Kelimeler arşivinde; içinde "düşünü" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düşünü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu düşünü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düşünü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÜŞÜNÜLEBİLMEK
DÜŞÜNÜLEBİLME
DÜŞÜNÜVERMEK
DÜŞÜNÜCÜLÜK, DÜŞÜNÜVERME
DÜŞÜNÜLMEK, DÜŞÜNÜRLÜK, DÜŞÜNÜKSÜZ
DÜŞÜNÜLME
DÜŞÜNÜCÜ
DÜŞÜNÜM, DÜŞÜNÜR, DÜŞÜNÜŞ, DÜŞÜNÜK
DÜŞÜNÜ
DÜŞÜNÜ
Öncelikle ve dolaysız olarak duyumlarla ilişkisi bulunmayan herhangi bir anlık süreci. Çeşitli ansal işlemler yoluyla yaratılmış ve belli bir içeriği olan kavramsal oluşum.
DÜŞÜNÜK
Düşünce. Düşünceli. Saygı.
DÜŞÜNÜLEBİLME
Düşünülebilmek işi.
DÜŞÜNÜVERME
Düşünüvermek işi.
DÜŞÜNÜKSÜZ
Saygısız kimse.
DÜŞÜNÜM
Düşün, fikir, ide.
DÜŞÜNÜR
Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir.
DÜŞÜNÜRLÜK
Düşünür olma durumu.
DÜŞÜNÜLEBİLMEK
Düşünülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜŞÜNÜCÜ
Düşünür.
DÜŞÜNÜVERMEK
Çabucak düşünmek.
DÜŞÜNÜŞ
Düşünme işi, tefekkür. İnsanın, özellikle davranışlarına yön veren ahlak tutumu ve düşünme biçimi.
DÜŞÜNÜLME
Düşünülmek işi.
DÜŞÜNÜCÜLÜK
Düşünücü olma durumu.
DÜŞÜNÜLMEK
Düşünme işine konu olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜŞÜNÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOĞRUCULUK
Doğrucu olma durumu, harbicilik. Bir insanın söz ve hareketleriyle düşünüşünün, kanaat ve inançlarının uyuşması.
HESAPSIZ
Hesabı tutulmayan. Ölçüsüz, tutumsuz, savruk, müsrif. Önceden iyi düşünülmemiş, sonu belli olmayan. Sayılamayacak kadar çok olan.
KAFASIZ
Kafası olmayan. Düşünüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan, anlayışsız, kavrayışsız.
CEFFELKALEM
Düşünüp taşınmadan, bir çırpıda.
FANTEZİ
Sonsuz, sınırsız hayal, fantazya. Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı. Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş. Süslü ve türü değişik olan.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
HESAPLI
Satın alınabilen, bütçeye uygun, ekonomik. Ayrıntılarıyla düşünülüp tasarlanmış, planlı, rasyonel. Ölçülü davranan, ölçülü. Parasını ölçülü harcayan, tutumlu.
EVREN
Gök varlıklarının bütünü, kâinat, cihan, âlem, kozmos. Kişinin içinde yaşadığı, ilişkide bulunduğu ortam. Büyük yılan. Düzenli ve uyumlu bir bütün olarak düşünülen bütün varlıklar. Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
AKLINCA
Sandığına göre, düşünüşüne göre, umduğuna göre, aklı sıra.
AHLAKLILIK
Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.
ÇOĞUMSAMAK
Bir şeyin düşünülenden daha çok olduğu yargısına varmak, çok görmek, çok bulmak.
GÖNÜL
Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı. İstek, arzu.
ELVEDA
Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz. Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken "Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun" anlamlarında kullanılan bir söz.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
İHTİYATİ
İlerisi düşünülerek yapılan.
ESMEK
Hava bir yönden bir yöne akmak, rüzgâr olmak. Yapılması önce düşünülmüş olmayan veya beklenmeyen bir şeyi yapmaya birdenbire karar vermek.
BAĞLILAŞIK
Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.
GERÇEK
Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.
FELSEFE
Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Dünya görüşü. Bir konuda soyut düşünüş. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü.
İSTEK
Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk. Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu. Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep. İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi.