığı kuşak, Burçlar Kuşağı.

AĞDIRMAK

Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

ABRE

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Tezgâhtan yeni çıkan kumaşı islâh etmek üzere yapılan bir ameliye: Kumaşı abreye verdim. Biraz daha, ha gayret anlamında: Abre, şu yükü devirelim.

ABRALI

Dengeli, muvazeneli (terazi). Ayarsız, dengesiz (terazi): Bu terazi abralıdır.

KAZAYAĞI

Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki (Chenopodium). Çok kollu çengel. Çaprazlama yapılmış olan teyel, Hristo teyeli. İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak. Bu renkte olan. İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu. Açık turuncu renk.

AĞADIRMAH

Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

ARBA

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide). Kuvvet ve ağırlıkça farklı: Şu pehlivan ötekinden arba geliyor. Güçlü, kuvvetli. Üstün. Ağır.

AKREP

Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.

AGDIRMAK

Bir şeyi eğmek, meylettirmek, çekmek. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

BAROSKOP

Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı.

MİZAN

Terazi. Tartı, ölçü aleti. Sağlama. Ölçü. Bir tüccarın, ticari durumunu, işinin genel sonucunu gösteren, belirli zamanlarda yaptığı hesap özeti.

KEFE

Terazi gözlerinden her biri. Semercilerin atların tüylerini parlatmak için kullandığı bir araç türü.

VEZNECİ

Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alıp veren görevli, veznedar. Terazi yapan ya da satan kimse.

TESVİYERUHU

Su terazisi.

VEZNE

Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alınıp verilen yer. Terazi.

GÖZ

Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.