İçinde DOĞRAMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "doğrama" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde doğrama bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu doğrama ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında doğrama olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

DOĞRAMACILIK

9 harfli kelimeler

DOĞRAMACI

8 harfli kelimeler

DOĞRAMAK, DOĞRAMAÇ

7 harfli kelimeler

DOĞRAMA

Bazı kelimelerin anlamları

DOĞRAMA

Doğramak işi. Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri.

DOĞRAMACILIK

Doğramacının yaptığı iş.

DOĞRAMAÇ

Yağda kızartılan ekmek parçaları. Ekmeği süt, yoğurt, ayran içine doğrayarak yapılan yiyecek, papara.

DOĞRAMAK

Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak.

DOĞRAMACI

Ahşap doğrama yapan kimse.

  -   -   -  

Anlamında DOĞRAMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOĞRAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DOĞRAM

Doğrama sonucu ortaya çıkan parça.

ÇENTMEK

Bir şeyin kenarında kertik açmak. Soğan, salatalık vb.ni küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak.

KIYMAK

Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak. Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek. Acımayıp öldürmek. Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

ÇIRTMA

Ufak parçalara doğranmış kabak veya patlıcandan yapılmış yemek. İnce doğranmış taze fasulye yemeği. İnce doğranmış salatalık üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan salata, cacık. Isırgan otundan yapılmış börek. Tekme, çelme. Fiske. Çelme, doğrama; çırtma tahmak, şalgam çırtmasi.

ÇİNTMAK

Bir şeyi ufak parçalara bölmek, doğramak, kesmek: Kabağı çintte kavuralım.

DOĞRATMAK

Doğrama işini yaptırmak.

KESMEK

Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.

CENTMEK

Yontmak. Bir şeyi ufak parçalara bölmek, doğramak, kesmek: Kabağı çintte kavuralım.

ÇİNTMEK

Yontmak. Bir şeyi ufak parçalara bölmek, doğramak, kesmek: Kabağı çintte kavuralım. Bazı hastalıklara karşı kan almak için başın çeşitli yerlerine ustura vurarak yaralar açmak. Kabuğu çıkarıp içini almak: Ayçiçeği çinttik. Ovalamak, sürtmek: Çamaşırı güzel çint de kirleri iyi çıksın. Aradan çıkarmak. Aşık oyununda büyük aşıkla küçük aşıkları vurmak. Az olan suları bir araya toplamak. Suları azar azar ayırıp bölmek.

OMBRA

Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya.

ÇENTİKLEMEK

Bir şeyde çentik açmak. Bir şeyi ince doğramak.

SUNTA

Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılmış olan tahta.

ÇIRTMAK

Bıçak veya ustura ile küçük delikler, gözler açmak. Küçük parçalara ayırmak, ince ince doğramak (kabak hakkında). Kan almak için ustura ile vücudu kesilmek. Damla damla inek sağmak. Kamçı, lastik parçası vs. ile vurmak, kamçılamak; ince, uzun dilimler hâlinde doğramak.

FAREKUYRUĞU

Tahta işlemeciliğinde veya ahşap doğramada, kilit yeri açmakta kullanılan ince, dar testere.

KESTANE

Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa). Kestane rengi. Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi.

ÇENDELEMEK

Yontmak. Ufak ufak doğramak.

KURTAĞZI

Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Doğramanın birbirine geçen dişleri. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.

DOĞRAYIŞ

Doğrama işi.

CİRTMEK

Damla damla inek sağmak. Bir şeyi ufak parçalara bölmek, doğramak, kesmek: Kabağı çintte kavuralım.