Kelimeler arşivinde; içinde "elinle" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde elinle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu elinle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında elinle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VAZELİNLEMEK
VAZELİNLEME
BELİNLEMEK, YELİNLEMEK
BELİNLEME
ELİNLE
ELİNLE
Eliyle.
BELİNLEMEK
Birden uyanarak çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak, irkilmek.
BELİNLEME
Belinlemek işi.
VAZELİNLEME
Vazelinlemek işi.
YELİNLEMEK
Hayvan, doğumu yaklaşmak, doğuracağı belli olmak.
VAZELİNLEMEK
Vazelin sürmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELİNLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YAPIŞTIRMA
Yapıştırmak işi. Yapıştırarak yapılan. Gelinlerin yüzüne yapıştırılarak yapılmış olan süs.
YAZICILIK
Yazıcı olma durumu. Gelinlerin yüzünü boyayıp süsleme işi. Orduda yazıcının görevi.
ARDISIRA
Düğünden sonra gelinle güveyin kız evini kutlama ziyareti: Yanık Halilin ardısırasında kayınannesi elini öptürmedi. Hemen ardından, ardınca.
ÇALGIR
Gelinlerin başlarına bağlanıp arkadan ucu aşağıya sarkıtılan örtü.
EFENDİBABA
Bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü.
ARAKÇIN
Bereye benziyen, şapka içine veya yalnız olarak giyilen takke. Eskiden gelinlerin giydiği bir çeşit taç, takke. Takke. (Urfa).
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.
CIĞA
Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy. Kümes hayvanları ve kuşların baş, kanat ve kuyruklarındaki renkli ince ve uzun tüyler. Kuş. Türlü renklere boyanmış tavuk tüyleri. İbik. Zayıf ve uzun boylu. Olgunlaşmış başak tanesi. Soğuk girmemesi için tavan tahtaları arasına doldurulan çamur. Beyaz ve sarı renkte ince çok türlü bir cins ot. Filiz. İnce, dar, taşlı yol, patika. Kıvılcım. Gelin tacı. Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy. "boynu altın cığalı. Horoz, ördek, turna gibi hayvanların kuyruklarında uzun tüy.
APSENT
Pelinle kokulandırılmış sert bir içki.
KOLTUKÇU
Koltuk yapan ya da satan kimse. Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse. Eski ev eşyası alıp satan kimse. Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse. Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse. Koltuk meyhanesi işleten kimse.
BEDAL
Gelinlerin yüzlerine yapıştırılan yaldızlı pullar. Kadınların yüzlerine sürdükleri boya.
ARAŞGIN
Eskiden gelinlerin giydiği bir çeşit taç, takke.
BENİLDEMEK
Belinlemek.
BOYMA
Gelinlere örtülen kırmızı bir örtü.
TAÇ
Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık. Genellikle göz düzeyinden yüksek mobilyaların üstlerindeki kabartmalı, oymalı, süslü bölüm. Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi. Bazı tarikatlarda şeyhlerin giydikleri başlık. Yan. Gelinlerin başlarına takılan süs.
ARAHÇIN
Bereye benziyen, şapka içine veya yalnız olarak giyilen takke. Eskiden gelinlerin giydiği bir çeşit taç, takke. Tekke, başlık.
ARAKÇİN
Bereye benziyen, şapka içine veya yalnız olarak giyilen takke. Eskiden gelinlerin giydiği bir çeşit taç, takke.
CIĞCIĞA
Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy. Parlak, yaldızlı kağıt. İpek atkı. Kuru gürültücü, geveze. Hayvan hastalığı.
BAŞBAĞI
Sığırların boynuzuna bağlanan kısa ip. Büyük baş hayvanların başlarına bağlanan ardıçtan eğilmiş ağaç. Çalıdan yapılan çitlerin üstünü sağlamlaştırmaya yarayan uzunca değnekler. Düğünlerde gelinlere elbise giydirilirken ve başları bağlanırken yenge hanımın çalgıcılara verdiği bahşiş. Düğünlerde gelinin yakınlarının 'başına örtü bağlanmıyor' diyerek oğlan tarafından aldıkları bahşiş. Düğünlerde oğlan tarafının verdiği ziyafet. Havlu, peşkir. İhtiyar kadınların başlarına sardıkları kalın çember. Koca, zevç.
CIĞ
Dokuma tezgâhında kullanılan yassı tahta veya saçdan makara. Genç, küçük ağaç dalları. Kendir ve haşhaş sapı. Ağaca yapılan kalem aşısının uç kısmı. Kuzular için tahtadan yapılmış küçük ağıl. Ahırların üst döşemesi. Sınır. Pişmemiş. Kar üzerindeki ayak izi. Sürü, katar: Serçenin cığı olmaz. Kanı kaynama, sevme. Çığ. Donup buz haline gelmiş kar. Nemli havadan meydana gelen su damlacığı. Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy.