İçinde ENLENME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "enlenme" olan, toplam 28 tane kelime bulunuyor. İçerisinde enlenme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu enlenme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında enlenme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

YÜRÜĞENLENMEK, OKSİJENLENMEK

12 harfli kelimeler

OKSİJENLENME, HALOJENLENME

11 harfli kelimeler

DÜZENLENMEK, SÜMENLENMEK, KÖKENLENMEK, ÇEMENLENMEK, GİRENLENMEK, GERENLENMEG

10 harfli kelimeler

ÜVENLENMEK, FRENLENMEK, KÖKENLENME, ÇEMENLENME, DÜZENLENME

9 harfli kelimeler

TENLENMEK, DENLENMEĞ, GENLENMEK, DENLENMEK, ŞENLENMEK, FRENLENME, FENLENMEK, BENLENMEK

8 harfli kelimeler

ENLENMEK, BENLENME, ŞENLENME, FENLENME

7 harfli kelimeler

ENLENME

Bazı kelimelerin anlamları

ENLENME

İzge çizgilerinin, basınç ya da kıvıl alan özdeciklerinin hızlarına bağlı nedenlerle genişlemesi olayı.

OKSİJENLENMEK

Oksijen ile birleşmek. Özünde oksijen bulunmak.

KÖKENLENME

Kökenlenmek işi.

DÜZENLENMEK

Düzenli, düzgün duruma getirilmek. Yapılmak, tertip edilmek.

GERENLENMEG

Hava bulutlanmak, serinlemek.

FRENLENMEK

Frenleme işi yapılmak.

GİRENLENMEK

Hava bulutlanmak.

ÜVENLENMEK

Ürpermek.

KÖKENLENMEK

Kökeni olmak, kökene sahip bulunmak.

ÇEMENLENMEK

Çemen sürülmek.

HALOJENLENME

Bir organik bileşiğe halojen katma.

SÜMENLENMEK

Tembelleşmek.

YÜRÜĞENLENMEK

Tıraş edilmek, cilâlanmak.

ÇEMENLENME

Çemenlenmek işi.

OKSİJENLENME

Oksijenlenmek işi.

DÜZENLENME

Düzenlenmek işi.

  -   -   -  

Anlamında ENLENME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ENLENME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ŞENLENDİRMEK

Şenlenmesini sağlamak, neşelendirmek.

HAREKET

Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

ATTENÜATÖR

Bazı genlerin ifadesinin düzenlenmesine katılan ve transkripsiyon sonlandırıcısı olarak işlev gören bir DNA dizisi.

FRENLENME

Frenlenmek işi.

TERTİPLENMEK

Sıraya konulmak, düzene sokulmak. Düzenlenmek, hazırlanmak.

ŞENLENİŞ

Şenlenme işi.

PROGRAMSIZ

Belli bir programı olmayan. Belli bir programa göre düzenlenmemiş, programa bağlanmamış.

ŞENLENME

Şenlenmek işi.

NEŞELENMEK

Neşeli duruma gelmek, şenlenmek, keyiflenmek.

BENLENME

Benlenmek işi.

REORGANİZASYON

Yeniden düzenlenme.

ŞENLENDİRİLMEK

Şenlenmesi sağlanmak.

FENLENME

Fenlenmek işi.

ÇERÇEVELEME

Çerçevelemek işi. Filmi çekilecek başlıca cismin gerek büyüklük gerek yer bakımından görüntü çerçevesine göre düzenlenmesi işi.

ŞEHİRCİLİK

Şehirlerin kurulmasında, düzenlenmesinde, güzelleştirilmesinde kullanılacak, uygulanacak yöntemleri, şehirlerle ilgili toplumsal, ekonomik vb. sorunları konu edinen bilim dalı, kentçilik, urbanizm.

BAŞHEMŞİRE

Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.

AYRIBİÇİM

Bir öğenin, bir bileşiğin atom ya da moleküllerinin ayrı düzenlenmeleriyle oluşan değişik biçimlerin her biri.

ARANJE

"Düzenlenmek" anlamında aranje etmek birleşik fiilinde geçen bir söz.

BAHÇIVAN

Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse. Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse.

KOLTUKÇU

Koltuk yapan ya da satan kimse. Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse. Eski ev eşyası alıp satan kimse. Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse. Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse. Koltuk meyhanesi işleten kimse.