İçinde EMETİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "emeti" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde emeti bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu emeti ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında emeti olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

EMETİ

Hala, babanın kız kardeşi.

EMETİK

Kusmaya neden olan madde.

MEMETİKA

Serçeye benzer renkli bir kuş.

ANTİEMETİK

Kusmayı önleyen, kusmayı kesen.

MEMETİNA

Bir horon çeşidi.

DESKEMETİTİS

Keratitis posteriyör.

  -   -   -  

Anlamında EMETİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EMETİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KUYRUK

Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı. Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi. Bu organa benzeyen uzantı. Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi. Başın arkasına toplanmış saç demeti.

BAĞLANDI

Damın mukavemetini arttırmak için kullanılan ağaç.

IŞILDAK

Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı, projektör. Parlayan, ışıltılı.

AMFİTRİŞ

Bakterinin her iki ucunda da flagellum demetinin bulunması.

FAVORİ

Herhangi bir iş veya yarışmada üstünlük sağlayacağına inanılan (kimse, taraf, takım vb.). Yüzün iki yanında, saçın devamı olarak bırakılan sakal demeti, duluk. Gözde.

ODAKLAŞTIRMAK

Bir ışık demetini veya elektron akışını bir noktaya toplamak. Odak durumuna getirmek.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

BARBAL

Değirmen taşında suyun çarptığı kanatlar, su türbünü. Kurutmak için üst üste ipe dizilmiş mısırlar, koçandan ayrılarak kurumaya bırakılan mısır demeti, yığını.

BUKET

Çiçek demeti.

YARIK

Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara. Çatlak. Yarılarak açılmış ya da yarılarak oluşmuş. Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik. Anlaşmazlık. Dişinin cinsel organı.

IŞINIM

Işın veya tanecik yayımı, ışıma, radyasyon. Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga hareketi yoluyla yayılması, ışıma, radyasyon. Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan ögelerin bütünü, ışıma, radyasyon. Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması, ışıma, radyasyon.

ABSORBANS

Bir ışığın absorblayıcı ortamdan geçmeden önceki şiddetinin geçtikten sonraki şiddetine oranı. Geçirgenliğin negatif logaritması, optik dansite. Bir ışık demeti bir maddeden geçerken ışığın madde tarafından emilen kısmı, geçirgenliğin negatif logaritması, optik yoğunluk, soğurganlık, OD.

ÇİLE

Zahmet, sıkıntı. Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.

PÜSKÜL

Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti.

GÜMÜL

Susam ve ekin demeti veya yığını.

LİF

Her türlü maddeyi oluşturan çok ince ve uzun parça. Yıkanmak için kullanılan bitki telleri demeti veya türlü ipliklerden yapılmış örgü. Tel.

DİYAFRAM

Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas. Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.

ODAKLAŞMAK

Bir ışık demeti veya elektron akışı bir noktada toplanmak. Odaklanmak. Odak durumuna gelmek.

BAŞAKÇIK

Çiçeklerde başağı oluşturan çiçek demeti veya topluluğu.

TAYF

Görüntü, hayalet, ruh. Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü.