Kelimeler arşivinde; içinde "düşün" olan, toplam 53 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düşün bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu düşün ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düşün olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÜŞÜNCELLEŞTİRME
DÜŞÜNDÜREBİLMEK
DÜŞÜNDÜREBİLME, DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK, DÜŞÜNÜLEBİLMEK
DÜŞÜNDÜRMELİK, DÜŞÜNÜLEBİLME, DÜŞÜNCESİZLİK
DÜŞÜNEBİLMEK, DÜŞÜNÜVERMEK, DÜŞÜNDÜRTMEK, DÜŞÜNCELİLİK, DÜŞÜNCESİZCE
DÜŞÜNÜVERME, DÜŞÜNEBİLME, DÜŞÜNÜCÜLÜK, DÜŞÜNCEMELİ, DÜŞÜNDÜRÜCÜ, DÜŞÜNDÜRTME, DÜŞÜNDÜRMEK, DÜŞÜNDEŞLİK, DÜŞÜNCELLİK
DÜŞÜNDÜRÜK, DÜŞÜNDÜRME, DÜŞÜNÜLMEK, DÜŞÜNÜRLÜK, DÜŞÜNCESİZ, DÜŞÜNBİLİM, DÜŞÜNÜKSÜZ, DÜŞÜNGÜDÜM
DÜŞÜNGÜLÜ, DÜŞÜNEKLÜ, DÜŞÜNCEME, DÜŞÜNÜLME, DÜŞÜNTÜLÜ, DÜŞÜNCELİ, DÜŞÜNYAPI
DÜŞÜNÜCÜ, DÜŞÜNSEL, DÜŞÜNMEK, DÜŞÜNDEŞ, DÜŞÜNCEL
DÜŞÜNÜK, DÜŞÜNÜŞ, DÜŞÜNTÜ, DÜŞÜNGÜ, DÜŞÜNEK, DÜŞÜNÜR, DÜŞÜNÜM, DÜŞÜNME, DÜŞÜNCE
DÜŞÜNÜ
DÜŞÜN
DÜŞÜN
Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.
DÜŞÜNDÜRÜCÜLÜK
Düşündürücü olma durumu.
DÜŞÜNDÜREBİLMEK
Düşündürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜŞÜNÜVERMEK
Çabucak düşünmek.
DÜŞÜNÜLEBİLMEK
Düşünülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜŞÜNDÜRMELİK
Düşündürmeye yol açan şey.
DÜŞÜNDÜRTMEK
Düşündürmesine sebep olmak.
DÜŞÜNEBİLME
Düşünebilmek işi.
DÜŞÜNCESİZCE
Düşüncesiz bir biçimde.
DÜŞÜNÜVERME
Düşünüvermek işi.
DÜŞÜNCESİZLİK
Düşüncesizce davranma durumu.
DÜŞÜNDÜREBİLME
Düşündürebilmek işi.
DÜŞÜNCELİLİK
Düşünceli olma durumu.
DÜŞÜNCELLEŞTİRME
Kimi olguların en belirgin örneklerine dayalı bir bilimsel çözümleme aracı ve kuram yapma temeli.
DÜŞÜNÜLEBİLME
Düşünülebilmek işi.
DÜŞÜNEBİLMEK
Düşünme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜŞÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
ANLAMLI
Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
AKLINCA
Sandığına göre, düşünüşüne göre, umduğuna göre, aklı sıra.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ALEYHTARLIK
Bir işe, harekete veya düşünceye karşı olma, karşıtçılık.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AKILSAL
Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.
ANLAŞMAK
Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak. Sözleşmek, sözleşme imzalamak.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ANCAK
"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.
AHLAKLILIK
Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.