İçinde DÜZELTİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "düzelti" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düzelti bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu düzelti ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düzelti olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DÜZELTİLEBİLMEK

14 harfli kelimeler

DÜZELTİLEBİLME

12 harfli kelimeler

DÜZELTİCİLİK

11 harfli kelimeler

DÜZELTİLMEK

10 harfli kelimeler

DÜZELTİLME, EŞDÜZELTİM

9 harfli kelimeler

DÜZELTİCİ

8 harfli kelimeler

DÜZELTİM, DÜZELTİŞ

7 harfli kelimeler

DÜZELTİ

Bazı kelimelerin anlamları

DÜZELTİ

Düzeltme işi, tashih. Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme, tashih.

DÜZELTİLMEK

Düzeltme işine konu olmak veya düzeltme işi yapılmak.

DÜZELTİŞ

Düzeltmek işi.

EŞDÜZELTİM

Yapım işlemlerini kolaylaştırmak için ayrı düzeylerdeki toprak parçalarının, kazarak, toprağı başka yere taşıyarak aynı düzeye getirilmesi işi. Yeryüzünde bulunan ya da yeryüzüne yakın olan noktaların düşey doğrultudaki uzaklıklarının ölçülmesi işi.

DÜZELTİCİLİK

Düzelticinin yaptığı iş, musahhihlik.

DÜZELTİM

Düzeltme işi.

DÜZELTİCİ

Basılmak üzere dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse, düzeltmen, musahhih.

DÜZELTİLME

Düzeltilmek işi.

DÜZELTİLEBİLME

Düzeltilebilmek işi.

DÜZELTİLEBİLMEK

Düzeltilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında DÜZELTİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZELTİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

NİŞANGEÇ

Düzeltilmiş bir ağaç parçasının kenarına değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için marangozlukta kullanılan el aracı.

YOL

Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

AYARLI

Ayarlanmış, doğru çalışması sağlanmış, düzeltilmiş (saat, makine vb.). Belirli bir ayarda olan (altın veya gümüş).

TASHİHİKARAR

Mahkemece alınan kararın düzeltilmesi.

İMLEÇ

Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici. Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi.

MUSAHHİH

Düzeltici.

TANZİMAT

İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı. Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem.

DÜZELTMEN

Düzeltici.

ÇARPLI

Etrafı düzeltilmiş taş.

LENS

Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek, kontak lens. Mercek.

RÖTUŞLU

Rötuş yapılmış, düzeltilmiş.

YAZILA

Devlet dairelerinde yapılmış olan müsveddenin düzeltilmesi yapıldıktan sonra yazılması için verilen "yazılsın" emri.

BALAST

Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.

DEKOMPRESYON

Basıncın herhangi bir biçimde ortadan kalkması. Derin deniz dalgıçlarında ve yükseklere çıkan pilotlarda atmosferik basınçtaki azalmasının normal koşullarda da devam etmesi durumu. Kontrol altına alınamaz ise dekompresyon hastalığı biçimlenir. Yapay olarak bu durumun düzeltilmesine yönelik geliştirilen teknik.

BUL

Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta.

DERZ

Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı.

DÜZELTME

Düzeltmek işi, tashih. Düzelti. Daha iyi duruma getirmek için yapılmış olan değişiklik, ıslahat, reform.

ONARMAK

Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek, tamir etmek. İşlenen bir kusuru, yapılmış olan bir yanlışlığı giderecek veya önleyecek davranışlarda bulunmak. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapmak, ilk duruma getirmek, restore etmek.

MUSAHHİHLİK

Musahhih olma durumu. Düzelticilik.

TASHİH

Düzeltme, düzelti.