İçinde ELDİĞİN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "eldiğin" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde eldiğin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu eldiğin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında eldiğin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ELDİĞİN

Gümüşhane kenti, Şiran ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında ELDİĞİN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ELDİĞİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İLE

Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde ". olarak, . bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.

ABİYOGENEZ

Hayatın kökeni olarak canlıların cansızlardan meydana gelmesi; mikroorganizmaların ve yüksek organizmaların birdenbire cansızlardan meydana geldiğini ileri süren teori. Spontane generasyon. Hayatın kökeni olarak canlıların cansızlardan meydana geldiğini savunan teori, spontan jenerasyon, spontan nesil. Canlıların kendiliğinden cansızlardan oluştuğunu ileri süren teori, spontane jenerasyon teorisi.

ÖYLE

Onun gibi olan, ona benzer. O yolda, o biçimde, o tarzda. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. (ö'yle) O denli, o kadar, o derece.

ÇÖKERTME

Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.

KEYLOGGER

Bilgisayarda basılan tuşların kaydını tutan program. Keylogger programının kaydettiği bilgiler, keylogger yazılımını bilgisayara kuran casus kişiye bir şekilde iletilecek şekilde tasarlanmıştır. Aslen ingilizce bir kelime olan keylogger, key ve logger kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. Key, anahtar veya tuş (buton,düğme) anlamına gelir. Log ise tutulan kayıt anlamında kullanılan bir sözcüktür. Log kelimesine türeyen logger ise, kayıt tutucu anlamında kullanılır. Key ve Logger bir araya geldiğinde, anlaşılacağı üzere, tuşların kaydını tutan program akla gelir.

EREKÇİLİK

Her şeyin bir erekle belirlendiğini, bir ereğe yöneldiğini, her şeyin bir ereklik yasasına göre olup bittiğini benimseyen görüş, finalizm.

BÖYLE

Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.

KELLİ

"Sonra" edatı gibi, çıkma durumundaki sözlerin ardı sıra geldiğinde birbirine bağladığı iki yargıdan birincisini zorlayıcı bir sebep olarak gösteren bir söz.

ÖZENMEK

Beğendiği şeye benzemeye çalışmak, yapmaya kalkışmak. Bir şeyi yaparken elden geldiğince iyi yapmaya çabalamak, bir şeye büyük dikkat ve ilgi göstermek, itina etmek. Birini veya bir şeyi taklit etmeye çalışmak.

ÖZEN

Bir işin elden geldiğince iyi olmasına çabalama, özenme, itina, ihtimam.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

KADAR

Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

GELMEK

Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

PARÇA

Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

ALABAHAR

İlkbaharın ilk günleri, baharın geldiğini hissettiren günler: Bu yıl alabahar yaylaya çıktım.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

VAKİT

Zaman. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Geçim, para bakımından elverişli durum. Çağ. Belirlenmiş olan zaman.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

TAVCI

Birini kandırarak, yüze gülerek aldatan kimse. Yurt dışından geldiğini söyleyerek üzerindeki değeri düşük altın veya mücevherleri çok değerli gösterip dolandırıcılık yapan kimse.

VAROLUŞÇULUK

Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti, egzistansiyalizm.