Kelimeler arşivinde; içinde "eksin" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde eksin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu eksin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında eksin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GEREKSİNMEK, CÜREKSİNMEK, SEYREKSİNEK
GEREKSİNİM, BROMHEKSİN, GEREKSİNME, HEMOPEKSİN
DEBREKSİN, KALNEKSİN
NEKSİN
EKSİN
EKSİN
Anyon.
BROMHEKSİN
Hindistan'da yetişen Adatoma vesica adlı bitkiden elde edilen vazisilin alkaloidinin sentetik türevi olan ve mukus eritici etkinliğe sahip bir bileşik.
SEYREKSİNEK
Kurt bırakan sinek.
DEBREKSİN
Solunum yollarında bez hücrelerinin hareketlerini artırarak ve nefes borusu salgılarının yapışkanlığını azaltarak etkiyen, balgam söktürücü bir ilaç.
CÜREKSİNMEK
Öfkelendiği halde bir şey yapamamak.
GEREKSİNMEK
İhtiyaç duymak, ihtiyacı olmak.
NEKSİN
Kamçılarda ve sillerde yan yana gelen mikrotüpçükleri birleştiren protein.
HEMOPEKSİN
Kandaki serbest hemi bağlayarak uzaklaştıran bir plazma proteini.
GEREKSİNME
Gereksinmek işi veya durumu. İnsanın yaşaması, gelişmesi, üremesi, sağlığını koruması, doğal ve toplumsal çevreye uyabilmesi için gereken şey, koşul. Güdü. Rahatlık ve uyum sağlayan ve düzgülü davranışları kolaylaştıran içerik ya da dışarık kimi şeylerden yoksun olma durumu. (Bazen doyurulmamış güdüler anlamında da kullanılır.).
GEREKSİNİM
Eksikliği duyulan şey, ihtiyaç.
KALNEKSİN
Endoplâzmik retikulum zarında Ca2+ bağlayan ve glikoprotein sentezinde rol alan bir protein.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKSİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKIMEVİ
Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.
GETTO
Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi. Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.
DOYMAK
İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak. Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak. Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak.
DÜZMEK
Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
FLAŞ
Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.
GEÇİNMEK
Yaşamak için gerekeni sağlamak. Taslamak. Uzlaşmak, anlaşmak. Ölmek. Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak.
ENGELLEME
Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.
DOYGUN
Her türlü gereksinimini gidermiş, tatmin olmuş, müstağni.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ANYON
Negatif elektrikle yüklü iyon, eksin.
BAKINTI
Temel gereksinimleri karşılama.
HARÇLIK
Ufak tefek gereksinimler için harcanacak para.
İHTİYAÇ
Gereksinim. Yoksulluk, yokluk. Güçlü istek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
BALTALIK
Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
BAKIM
Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.
GAR
Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu.