Kelimeler arşivinde; içinde "düzelti" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düzelti bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu düzelti ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düzelti olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÜZELTİLEBİLMEK
DÜZELTİLEBİLME
DÜZELTİCİLİK
DÜZELTİLMEK
DÜZELTİLME, EŞDÜZELTİM
DÜZELTİCİ
DÜZELTİM, DÜZELTİŞ
DÜZELTİ
DÜZELTİ
Düzeltme işi, tashih. Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme, tashih.
DÜZELTİLMEK
Düzeltme işine konu olmak veya düzeltme işi yapılmak.
DÜZELTİŞ
Düzeltmek işi.
EŞDÜZELTİM
Yapım işlemlerini kolaylaştırmak için ayrı düzeylerdeki toprak parçalarının, kazarak, toprağı başka yere taşıyarak aynı düzeye getirilmesi işi. Yeryüzünde bulunan ya da yeryüzüne yakın olan noktaların düşey doğrultudaki uzaklıklarının ölçülmesi işi.
DÜZELTİCİLİK
Düzelticinin yaptığı iş, musahhihlik.
DÜZELTİM
Düzeltme işi.
DÜZELTİCİ
Basılmak üzere dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse, düzeltmen, musahhih.
DÜZELTİLME
Düzeltilmek işi.
DÜZELTİLEBİLME
Düzeltilebilmek işi.
DÜZELTİLEBİLMEK
Düzeltilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZELTİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NİŞANGEÇ
Düzeltilmiş bir ağaç parçasının kenarına değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için marangozlukta kullanılan el aracı.
YOL
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.
AYARLI
Ayarlanmış, doğru çalışması sağlanmış, düzeltilmiş (saat, makine vb.). Belirli bir ayarda olan (altın veya gümüş).
TASHİHİKARAR
Mahkemece alınan kararın düzeltilmesi.
İMLEÇ
Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç, kaydedici. Konumu genellikle klavye veya fare ile denetlenen, ulaşılacak verinin yerini, yazılacak veya düzeltilecek bölümleri gösteren işaretçi.
MUSAHHİH
Düzeltici.
TANZİMAT
İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı. Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem.
DÜZELTMEN
Düzeltici.
ÇARPLI
Etrafı düzeltilmiş taş.
LENS
Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek, kontak lens. Mercek.
RÖTUŞLU
Rötuş yapılmış, düzeltilmiş.
YAZILA
Devlet dairelerinde yapılmış olan müsveddenin düzeltilmesi yapıldıktan sonra yazılması için verilen "yazılsın" emri.
BALAST
Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.
DEKOMPRESYON
Basıncın herhangi bir biçimde ortadan kalkması. Derin deniz dalgıçlarında ve yükseklere çıkan pilotlarda atmosferik basınçtaki azalmasının normal koşullarda da devam etmesi durumu. Kontrol altına alınamaz ise dekompresyon hastalığı biçimlenir. Yapay olarak bu durumun düzeltilmesine yönelik geliştirilen teknik.
BUL
Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta.
DERZ
Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı.
DÜZELTME
Düzeltmek işi, tashih. Düzelti. Daha iyi duruma getirmek için yapılmış olan değişiklik, ıslahat, reform.
ONARMAK
Bozulmuş, eskimiş olan bir şeyi düzeltip işler veya kullanılır duruma sokmak, işe yarar duruma getirmek, tamir etmek. İşlenen bir kusuru, yapılmış olan bir yanlışlığı giderecek veya önleyecek davranışlarda bulunmak. Bir yapının, bir heykelin, bir resmin bozulmuş yerlerini yeniden yapmak, ilk duruma getirmek, restore etmek.
MUSAHHİHLİK
Musahhih olma durumu. Düzelticilik.
TASHİH
Düzeltme, düzelti.