Kelimeler arşivinde; içinde "elver" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde elver bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu elver ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında elver olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ELVERİŞSİZLİK
ELVERİŞLİLİK, ELVERDİĞİNCE
ELVERİŞSİZ
ELVERİŞLİ, SELVERLER
ZELVERCE, SELVERCE, PELVERDE, LÜVELVER, ELVERMEK
ELVEREN, GELVERİ, ELVERDİ, ELVERME
GELVER, ELVERE, PELVER, SELVER
ELVER
ELVER
Yılan balığı larvalarının metamorfoz geçirdikten sonraki hâli, genç bir yılan balığı yavrusu. "Yardımcı ol" anlamında kullanılan bir isim".
ZELVERCE
Deve hamudunun altına konulan keçe.
ELVEREN
Yardım eden, yardımcı olan.
ELVERMEK
Yetmek, yetecek kadar olmak. Uygun gelmek.
GELVERİ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek, tıkanmış boru, ark ve benzerleri şeyleri temizlemek ya da harç, çamur, kireç karıştırmak için kullanılan uzun saplı demir araç.
ELVERİŞLİ
Uygun, müsait. İşe yarayan, ergonomik.
SELVERCE
1.Deve hamudunun altına konulan keçe ya da çul. 2.Deve hamudunu kolana birleştiren ip. 3.Deve hamudu.
ELVERDİĞİNCE
İmkân dâhilinde olduğu sürece.
ELVERME
Elvermek durumu.
ELVERİŞLİLİK
Elverişli olma durumu.
SELVERLER
Osmaniye kenti, Düziçi belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
PELVERDE
Domates salçası. Tatlı elmadan yapılan marmelat. Dut ve erik marmelatı. Marmelat. Erik marmelatı. Erik veya kaysıdan yapılmış marmelat.
ELVERİŞSİZLİK
Elverişsiz olma durumu.
ELVERİŞSİZ
Uygun olmayan, uygun gelmeyen.
LÜVELVER
Tabanca.
ELVERDİ
"Yardım etti, yardımcı oldu" anlamında kullanılan bir isim".
Bu bölümde tanımı içerisinde ELVER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYAKKABILIK
Ayakkabı konulan yer, ayakkabı dolabı. Ayakkabı yapmaya elverişli olan (deri, kösele vb.).
BÖCEKKAPAN
Örnek bitkisi drosera olan ve bazı organları böcek yakalamaya, sindirmeye elverişli olan bitkilerin ortak adı.
BARFİKS
Çeşitli beden hareketleri yapmaya elverişli 1-1,5 metre yüksekliğinde, kendi ağırlığınızı yukarı çekmenizi sağlayan, iki ayak üzerine tutturulmuş çubuklu jimnastik aracı.
BOSTANLIK
Bostan olmaya elverişli yer.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
BİÇİM
Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
BOYUN
Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
ASTARLIK
Astar olmaya elverişli (kumaş vb.).
BIÇAKLIK
Bıçak koyacak yer. Bıçak yapmaya elverişli (maden).
BAKLAVALIK
Baklava yapımında kullanılan veya baklava yapmaya elverişli olan.
BONFİLELİK
Bonfile yapmaya elverişli (et).
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AKSİLİK
Terslik, zıtlık, karşıtlık. Bir işin yolunda gitmemesi durumu, elverişsizlik. İnatçılık, huysuzluk.
BESİN
Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.
BANKET
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.
BONCUKLUK
Boncuk olmaya elverişli olan.
BİTLER
Kanatlılar alt sınıfına giren, ağız yapıları sokup emmeye elverişli, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen bir böcek takımı.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.