İçinde ELLEK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ellek" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ellek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ellek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ellek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

PATELLEKTOMİ, BELLEKSİZLİK

11 harfli kelimeler

BELLEKLEMEK, BİSSEĞELLEK

9 harfli kelimeler

KELLEKÜPE, HÖRDELLEK, BELLEKLİK, BELLEKSEL, BELLEKSİZ, TENGELLEK

8 harfli kelimeler

TEKELLEK, ÖNBELLEK, TÖPELLEK, BELLEKLİ, BELLEKÇİ, BELLEKCİ

7 harfli kelimeler

İRELLEK, BELLEKİ

6 harfli kelimeler

BELLEK, TELLEK, YELLEK, ŞELLEK, DELLEK, ÇELLEK, CELLEK

5 harfli kelimeler

ELLEK

Bazı kelimelerin anlamları

ELLEK

Zeki, akıllı, anlayışlı. İki yüzlü, dönek, yalancı. Geveze, boşboğaz. 4 Becerikli, eli çabuk. Oynak, cilveli, fahişe, orospu. Her şeye el süren, azgın, durup dinlenmeyen yaramaz çocuk. Oyundan oyuna geçen, girgin ve çevik güreşçi. Osmaniye ilinde, Düziçi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

BELLEKLEMEK

Bellemek, öğrenmek.

BELLEKSEL

1-Belleğe özgü. 2-Bellemeye ya da belleğin güçlenmesine yardım eden herhangi bir şey.

BELLEKÇİ

Akıllı, çabuk öğrenen.

BELLEKLİK

Entarinin eskiyen belden yukarı kısmını değiştirmeye yarayan kumaş parçası.

BİSSEĞELLEK

Az sonra, birazdan.

BELLEKSİZ

Belleği olmayan.

TÖPELLEK

Yuvarlak, toparlak.

TEKELLEK

Araba tekerleği.

BELLEKLİ

Belleği olan. Belleği kuvvetli.

BELLEKSİZLİK

Belleksiz olma durumu.

PATELLEKTOMİ

Diz kapağı kemiğinin ameliyatla çıkarılması.

HÖRDELLEK

Sırık.

ÖNBELLEK

Ana bellek ile ana işlem birimi arasında kimi makinelerde yastık bellek olarak kullanılan küçük sığalı, büyük erişim hızlı bellek.

KELLEKÜPE

Paça yemeği.

TENGELLEK

Yuvarlak.

  -   -   -  

Anlamında ELLEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ELLEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DAĞARCIK

Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.

SAYFALAMAK

Bilgisayarda sayfalara ayrılmış bir bellek kullanma düzenine dayalı sistemi uygulamak. Gazete, dergi vb. yayınlarda sayfa düzeni yapmak.

BULUTLU

Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).

AMNEZİ

Bellek yitimi.

ANAMNESTİK

Geçmişle ilgili. Bellek.

ANAK

Hafıza, bellek. Karşılık, mukabil. Heykel, abide. Hatıra, hediye, armağan. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer.

ADRESLEME

Özdeş türden öğelerden oluşan bir küme içerisinde belli bir öğeyi seçme olanağı sağlayan ve adres ya da erişki denilen verinin fiziksel olarak oluşturulup bu amaçla kullanılması, örn. bir bellek sözcüğünün, bir yazmacın, bir çevre biriminin adreslenmesi.

KAFA

İnsan başı, ser. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası.

YETİ

İnsanda bulunan, bir şey yapabilme yeteneği, meleke. Bellek, usa vurma, algılama veya imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri, meleke.

HAFIZA

Bellek.

ANIL

Amaç, erek. Bellek, hafıza. Usul, kaide: Anılı bilinmiyen iş yapılmaz. Ondan, onun için: Annem yolladı da anıl geldim. Yavaş, ağır: Anıl git, yetişemiyorum. Anılmak. Yavaş, ağır. "Adın her zaman anılsın" anlamında kullanılan bir isim. Diyarbakır ilinde, Hani ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli ili, Çemişgezek ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ANNAH

Anlayış, bellek, zekâ. Üzüntü, pişmanlık belirtir ünlem: Annah otamafili gaçırdık. Anlayış , zekâ.

ANEYŞ

Anlayış, bellek, zekâ.

DEPOLAMA

Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.

ZİHİN

Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü. Anlayış, kavrayış. Bellek, an. Bilinç, dimağ.

DERS

Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.

DEPOLAMAK

Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak.

ANNAK

Tepenin en sivri yeri. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer. Anlayış, duygu. Anlayış, bellek, zekâ. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Görülebilen yer. Karşı, ön taraf. Doruk, gözetleme yeri, siper. Duygu. Hatıra. Alan, meydan.

AKIL

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.

ANLAR

Anlayış, bellek, zekâ: Artık ihtiyarladım, anlarım kıtaldı. Onlar.