Kelimeler arşivinde; içinde "eklenti" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde eklenti bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu eklenti ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında eklenti olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BEKLENTİLER
EKLENTİLER
BEKLENTİ
EKLENTİ
EKLENTİ
Bir şeye eklenmiş olan, ek durumunda bulunan parça.
BEKLENTİLER
Karar birimlerinin, iktisadi değişkenlerin gelecekte alacakları değerlere ilişkin inanç ve öngörüleri.
EKLENTİLER
Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölümler veya yapılar, müştemilat. Tamamlayan bölüm. Bir bütünü tamamlayan diğer küçük eklentiler.
BEKLENTİ
Gerçekleşmesi beklenen şey. Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüsü.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKLENTİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EVETLENME
Tümevarımcı bilimlerde bir gerçekleme sürecinde olguların varsayım ya da öndeyilerdeki beklentilere uygun belirmesi, bk. değille(n)me.
AVRİKULAT
Kulaklı; brakte ya da petal tabanının iki yanında bulunan, yuvarlak ya da değişik şekillerde olabilen eklentili yaprak.
AKROKORDON
Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.
DEĞİLLENME
Tümevarımcı bilimlerde başvurulan bir gerçekleme sürecinde olguların varsayım ya da öndeyilerdeki beklentilere aykırı belirmesi, bk. evetle(n)me.
MÜŞTEMİLAT
Eklentiler.
ÖNDEYİ
Genellik ve yasalara dayanılarak yapılan geleceğe yönelik çıkarım ya da öngörülen nedensel ilişkinin gerçekleşeceğine ilişkin beklenti, kestirim.
DERMATOFİTOZİS
Deri ve eklentilerinin keratinli tabakalarının patojen dermatofit türü mantarlardan biriyle yüzeysel, çok bulaşıcı ve insanlara da bulaşabilen enfeksiyonu, epidermofitozis, Halk dilinde demregü, dermem. Tanı anamneze, klinik bulgu, deri kazıntılarının ve kılların mikroskobik incelemesine, kılların morötesi ışık altında muayenesine, deri biopsilerine ve mantar kültürlerine dayanır.
ETENELENMEK
Oğulcuk veya eklentileriyle ana arasında ilgi kurmak.
DÜŞÜNGÜDÜM
Toplumsal gidişe ilişkin beklenti ve öndeyileri dile getiren yargılar dizgesi.
ŞİŞİNMEK
Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.
ÖZDEŞTİRMEK
Başka birinin veya bir grubun ölçülerini, beklentilerini benimsemek.
PAPUÇ
Çürük temelleri sağlamlaştırmak için çakılan kazıkların alt başına geçirilen demir parçası. Papuç, ayakkabı. İşkencelerde, sıkma vidalarının ucundaki hareketli, altı düz, yuvarlak demir. Masa, sandalye ve benzerleri mobilyaların ayaklarına takılan madensel ya da plastik eklenti. Kayık dümeni. (Gerze Sinop).
RAFE
Diatome kabuğunda bulunan uzunluğuna çizgi, yarık. Dikiş, ek yeri, eklenti.
KÖY
Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu hayata uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri. Köy halkı. Köy (bk. kü, küv, küy). Belli bir adı, okul, cami, muhtarlık ve benzerleri toplumsal ve dinsel kuruluşları, komşu köyden ayrıldığı sınırları, tarla, otlak ve korusu bulunan, halkının yaşamı aşağı yukarı tümüyle toprağa bağlı olan yerleşim biçimi. Birbirleriyle akraba olan ya da olmayan birden çok ailenin bir araya gelerek tarım yapmaya ya da hayvan yetiştirmeye elverişli yerey parçasının bir köşesinde kurdukları, alan ve sokaklar çevresinde toplanan küçük ya da büyük, dağınık ya da toplu yapılarla, bunların eklentilerinden oluşan evrensel ve geleneksel yerleşme yeri. bk. köylü, köy topluluğu, akraba. Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal uğraşıda bulunmak gibi işlevlerle ayrımlaşan ve belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu yaşamı yansıtan yerleşme birimi. Köz, kor; yanık, yanma; azap, ıztırap.
PENCERE
Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.
ETENELENME
Embriyo veya eklentileriyle ana arasında kimyasal değiş tokuşu sağlamak amacıyla ilgi kurma.
KÖPÜK
Sabun, deterjan vb.nin suda erimesinden oluşan beyaz kabarcık. Çalkanan, kaynatılan, mayalanan, yukarıdan dökülen sıvıların üzerinde oluşan hava kabarcıkları yığını. Yapay olarak elde edilen, yumuşak ve esnek dolgu gereci. Gaz ve buharların sıvı katmanları ile kuşatılmasından oluşan yığın. Hayvanların, bazı kez de insanların ağzında görülen salyamsı kabarcıklar. Harmanda ekin saplarını çekip dağıtmaya yarayan ucu eğri tarım aracı. Bir iktisadi varlığın cari fiyatının, gelecekte yükseleceği beklentisiyle olması gereken düzeyin çok üzerine çıkması durumu. karşılığı istikrar bozucu spekülasyon. Gaz ve buharların sıvı katmanları ile kuşatılmasından oluşan dizge. Çok küçük boyutlu gaz kabarcıklarının bir sıvı fazda dağılması ile oluşan heterojen karışım. Genellikle bir sıvı içinde, asıltı durumunda bulunan gaz kabarcıklarının oluşturdukları nesne.
PABUÇ
Ayakkabı. Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü. Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti. İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça.
İZDÜŞÜM
Belirli bir uzam bilgisel (geometrik) yolla, uzayın bir noktasına ya da maktaların bir kümesine, bir doğrunun ya da bir yüzeyin bir noktasını ya ida noktaların bir kümesini karşılık getirme işlemi. Bir ışık kaynağından çıkan ışınlar yoluyla aygıta sürülen diyapotifizin görüntüleme eylemi. Bu yolla oluşan görüntü. Bir zaman dizisinde, dizinin öngörü değeri. Olasılık kuramında, bir değişkenin koşullu beklentisi. Kristal cisimlerinin, kristal fiziksel özelliklerini (yüzeyler, kenarlar, kuşak bağıntıları, optik özelliklerle biçim ilişkileri), bir düzlem üzerine yansıtma.
ISTOP
Çekmece ya da kapakları istenilen konumda durduran dayanak. Çekmecelerin çıkarak düşmesini önleyen eklenti.